CGTN / Bradley Blankenship

Moskova yönetiminin Ukrayna’daki “özel askeri operasyonuyla” ilgili Amerika Birleşik Devletleri (ABD) önderliğinde Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlar konusunda en fazla kafa karıştıran şeylerden biri, yaptırımların uygulandığı ülkelerde insanlara zarar vereceği gerçeğidir. Bunun sebebi Rusya’nın, enerji ve tarım gibi son derece önemli sektörlerde dünya için önemli bir ekonomik ortak olmasıdır. Bu ülkelerin zaten pek çok enflasyonist baskılarla karşı karşıya olmasıyla birlikte, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar sadece bu sorunu daha da kötüleştirecektir. 

ABD bu konuda kayda değer bir yaklaşım benimsedi: Kendi yaptırımlarını görmezden gelmek. ABD Başkanı Joe Biden 8 Mart’ta yayımladığı başkanlık emri ile Rusya petrolü, sıvılaştırılmış doğal gazı ve kömürünü yasakladı. Beyaz Saray tarafından yayımlanan bilgi notunda bunun tam bir yasak olduğu, yani ABD’ye Rusya’nın fosil yakıt tedarikini tamamen kesmesi gerektiği anlamına geldiğini gösteriyor.

Her zaman olduğu gibi bu gerçekte başarıya ulaşmadı. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Mikhail Popov, Rus gazetesi Komsomolskaya Pravda’ya 3 Nisan’da yaptığı açıklamada, ABD’nin geçen hafta Rusya’dan petrol ithalatını yüzde 43 artırarak günlük 100 bin varile yükselttiğini söyledi. Popov ayrıca, ABD’nin Rusya’dan mineral gübre için istisnayı uyguladığına dikkati çekti. Popov’a göre bununla ilgili ironik olan şey, ABD’nin müttefiklerinin bu yaptırımların enflasyonist etkilerini önlemek için benzer adımlar atmasının fiilen yasaklanmış olmasıdır. Washington, “Ukrayna’yı yalnız bırakmamak” için cesur biçimde fedakârlıkta bulunacağını iddia etmiş ve Rusya ile iş yapmaya devam eden bazı müttefikleri yaptırım uygulamakla tehdit etmiştir. 

ABD’NİN RUSYA YAPTIRIMLARI

Açıkçası, Demokrat Parti’nin bu yıl kritik ara seçimlerle karşı karşıya olmasıyla Biden yönetimi, kendi çıkarlarını müttefiklerinin çıkarlarından çok daha önemli görüyor, bu da müttefiklerinin yaklaşımını özerk bir jeopolitik oyuncu olmak yerine Amerika’nın emperyal projesine indirgiyor. Economic Intelligence Unit’e göre, Ukrayna’daki çatışma, tahmini ekonomik büyüme açısından en fazla Fransa, İtalya ve Almanya gibi Avrupa ülkelerine mal oldu. Almanya’nın revize edilen 2022 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) Ukrayna krizi nedeniyle yüzde 3,5’tan yüzde 2,5’e düşeceği, İtalya’nın GSYİH büyümesinin yaklaşık yüzde 1 ve Fransa’nın da yaklaşık dörtte üçü kadar gerileyeceği öngörülüyor. 

Benzer şekilde çatışmalar ve ardından yaptırımlar enflasyonist baskıyı artırdı. Örneğin, Alman Perakende Derneği, muhtemelen çatışmanın baskısı yüzünden yüzde 20-50 oranındaki gıda perakende fiyat artışlarının 4 Nisan’da yürürlüğe gireceğini açıkladı. 

Avrupalıların bu artan maliyetleri ve ekonomik büyüme üzerindeki zincirleme etkilerini, Ukrayna’ya yönelik ahlaki kaygılarından dolayı karşılaması beklenirken, Amerikalılar siyasi kaygılar yüzünden aynı şeylerden genellikle kaçınıyorlar. Benzer şekilde ABD, Hindistan’ı yaptırımlarla vurmakla tehdit etti ve Moskova’ya yönelik yaptırımları “engellemeye veya atlatmaya” teşebbüs eden ülkeler için “sonuçları” olacağı uyarısında bulundu. Pakistan Başbakanı İmran Han’ın Rusya ile ilişkileri yüzünden devrilmesini amaçlayan Pakistan’da devam eden siyasi kargaşada ABD’nin bir eli olduğuna inanmak için mantıklı şüpheler var.

RUBLE DEĞER KAZANDI

Aynı zamanda, Rusya’nın rublesinin kriz öncesi değerini geri kazandığı ve ülke ekonomisinin genel olarak Batı’nın yaptırımlarına direnmede yeteri kadar dayanıklı olduğu dikkate alındığında, bütün bunların başarısız olduğu görünüyor. Batı medyası sürekli olarak Rus ekonomisinin çökebileceğini bildirirken, çatışmanın Rusya’ya maliyetine ilişkin kafalarda soru işareti doğuyor. Durum hiç de öyle görünmüyor. Özellikle Avrupalılar için Rusya’ya yönelik yaptırımların uzaması sadece daha fazla sıkıntıya ve ıstıraba yol açacaktır. Rusya ekonomik olarak ve siyasi olarak Avrupa’nın parçasını oluşturuyor ve her yönden ciddi zarar vermeden kıtadan irtibatı kesilemez. Rusya’yı kapsamayan bir Avrupa mantıksız ve gözü karadır, bu yüzden Avrupa Birliği (AB) Atlantik’in karşısında açıkça kendi çıkarının peşindeki bir aktörden yürüyüş talimatı almamalıdır. 

ABD’nin bir seçimden önce vatandaşlarının hayal kırıklıklarını düzeltmek amacıyla görünüşe bakılırsa Rus petrolünü ve gübresi ithalatını artırarak kendi yaptırımlarını ihlal etmesi gerçeği, Amerika’nın kendi sözde değerlerine bağlılığına ilişkin kayda değer eksikliğini gösteriyor. Avrupalı liderler bunun farkına varmalı ve bu yaptırımların etkilerinin kendi vatandaşları üzerinde hiç şüphesiz ABD’nin vatandaşlarına nazaran daha kötü olacağını anlamalıdır.