China Daily

Covid-19 salgını sadece küresel tedarik zincirlerini etkilemedi, aynı zamanda gelişmiş ekonomilerin teknolojik, endüstriyel ve ekonomik avantajlarını sağlamlaştırma yolları aramasına yol açtı. Ekonomik küreselleşme direnişle karşılaşırken, uluslararası ticaret ve yatırımın “sınırlı küreselleşmeye” yönelmesi olasılık dâhilinde.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) şirketlerinin yurt dışındaki faaliyetlerini ülkeye getirme stratejisinin zararlarına katlansa da ABD şirketleri ile ilgili birçok başka ülke ile bölge bu siyasi hareketin kayıplarına katlanmak zorunda kaldı.

Çin’den ülkenin artan emek maliyetleri ve artan katı karbon salımı ile çevre koruma önlemleri nedeniyle başka ülkelere gitmeyi tercin eden işletmelerin, ABD’nin jeopolitik taktiğinin özü olan “Çinsizleştirmenin” öncüleri olarak görülmemesi gerekir. Bu şirketlerin Güneydoğu Asya ve Güney Asya ülkelerine gitmesi küreselleşmedeki normal üretim faktörlerinin akışının bir yansımasıdır.

ÇİN, KAMU SAĞLIĞI KRİZLERİ VE İKLİM SORUNLARI İLE MÜCADELEDE KİLİT BİR ORTAK

Kısa dönemde, başlıca ürünlerin fiyatları hızla artarken gelişmiş ülkelerden siparişler giderek azalırken ve yüksek teknolojiler ABD ve Japon şirketlerinin Çin’den ayrılması kaçınılmaz olarak ülkenin ekonomisini yeniden yapılandırma ve endüstrilerini bir üst düzeye çıkarma maliyetlerini artırırken, “sınırlı küreselleşme” Çin ekonomisini etkileyecek.

Uzun dönemde, bu değişiklik fırsatlar da getirecek. Bütün Batılı ileri teknoloji şirketlerinin Çin’den tümüyle çekilmesi gerçekçi olmayacaktır ve Çin’den ayrılanların yarattığı piyasa boşluğu hızla Çin işletmeleri tarafından doldurulabilir. Çin’in dünyada en tam sanayi sektörüne sahip olmasının yanı sıra büyük bir iç pazara sahip olması, küreselleşmenin daralmasının sonuçlarını azaltmasına yardımcı olabilir. Çin piyasasının büyüklüğü ve potansiyeli, diğer ülkelere ve bölgelere taşınan işletmelerin bile Çin’i göz ardı edemeyeceği anlamına geliyor.

Ayrıca Çin, kamu sağlığı krizleri ve iklim sorunları dâhil dünyanın karşı karşıya olduğu bir dizi ortak zorlukla mücadelede kilit bir ortak olmaya devam edecek. Dolayısıyla, karşılıklı yardım ve çok taraflı iş birliği özellikleri gösteren genel küreselleşme eğilimi geri döndürülemeyecek ve yeni kurallar seti bu eğilimi daha da kurallı hale getirecek. Bu durum, ekonomik küreselleşmenin geri gitmesinin aksine, yeni şartlara uyum göstermesi olarak görülmelidir.