CGTN / Stephen Ndegwa

Şu anda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, yakın zamanda ülkesinin Çin ile ilişkisinin “hiç kimseye karşı olmadığını”, aksine her iki ülkenin çıkarına olduğunu açıklamasının niçin merak uyandırdığını anlayamayabiliriz. Putin, 21 Ekim’de Rusya düşünce kuruluşu Valdai Tartışma Kulübü’nün 18. yıllık toplantısı genel oturumunda yaptığı konuşmada, “Bunu birçok kez konuştuk. Çin ile karşılıklı çıkarlar çerçevesinde dostuz ve (bizim ilişkimiz) hiç kimseye karşı değildir.” dedi. 

Putin, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) çatarak, Çin-Rusya askeri iş birliğinin, Batı’nın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa’yı koruma altına almasına benzer şekilde bir savunma duvarı oluşturma niyeti olmadığına işaret etti. Bu Putin’in düşüncelerinin arkasını biraz doldurma girişiminde bulunduğunda başlamak için bir iyi niyet gibi görünebilir. 

ABD’NİN ASKERİ MÜDAHALELERİNDE SAMİMİ DEĞİL

Putin, ABD’nin bencil egemenlik amaçlarına ulaşmak için NATO’nun asıl görevini kötüye kullandığı gerçeğine atıfta bulunmuş olabilir. Örneğin uzmanlar, İtalya’nın, ABD’nin en uzun savaşında Afganistan’daki NATO’nun varlığına dâhil edilmesine işaret ederek, İtalyanların Afganistan ile doğrudan bir ihtilafları olmadığı için NATO’ya katılımından açıkça rahatsız olduklarını kaydettiler.

The Times Of London’da 6 Ekim 2020’de yayımlanan tartışmalı bir rapora göre, İtalya, İtalyan kayıplarını mümkün olduğu kadar azaltmak için Taliban’a rüşvet verdi. Raporda, “İtalyan istihbarat servisi, İtalyan askerlerinin Afganistan’da operasyon yaptığı yerlerde belirli Taliban ve isyancı komutanlara rutin olarak on binlerce dolar ödeme yaptı.” denildi. İhanet bundan daha kötü olamaz. 

Peki, kim kimi kandırıyor? NATO üyeleri bile farklı konuşuyor, bu da ABD’nin askeri müdahalelerinde samimi olmadığı ve entrikalarını icra etmek için, hatta bazen BM bayrağı altında örtbas etmeyi kullandığı anlamına geliyor. Aşırı derecede kışkırtılmadığı sürece, Rusya ile Çin’in herhangi bir çatışma başlattığı bilinmiyor. Çin’in müdahaleleri, deniz aşırı ülkelerde yatırım ve altyapı geliştirmeyle eş anlamlıyken, Rusya daha çok, Soğuk Savaş sırasında ABD’nin göreviyle rekabet eden uzay araştırmalarıyla biliniyor. Ancak yakın bir Çin-Rusya ortaklığı paranoyası gerçek. İki ülke, dünyadaki en büyük üç ülke arasında yer alıyor. En yakın noktada, Rusya ve ABD birbirine sadece dört kilometre mesafede bulunuyor. 

HİÇ KİMSE BAŞKALARININ NASIL VE KİMİNLE İLİŞKİ KURMASI GEREKTİĞİNE KARAR VEREMEZ

Bu aydınlanma ve liberalizm çağında, iki olgun varlık arasında bir ilişki konusunda güvensizlik olmayacağı düşünülürdü. Fakat hayır, bazıları halen diğerlerini çok yakından kontrol etmeye can atıyor ve kiminle ilişki kurabileceğini ve kiminle kuramayacağını zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Çin-Rusya ilişkilerinin beyhude olduğunu düşünmek çılgınlıktır. Bazı liderler, diğer ülkelerin başarısından hoşlanmazlar ve sürekli olarak onların ilerlemesi ve ortaklıklarını baltalamak için entrikalar çevirirler.

Putin, 13 Ekim’de, bu bölge dışındaki ülkeleri müdahale etmemesi konusunda uyararak, bölgedeki anlaşmazlıkların uygun araçlar yoluyla uluslararası toplum tarafından çözülmesi gerektiğini ifade etti. ABD’nin jeopolitik ve mali sebeplerden bu bölgede ciddi çıkarlarının olduğu herkesçe bilinen bir sırdır. 

ABD yönetimi de bu gerçeği itiraf etti. Ekim 2021’de güncellenen, “Güney ve Doğu Çin Denizlerinde ABD-Çin Stratejik Rekabeti: Kongre için Arka Plan ve Sorunlar” başlıklı belgede, Güney Çin Denizi, ABD-Çin stratejik rekabetinin bir sahası olarak ortaya çıktı. ABD ile Çin-Rusya üçlüsü arasında kimin daha fazla tehlikeli olduğuna bakalım. Şu anda yürütülen tahminlere göre, Amerika’nın dünyanın çeşitli yerlerinde en az 800 askeri üssü bulunuyor. Rusya’nın 13 ve Çin’in ise sadece 3 askeri üssü var.  Japonya’nın, 120 askeri üsle ABD’nin en fazla askeri üssüne ev sahipliği yaptığı belirtiliyor, bu ABD’nin bölgedeki gizli çıkarları ile operasyonlarını ve Japonya’nın da savunmasızlığını açığa çıkarıyor. Bu ayrıca ABD’nin Güneydoğu Asya’daki kendine aşırı güvenini açıklıyor. Süper güç, Japonya’da bu tür haddinden fazla askeri üsle, Japonya’nın komşuları Çin ve Rusya’yı kontrol altında tutabileceğini düşünüyor. 

Küresel olarak böyle devasa bir askeri varlıkla, ABD ve müttefiklerinin niçin, Rusya ile Çin arasındaki masum ilişkileri çok gördüğü anlaşılır gibi değil. Çin ve Rusya bu konuma çok uzaklardan geldi. Amerikalı bilim insanı Joseph Nye’e göre, iki ülke üç aşamadan geçti: 1992 yılında “yapıcı ortaklık”, 1996 yılında “stratejik ortaklık” ve 2001 yılında “dostluk ve iş birliği” anlaşması. Bu çok taraflı bir dünyadır ve hiç kimse, başkalarının nasıl ve kiminle ilişki kurması gerektiğine karar verme yetkisi olduğu iddiasında bulunmamalıdır. Yukarıda anlatılan senaryodaki olağan şüphelilerin kimliği oldukça açıktır. Hayır, diyenlerin ve kötümserlerin, kimsenin işine ve tercihlerine karışmamasının zamanı geldi.