İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Emeritus Prof. Dr. İlter Turan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Turan, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimi ve bölgesel etkilerini değerlendirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ne yapmak istediğinin berraklaştığını ifade eden Prof. Dr. İlter Turan, Putin’in benzer bir politikayı daha önceki yıllarda da izlediğini belirtti.

“RUSYA ALTERNATİF BİR DÜNYA DÜZENİ TEMSİL ETMİYOR”

Sürecin Kırım’ın ilhakında yaşananlara benzediğini bildiren Turan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Rusya’nın yakınlık duyduğu ya da ahalisi zaten Rus olan bölgelerde Rusya hareketler yaratarak onu kendi toprakları içine almaya çalışıyor. Anlaşılıyor ki şimdi de Lugansk ve Donbas’ta da böyle bir girişimde bulunacak. Fakat geçmişteki tecrübelerden farklı olarak bu konu bir cepheleşmeye teşvik etti. Böyle bir emri vaki NATO’nun ve Batı’nın kabullenmekte zorluk çekeceği bir emrivaki. Kırım ile karşılaştırıldığında daha sert olmasını beklediğimiz yaptırımlarla yanıt verilecektir eğer Putin’in fikrinde bir değişim olmazsa.

“DİPLOMASİ HİÇBİR ZAMAN TÜKENMEZ”

Soğuk Savaş döneminde de kullanılan bir teknik ‘salamı dilimleme’ dediğimiz bir taktik. Yani adımların herhangi bir tanesi büyük bir çatışmaya neden olmayacak biçimde yavaş yavaş hedefinize ilerlemek. Sovyetler Birliği bunu kullanırdı, eski bir Sovyetler Birliği istihbarat görevlisi olan Putin’in de bunu kullandığı anlaşılıyor.

Diplomasi hiçbir zaman tükenmez ama diplomasinin görüşeceği içeriğin niteliği ve niceliği değişmiştir. Rusya bir adım daha atmıştır, evvelce gündemde olmayan konular gündeme gelecektir. Diplomaside kural, her şeyin karşılık alınarak verilmesidir. Zannediyorum, taraflardan herhangi biri aktif bir çatışmayı arzulamamaktadır.

YAPTIRIMLAR SONUÇ VERİR Mİ?

Yaptırımlar beklenen sonuçları vermiyor. Çünkü uygulanan ülkeler değişik yollar bulabiliyorlar. Bir dönem sonra uygulayanın iradesinde bir zayıflama başlıyor ve yaptırımlar etkisini kaybediyor. Yaptırımlar her zaman sonuç verecek adımlar değil, uygulanan ülkeye belirli mahrumiyetler yaşatması öngörülen adımlardır bunlar. O bakımdan etkili olacaktır. Almanya bundan mağdur olacaktır, Kuzey Akım 2’yi açmaması dostları tarafından istenecektir. Buna boyun eğmek durumunda kalacaktır. Aksi takdirde Rusya, Almanya’nın komşuluğuna adımlar atacaktır. Bunu gözden uzak tutmamamız lazım. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), NATO ve müttefikleri tarafından etkili bir cevap verilmemesi ciddi bir inandırıcılık sorununu ortaya çıkartacaktadır. Bu sonucun ortaya çıkması istenmemektedir gördüğümüz kadarıyla. Bu süreçte ABD ve müttefikleri ile Rusya ve dostları Soğuk Savaş’a benzer bir biçimde ayrılıyorlar. Bunun bir farkı var, Rusya alternatif bir dünya düzeni temsil etmiyor.

“S-400’LER TÜRKİYE’DEN ÇIKABİLİR”

Türkiye çok zor durumda kalmaktadır. Türkiye’nin bu bölgelerin ayrılmasını kabul etmesi mümkün değildir. Fakat Türkiye, Kırım’ı da kabul etmemişti ancak bununla birlikte Rusya ile ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. ABD’nin kendi başına uygulamak istediği tedbirler ve Avrupa Birliği’nin (AB) uygulamak istediği tedbirler olacaktır, Türkiye bunların dışında kalamaz. Dolayısıyla Rusya ile olan ilişkilerinde Türkiye’nin pek de arzulamadığı bir durum yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bunun sonucu olarak S-400’lerin de Türkiye’de kalmaması ihtimali akla geliyor.”