CGTN / Andrew Korybko

Gözlemcilerin, Rusya-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerinin, yakın zamanda, sadece sınırlı bir ölçüde olsa da iki yeni gelişmenin ışığında düzelebilmesini beklemesi için mantıklı sebepler var.

Şaşırtıcı biçimde, geçen hafta çarşamba günü Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te Arktik Konseyi toplantısı sırasında görüşmesi ve (ABD Başkanı Joe) Biden yönetiminin, ABD’nin ulusal çıkarları yüzünden Rusya-Almanya Kuzey Akım-2 doğal gaz işletmecisine karşı yaptırımlar uygulanmasından vazgeçeceğinin ortaya çıkması aynı zamana denk geldi. Bu eş zamanlı gelişmeler daha derin irdelenmeyi hak ediyor.

Gözlemciler, Biden yönetiminin Avrasya Büyük Gücü’ne yönelik yaptırımları ve Biden’ın bir röportaj sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik “katil” ifadesini kullanarak kişisel saldırısından sonra Rusya-ABD ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrası son zamanlardaki en düşük seviyesine ulaştığında hem fikirler.

Bazıları, iki ülke ilişkilerinin daha fazla kötüye gideceğini düşünmüş olsa bile, iki ülkenin üst düzey diplomatları sonunda ilişkilerin dibe vurmuş olabileceklerinin ve bir tür yakınlaşmanın artık kaçınılmaz olduğunun işaretini verdiler. Sonuç olarak diplomatlar, iki ülkenin liderleri arasında bu yaz sonunda bir görüşme ayarlamak için çalışıyorlar.

Bu arka plan bağlamı, Kuzey Akım-2 yaptırımlarından vazgeçmeye başka bir ışık tutmaktadır. Sadece, medyanın ifade ettiği gibi bir avuç Rus gemisi bu cezalandırıcı ekonomik önlemlerin hedefi olacak. Daha az yaptırım daha fazla yaptırıma kıyasla açıkça daha iyi olsa bile, hiçbir biçimde yaptırım olmaması daha ideal olurdu, ancak daha genel anlamda bakacak olursak bu gerçekçi değil. 

Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Rusya ile Almanya’nın kendisine ve Orta-Doğu Avrupa bölgesine karşı plan yaptığından endişe eden ABD’nin müttefiki Polonya’nın yaptığı gibi, söz konusu doğal gaz boru hattının tehdit oluşturduğu iddialarını abarttı. 

Bununla birlikte, küçük bir kısım dışında bu noktada doğal gaz boru hattı hemen hemen tamamlandığı için ABD’nin Almanya’ya yönelik herhangi önemli bir yaptırımı, Berlin yönetimini Washington’dan daha fazla ulaştırma riskini taşıyor. ABD zaten, Almanya’nın son on yılda giderek daha fazla bağımsız politika izlemesinden rahatsız, bu yüzden ABD’nin Çinli ve Rus “denk rakipleri” olarak gördüğü güçlü bağlarından vazgeçerek izlediği yolu geri çevirmesi için Almanya’ya baskı yapmaya çalışıyor.

ABD, ALMANYA’NIN BAĞIMSIZ POLİTİKA İZLEMESİNDEN RAHATSIZ

Amerikalı strateji uzmanları bir ortağa çok fazla baskı yapmanın ters etki yaratabileceğini ve tahmin edildiği gibi ABD-Almanya ilişkilerini kötüleştirebileceğini pragmatik olarak kavramış görünüyorlar. Bu yüzden Biden yönetimi, sembolizm hatırına halen bir avuç gemiye yaptırım uygulayarak haysiyeti koruyucu çözüm yolu olmasına rağmen, aslında ilan edilmemiş bir stratejik yenilginin kabulü olan Kuzey Akım-2’ye yönelik bu şaşırtıcı pragmatik politika ayarlaması nedeniyle takdir edilmelidir.

Rus tarafının, ABD’nin geçen birkaç ayda ilişkilerine verdiği büyük zararın bir kısmını onaracak ve bu yaz sonunda beklenen Putin-Biden zirvesi öncesi daha fazla iyi niyet ve güven ortamı yaratacak bu gelişmeden memnun olması gerekiyor. İleriye bakıldığında, Rus ile Amerikan liderleri, henüz belirlenmemiş bir tarih ve yerde planlandığı gibi gerçekten bir araya geleceklerse görüşecekleri pek çok konu olacak. Başkan Biden, şubat ayında son dakikada uzatılan Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) takiben Rusya ile stratejik silahlar konusunda iş birliği yapmaya gönüllü olduğunun işaretini vermişti. Biden ayrıca, Putin ile iklim değişikliği konusunda da çalışmak istiyor. Kuzey Akım-2 yaptırımlarından vazgeçilmesi iyi bir başlangıç olsa bile, iki ülkenin Rusya’nın silah ihracatı, Suriye ve Ukrayna gibi çekişmeli konularda ortak zemin bulması gerektiği için bu anlamlı bir yakınlaşma için yeterli değil. 

ABD, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri satın alması nedeniyle Türkiye’ye bazı ambargolar uygularken, bu yıl planlandığı gibi bu hava savunma sistemlerine sahip olması halinde Hindistan’a da aynını yapma tehdidinde bulundu. İkinci bir ihtimal, ABD, Hindistan’a yönelik bir ambargodan vazgeçerek, Hindistan’ın gözüne girerek bir taşla iki kuş vurmuş olur, böylece Rusya’ya ABD’nin Moskova’nın silah sattığı önemli ortaklarının her birini agresif biçimde cezalandırmayacağını göstermiş olur. 

Suriye konusunda Biden yönetimi, bu ay sonunda tahminen yeniden seçilmesi beklenen Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın liderliğini kabul edebilir, bu da bütün tarafların gelecekte büyük bir uzlaşmaya ulaşmasına yardımcı olabilir.

Ukrayna konusunda -bu ülke halen sıkı biçimde Amerikan etkisinde kalmaya devam ediyor- geçen ay Kiev ve Moskova arasında savaş korkusundan bu yana gerilim gözle görülür şekilde azalırken, Washington yönetiminin pragmatizm uğruna ortağı üzerinde kısıtlayıcı etkisini uygulama yeteneğinden bahsediliyor. Ukrayna’nın sonunda, Rusya’nın tüm bu zaman boyunca görmezden gelmekle suçladığı Minsk Anlaşmaları’na uyması mümkün olabilir. Bu cephedeki herhangi bir hamle Rusya ile Batı arasındaki gerilimi düşürebilir ve NATO’nun Moskova’nın Batı tarafındaki baskısını azaltabilir.

Genel olarak, gözle görünür eğilim, Rusya ve ABD’nin, ilişkilerini mevcut en düşük seviyesinden eski haline ve “yeni normale” getirmesini amaçlayan bir dizi pragmatik uzlaşmayı düşünüp taşındığının görünmesidir. En iyi senaryo, bunun sonunda, Batı Avrasya ve belki de Batı Asya’nın bazı kısımlarını da (Orta Doğu) büyük ölçüde istikrara kavuşturacak “Yeni Yumuşama” ile sonuçlanmasıdır. 

Eğer varsa, daha fazla somut ilerlemenin ne şekilde sağlanacağı zamanla görülecek, ancak ABD’nin pragmatik Kuzey Akım-2  yaptırımlarından vazgeçmesi Washington yönetiminde en azından bu senaryoyu ciddi biçimde düşünmek için siyasi iradenin var olduğunu gösterdikten sonra umutlu olmak için birçok sebep var.