ATA Platform Direktörü Doç. Dr. Volkan Özdemir’e göre Ukrayna’nın NATO üyeliği ihtimali Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üye olma ihtimali kadar. Her iki senaryonun gerçekleşme olasılığını sıfır olarak gördüğünü belirten Özdemir, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yazdığı işgal senaryolarına karşı Moskova’nın kendi oyun planını devreye soktuğunu söyledi.

İŞGAL SENERYOSUNA TANIMA KOZUYLA YANIT

CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk olan Doç. Dr. Volkan Özdemir, ABD’nin “Rusya işgal edecek” iddialarına kendi kurgusuyla yanıt verdiğini belirtti:

“Rusya’nın işgal etmesi ABD’nin çıkarları için olumlu olacaktı. O nedenle provoke ettiler. Rusya da bunu görerek işgal denemesine ve büyük bir savaşa girişmedi. Bunun yerine farklı bir koz oynadı. Zaten 8 yıldır Kiev tarafından kontrol edilmeyen Rus ayrılıkçılarının olduğu Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerini tanıma kartını masaya getirdi.”

Rusya’nın Kodları kitabının yazarı olan Doç. Dr. Volkan Özdemir, Moskova’nın aldığı tanıma kararının katmanlı bir siyasetin parçası olduğunu açıkladı:

“Dikkat ederseniz bağımsızlığı tanıyıp hemen ilhak etmedi. Rusya’nın doğrudan bir parçası olarak da ilan edebilirdi. Bunu yapmadı. Şu anda sadece tanıma işleminin gerçekleşmesi bence ‘oturalım müzakerelerde konuşalım’ düşüncesi var Rusların.”

ABD “PEKİŞTİRME” RUSYA “ÇATLAK” ARAYIŞINDA

ABD’nin, kriz üzerinden “Atlantik ittifakındaki uyumu pekiştirme amacı” olduğunu ifade eden Özdemir’e göre, Rusya ise NATO içindeki “yarılmalara” odaklanmış durumda:

“Perde arkasında ABD’nin Almanya’yı, Fransa’yı, Türkiye’yi çeşitli gerekçelerle kendi yanına çekme ve Atlantik İttifakı’ndaki uyumu pekiştirme amacı var. Rusya da NATO içinde bir yarılma olabilir mi Avrupalı partnerlerle 2014 ve 2015’teki görüşmelerde kazanmış olduğu ivmeyi tekrar geri getirebilir mi bunu ölçecektir. Bu yüzden bir ilhakın söz konusu olmadığını görüyorum. Şu anda masa halen daha açık. ”

“NATO GENİŞLEYECEĞİ KADAR GENİŞLEDİ”

Rusya’nın Batı’ya karşı “sabrının tükendiği” mesajıyla birlikte kendi oyun planını devreye aldığını kaydeden Özdemir, NATO’nun da genişlemesinin sınırlarına dayandığını ifade etti:

“NATO doğuya genişleyeceği kadar genişledi. Burada daha fazla genişleme imkânı kalmadı. Genişleyeceği alan üç Slav devletinden ikisi oluyor: Belarus ve Ukrayna. Kafkaslar da ise Gürcistan. Ben Ukrayna’nın NATO’ya üye olma ihtimalini Türkiye’nin AB’ye üye olma ihtimali kadar bile olmadığını ya da eşir olduğunu ikisinin de sıfır olduğunu değerlendiriyorum. Rusya bunu zaten çok net bir şekilde gösterdi. Bütün mesele zaten NATO’nun doğuya doğru fazla genişlemesi ve Rusya’nın tepkisinin bir şekilde burada ortaya çıkacak olmasıydı.”

“AVRUPA’NIN NE YAPACAĞINI SÜREÇ GÖSTERECEK” 

“Rusya diplomatik hamlelerle çıkarlarını pekiştirmeye çalışacak.” diyen Özdemir, krizin çözümüne ilişkin Avrupa’nın geliştireceği politikalarda iç siyasi odakların da belirleyici olacağını not etti:

“Avrupa’da ABD’den farklı çıkarları olan bu çıkarlarını zaman zaman toplamaya çalışan ülkelerin kendi iç siyasi dinamiklerinin bu süreçte önemli olacağı kanaatindeyim. Mayıs’taki Fransa seçimi, Almanya’daki koalisyon hükümetinde bir yanda Rusya ile iş birliği yapan sosyal demokratlar onun karşısında Atlantikçi bir görünüm arz eden ve dışişleri bakanlığına sahip olan yeşiller bunlar arasındaki siyasi çekişmeler de belirleyici olacaktır.  Nihayetinde Avrupalı partnerlerle anlaşmak isteyecektir Rusya. Putin yönetimi Batı karşıtı hele ki, Avrupa karşıtı hiç değildir. Avrupalı partnerle her zaman bir iş birliği yürütmek isteyecektir. Anglo-Sakson jeopolitiğinin ne yapacağı belli. Acaba Avrupa’dan ne gibi tepkiler gelecek? Onu da süreç içinde anlayacağız.”

“KUZEY AKIM 2’NİN TAMEMEN BİTECEĞİNİ ZANNETMİYORUM”

Almanya’nın Kuzey Akım 2’yi askıya alma kararını da yorumlayan Özdemir, iktisadi gerekçeler nedeniyle bu projenin tamamen iptal edileceğini düşünmediğini söyledi:  

“Bu projenin yarısının Avrupalı şirketler tarafından finanse edilmesi ciddi bir Almanya desteği olması Rusya’nın da yüklenmesi nedeniyle bu projenin ilanihaye ortadan kaldırılacağı kanaatinde değilim. Zaten haziran sonuna kadar sertifikasyon işlemleri sürecek deniyordu. Almanya sadece ABD’den gelen yoğun baskıları gidermek için şu an durdurulduğunu açıkladı. Ama bakarsınız önümüzdeki ekim ayında tekrar aktif hale gelebilir. Bir anda işler terse dönebilir. Öbür türlü işin piyasa boyutu var. Kuzey Akım 2’nin tamamen iptal olacağı kanaatinde değilim.”

 “TÜRKİYE’YE MONTRÖ BASKISI ARTACAK”

Özdemir, Karadeniz’de barış ve güvenliğin teminatı olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda ise Türkiye’ye Atlantik baskılarının artacağı değerlendirmesinde bulundu:

“Atlantik jeopolitiğinin dayatması olarak Türkiye’nin Montrö’yü delmesi, kolaylaştırması üçüncü ülke gemilerinin Karadeniz’de serbestçe dolaşımına yönelik bir baskı gelecektir. Zaten gelmektedir. Ve Türkiye’de maalesef, Türkiye’nin haklarını çıkarlarını son derece esnek bir şekilde savunmasına imkân vermesine rağmen Montrö tartışılmaktadır bir yıldır. Bu baskının artacağını düşünüyorum. İkincisi Türkiye’nin aslında doğru bir politikası var. Türkiye sekiz yıldır Rusya karşıtı yaptırımlara katılmadı. Türkiye için önemli bir iktisadi partner Rusya. Hem ticari ilişkiler hem enerji yatırımları hem de turizm bakımından. Türkiye’nin Rusya’ya karşı bu yaptırımlara girmemesi kendi ekonomik çıkarları açısından doğrudur. Fakat bu alanda da baskı gelecek. Umarım Türkiye bu baskılara boyun eğmez.”