CGTN / Bradley Blankenship

Devam eden Ukrayna krizi, Avrupa içindeki temel bölünmeleri açığa çıkarıyor, özellikle de tek tek devletlerin dünya görüşüyle ilgili olduğu için. Avrupa Birliği’nin (AB) iki önemli ekonomik gücü Fransa ile Almanya diğer ülkelerle birlikte bir Avrupa çözümü çağrısı yaparken, diğerleri özellikle Rusya ile bir tarihi olan Orta ve Doğu Avrupa bir transatlantik tepki istiyor.

Ayrıca diplomatik bir çözüm bulunacağını uman devletlerle askeri bir müdahaleden yana olanlar arasında dikkate değer bir çeşitlilik var ve bu iki tür birbiriyle düzgün biçimde örtüşüyor. Yani transatlantik kamp askeri seçeneklere eğilim gösterirken Avrupa kampı diplomasiye eğilim gösteriyor. Bu oldukça ilginç çünkü bu ülkelerin Avrupa ile ve Avrupa’nın pratikte ne anlama geldiği ile ilgili bazı temel kavramlarını açığa çıkarıyor. Temel olarak tartışma Avrupalıların Rusya’yı Avrupa’nın bir parçası olarak kabul edip etmediğinde özetleniyor.

Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü kıdemli araştırmacılarından ve eski Time dergisi Avrupa muhabiri Anatol Lieven, 25 Ocak’ta Time’da yayınlanan bir yazısında bu tartışmanın tarihini bir parça açıkladı. NATO’nun genişlemesini planlayan transatlantik tutum bir “bütün ve özgür Avrupa” kurmayı hedefliyor, bu kendi içinde Batı’nın Moskova’ya verdiği sözlü güvenlik garantilerinin daimi olarak ihlalidir ve Rusya’yı Avrupa topluluğundan ve Avrupa’da bir rolü olma durumundan dışlamak demektir. Lieven bunun “Ruslara ve özel olarak Rus liberallerine özellikle Batı söylemi ‘Avrupalı’ teriminin ‘uygarla’ eşit olduğu varsayımı (bu arada, ırkçı bir varsayım) ile yüklü olduğu için derin bir hakaret meselesi olduğunu” açıklıyor. Dahası, NATO’nun Avrupa’da Rusya’ya karşı, bu sömürgeci tutumlara dayanan dışlayıcı tutumunun Washington’ın jeopolitik tutkularının tamamlanması için hayati olduğunu eklemek isterim; Çin’in yükselişini kontrol altına almak.

RUSYA, AB’NİN BEŞİNCİ EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa ve Avrasya İşleri dışişleri bakanı yardımcısı A. Wes Mitchell’in Ağustos 2021’de National Interest dergisinde yayınlanan yazısında açıkladığı gibi, Çin ve Rusya ile iki cephede savaş kazanılamazdır dolayısıyla, ABD’nin ikisi ile çatışmasını derecelendirmek için bir yol bulması zorunludur. Mitchell yazısında ABD’nin Rusya’nın Avrupa’daki etkisine feci bir darbe vurması ve hırslarını doğuya yönlendirmesi gerektiğini yazdı. “Basitçe söylemek gerekirse, hedef Rusya’ya daha az Avrupa gücü ve daha fazla Asya gücü olma teşvikleri vererek Amerika’nın aynı andalık sorununu çözmek olmalıdır” diye yazdı. Mitchell’in makalesi 2020’de Pentagon için yazdığı bir rapora dayanıyor.

Bu birçok nedenden ötürü ama asıl olarak Çin-Rusya stratejik ortaklığı her iki ülke için çok önemli olduğu ve Rusya’nın Avrupa’nın eksen bir parçası olduğu için pratikte uygulanma ihtimali olmayan bir strateji. Rusya sadece kelimenin gerçek anlamıyla Avrupa’nın bir parçası ve nüfusunun çoğu ülkenin Avrupa bölümünde yaşadığı için değil, aynı zamanda Rusya ve AB ekonomik olarak iç içe geçtiği için. Rusya, AB’nin beşinci en büyük ticaret ortağı. Aynı zamanda AB Rusya’nın en büyük ticaret ortağı olmanın yanı sıra büyük bir yatırım ve teknoloji kaynağı. Aynı şekilde, bütün Avrupa tarihi Rusya olmadan tamam olmaz.

ABD VE ÇIKARLARI

Elbette, her iki tarafta Rusya’nın farklı olduğu şeklinde artan bir anlayış var. Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin Rusya’nın Avrupa’nın kalanından “farklı bir uygarlık” olduğunda ısrar etti. Levada Center’ın Mart 2021’de yaptığı bir kamuoyu yoklaması da Rusların çoğunluğunun kendi ülkelerini Avrupalı olarak görmediklerini ortaya koydu. Rusya geniş ve Avrasya boyunca uzanıyor, dolayısıyla bu düşünceler, bu bakımdan anlamlı bir şey ama kamuoyu yoklaması aynı zamanda bir azınlığın -sadece yüzde 12- Rusya’nın Batı tarafından saygı gördüğünü düşündüğünü ortaya koydu. Bu nedenle Rusya’nın Avrupa’dan ayrılık anlayışının Batı saldırganlığına bir tepki olduğu, kendi içinde bir sonuç olmadığı sonucu çıkarılabilir.

Bir Avrupa çözümü isteyen ülkeler açıkça Rusya’yı Avrupa’dan sürmenin saçmalığını görüyor. Bu kendi başına anlamlı değil ve böyle katı bir tutum asıl olarak Washington’dan yani Atlantik’in ötesinden kaynaklandığı zaman daha az anlamlı. Öte yandan, sömürgeci tutumlar ve yanlış bilince dayalı olarak transatlantik tutumu savunan ülkeler kullanılıyor. Washington basitçe Avrupa’yı kendi çıkarları olan aktörler olarak bu ülkeleri işe katmadan kendi hırslarının oyun alanı olarak kullanıyor. Sadece Çek Cumhuriyeti’nin, Çek tarafının isteğine rağmen bir yıldır Prag’da bir büyükelçisi bile yokken, ABD’yi iliklerine kadar nasıl desteklediğine bir bakın. Bu hiçbir şekilde saygı değer, “uygar” bir davranış değil.