CGTN / Hannan Hussain

Avustralya, Hindistan, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderleri ilk kez yüz yüze Washington’da bir araya gelirken, grubun belki de tek tarihsel hareketi buydu: sanaldan yüz yüze görüşmeye geçmek. Diğer türlü, QUAD liderlerinin geçen hafta yayınladığı ortak bildiri “çığır açıcı” Covid-19 aşı ortaklıklarının sadece sözde kaldığını, daha “kural temelli” duruşun Pasifik’teki deniz istikrarını tehdit ettiğini ve nükleerden arınma, demokrasi ve akıllı teknolojilerle ilgili gürültülü açıklamaların önemli bir iz bırakmadığını ya da barışı kurucu bir etki de bulunmadığını görürlerdi.

Ülkelerin liderleri “Birlikte, serbest açık ve kural temelli, köklerini uluslararası yasalardan alan ve zorlamayla yılmayan bir düzeni desteklemeyi, Hint-Pasifik ile ötesinde güvenlik ve refahı güçlendirmeye tekrar söz veriyoruz.” dediler. Tartışmalı bölgesel hedeflere ulaşmak için ideolojiye sıkı vurgu yapmak tam da zorlamanın tanımıdır.

BM Deniz Hukuku Anlaşması’nın (UNCLOS)-Güney Çin Denizi’ndeki barış, istikrar ve anlaşmazlıklarla ilgili hassasiyetleri ele almanın altın kuralı- QUAD’ın sözde “denizlerde kural temelli düzen” taraftarlığı ile desteklendiği inanılmaz fikrini düşünün. İttifakın gözünden bir kez daha kaçan şey QUAD’ın zehirli kural temelli söyleminin ötesindeki gelişmelerle kısmen takdir edilen UNCLOS’in Pasifik’te fiilen bölgenin toprak bütünlüğünü göz ardı etmeden silah haline getirilemeyeceği gerçeğidir. Bütün ilgili tarafların Güney Çin Denizi Davranış Kuralları için sürdürülebilir bir hareket ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü’nün (ASEAN) karışmama konusunda ortaya konan gücü.

YAKIN GEÇMİŞİN BÜYÜK VAATLERİ

Son konu geçen haftaki ortak bildiriyle özellikle alakalıdır. Sonuç olarak, QUAD’ın ASEAN’ın bütünlüğüne destek vermesi ASEAN’ın Pasifik’teki bölgesel görüşünün QUAD’ın “Hint-Pasifik bölgesinin kalbi” olarak görülmesi konusunda ısrar ettiği şeyle olumlu biçimde uyuşmasına bağlanmaktadır. QUAD’ın deniz güvenliğinin aldatıcılığının başka bir işareti, hayali gerçekliklerle destekleniyor olmasıdır.

İlginç bir şekilde, yakın geçmişin büyük vaatleri de -Güneydoğu Asya için güvenli Covid-19 aşı tedarik hedefleri ve QUAD’ın sağlık güvenliği konusundaki iddia edilen uzmanlığı gibi- boş çıktı. İttifakın kendi kabul ettiğine göre, Hint-Pasifik bölgesindeki ülkeleri şimdiye kadar 79 milyon doz kadar aşı sağlandı. Bu 2022’nin sonuna kadar geniş Asya için belirlenen 1 milyar aşı tedarik hedefinin sadece küçük bir parçası. Aşı üretimi için tedarik zinciri konusundaki karşılanmayan beklentiler de acil gerçeklerle yüzleşmeye ekleniyor; QUAD’ın tartışmalı aşı diplomasisi kampanyasının ısrarlı aşırı güvene değil, acilen makul kendini değerlendirmeye ihtiyacı var. Bilgili eleştirmenler böyle bir eğilimi hissetmişlerdi. QUAD’ın Çin’e karşı doğrudan ve zımni muhalefetinin kilit zayıflığı, onun teknolojik dehası, salgına karşı müdahaleleri, Pasifik’teki yardımları çeşitlendirmesidir. Bütün bunlar QUAD’ın çok taraflılık, evrensel haklar ve ortak değerlere bağlılık sözlerinin kontrole bağlı olmaktan başka bir şey olmadığını garanti ediyor.

ABD’NİN EYLEM PLANININ KİLİT İDEOLOJİK BELİRLEYİCİLERİ

QUAD’ın yeni ortaya çıkan “güvenli açık ve şeffaf 5G ve 5G ötesi ağlarla” ilgili tutkularından başka bir yere bakmaya gerek yok. QUAD’ın bu ekseni ülkeleri mevcut 5G düzenlemelerinden farklılaşmaya ikna etmek için bir fırsat olarak pazarlaması tesadüf değil. QUAD’ın ilan edilen varsayımları önemlidir çünkü bunlar Washington’ın Çin’in, benzer güvensizlikler etrafında kurulmuş dünya lideri 5G ağlarını bir dizi kendi müttefiki ile birlikte uygulamaya geçmesini engelleme konusundaki başarısız çabalarını yansıtıyorlar. Geçen haftaki ortak bildiri, Beijing’in adını anmasa da ABD’nin eylem planının kilit ideolojik belirleyicilerini taşıyor; yeni 5G düzenlemeleri QUAD’ın “ortak değerler” versiyonunu ve grubun “evrensel insan haklarına saygıdan” anladığı şeyi temsil edecek. Dahası da var. QUAD örneğin demokrasi konusundaki son hedefi çelişkilerle yüklü. Örnek bir olay Myanmar.  Birkaçı ASEAN’ın 5 noktalı uzlaşma önerisini küçümseyen liderler birden bu planın “acilen uygulanması” için kampanya yapmakla ilgilendiler.

QUAD ülkeleri, Birleşmiş Milletler’in (BM) Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması hareketinin anlamlılığı konusunda işi BM yükümlülüklerini, kuvvet kısıtlamasını ve nükleer silahlardan arındırma diyaloğunu tek bir tarafa yükleyerek çatışma hayalini ortaya koydular. Bu diplomasiye, Yarımada’daki iş birlikçi güvenlik ilkelerinin bölgesel taraftarlarını ikna etmekte başarısız olan içgüdüsel bir yaklaşımdır.

QUAD ülkeleri “ortak önceliklerimizin güçlendirilmesinin çok taraflı sistemin kendisinin dayanıklılığını artıracağı BM dâhil çok taraflı kurumlarla, iş birliğini derinleştireceklerini” açıkladı. Burada grubun temeldeki tehlikeleri yatıyor; geçmiş vaatleri ilerleme olarak, gelecekteki liderlikle ilgili tahminleri olmuş gibi sunuyor ama şu anda çok taraflılığa hizmet için neredeyse hiçbir şey yapmıyor.