Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) avukatlar aracılığıyla rüşvet verilen katip üzerinden kendi üyelerinin yanı sıra PKK, DHKP-C ve MKP’li yaklaşık 10 bin terör örgütü şüphelisi hakkındaki kararları sızdırdığı iddiasıyla 7 sanığın yargılandığı davada karar çıktı.

Davanın karar duruşması Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya, sanıklar Adnan, Musa ve Yaşar Şeker kardeşler ile Nazif Gürkan Şen, Hilal Kamacı ve Betül Fırat tutuklu bulundukları cezaevlerinden video konferans aracılığıyla katıldı, tutuksuz sanık Hasan Hüseyin Zedef ile taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Gökan Günaydın, esasa ilişkin savunmaların tamamlandığını belirterek, sanıkların son sözlerini aldı. Duruşmaya verilen aranın ardından Başkan Günaydın, heyetin kararını açıkladı.

Buna göre örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in avukatlarından Adnan Şeker, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 10 yıl, “zincirleme şekilde rüşvet vermekten” 17 yıl 6 ay, “gizliliği ihlalden” 2 yıl 6 ay ve “suçluyu kayırma” suçundan ise 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Söz konusu suçlardan Şeker’e toplam 35 yıl hapis cezası verildi.

Aynı suçlardan Musa Şeker 28 yıl 9 ay, eski icra dairesi katibi Yaşar Şeker 29 yıl 4 ay 15 gün, avukat Hilal Kamacı da 34 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına mahkum edildi.

Rüşvet karşılığında hakkında yakalama kararı verilen FETÖ şüphelilerine ilişkin örgüt avukatlarına bilgi veren katip Nazif Gürkan Şen ise aynı suçlardan 32 yıl 1 ay, başka bir mahkemede FETÖ üyeliğinden yargılaması süren avukat Betül Fırat da “gizliliği ihlalden” 2 yıl 6 ay, “suçluyu kayırmadan” 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tutuksuz sanık Hasan Hüseyin Zedef ise bütün suçlamalardan beraat etti.

FETÖ elebaşı Gülen’in avukatlarından Adnan Şeker, 3 Haziran’da Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesince “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Kardeşi Yaşar Şeker de ayın suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezası almıştı.

Sanıklar hakkında FETÖ soruşturması devam ederken örgütsel eylemlerini sürdürdükleri ve ilk iddianameyle hukuki irtibatın kesildiği gerekçesiyle ikinci kez iddianame hazırlanmıştı.