CGTN / He Weiwen

Yeni sona eren Davos Gündemi 2022 toplantılarında iş birliği çağrıları ortak konuydu. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping açış konuşmasında salgını yenmenin ve Covid-19 sonrası bir dünya kurmanın aciliyeti konusunda dünyaya bir uyanma çağrısı yaptı.

Davos Forumu salgının şaşırtıcı yükselişi koşullarında toplandı. Geçen iki yılda küresel iş birliği yapılmaması durumu daha da kötüleştirdi. Küresel ortak çabalar, bütün insanlığı daha da bölen Çin’e karşı Batılı az sayıda politikacının kışkırtıcı söylemleri gibi siyasileşmiş saldırılarla daha da zayıfladı. Ancak salgınla mücadelede küresel iş birliği bütün siyasi çarpıtmaları reddediyor, çok taraflı bir sağlık mekanizması altında bütün hükümetleri koordineli çaba göstermeye çağırıyor ve bilimsel önerileri izleyen politikalara dayanıyor.

Gelişmiş ve az gelirli gelişmekte olan ülkeler (LIDCs) arasındaki aşı dağılımı eşitsizliği de salgının etkin kontrolünü geciktiren büyük bir yük. Gelişmiş ülkelerin çoğunda aşılar yeterince dağıtılırken, Afrika’da yaşayanların yüzde 85’i daha ilk doz aşıyı bile vurdurmadı. G7 ülkeleri 2022-2023’de LIDC’ye 2 milyar doz aşı bağışlama sözü verirken Çin tek başına 2 milyardan fazla doz aşı sağladı ve 1 milyar daha aşı sağlama sözü verdi. Toplan 3 milyar doz aşı Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı’nın (COVAX) belirlediği 20 milyar dozluk hedeften halen çok uzak. Ama dünya ancak herkes güvende olduğunda güvenli olacak. Dolayısıyla, küresel iş birliğinde belirleyici ek çabalar bugün aşı eşitliği için acil öneme sahip. Hükümetler, küresel iş dünyası ve diğer küresel vakıfların aşı bağışlamada daha büyük bir rol oynaması gerekiyor.

SALGIN DÜNYA EKONOMİ SENARYOLARINI KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ

Salgın dünya ekonomi senaryolarını kökten değiştirdi. 2021’de dünyanın birçok bölgesinde geniş bir toparlanma görülse de, Dünya Bankası’nın son raporlarından biri küresel ekonomik büyüme hızının 2023’te düşeceğini belirtiyor. Dünyanın pek çok bölgesinde beklenmedik yeniden ortaya çıkışlarla süren salgın, azalan hükümet mali kaynakları, birçok gelişmiş ekonomide artan enflasyon, bunların hepsi küresel ekonomik gelecekle ilgili yüksek belirsizliğe katkıda bulundu.Daha kronik bir sorun da gelişmiş ülkeler ile LIDC’ler arasında toparlanma konusunda görülen büyük farklılıklar ve uluslar içinde ve uluslar arasında zenginlerle yoksullar arasındaki artan eşitsizlikler. Gelişmiş ekonomilerin çıktılarının ve yatırımlarının 2023’te salgın önceki döneme döndüğünü görmesi bekleniyor. Fakat yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ekonomilerin çoğu için durum böyle değil.

Salgının neden olduğu potansiyel büyüme kaybı 2023’de Güney Asya’da yüzde 7,7, Sahra Altı bölgede yüzde 4,5, Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 4,3, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yüzde 4, Doğu Asya ve Pasifik’te yüzde 3,8 olacak. Bir bütün olarak gelişmiş ekonomiler 2023’te bir büyüme kaybı yaşamayacak ve büyüme oranı, salgının olmaması durumda yaşanacak büyümeden yüzde 0,2 büyük olacak. Birleşmiş Milletler (BM) 2023 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin (SDGs) gerçekleştirilmesi salgın LIDC’leri kötü vurduğu için ertelendi. BM İnsani Gelişmişlik Endeksi 2020’de son 30 yıldır ilk defa düştü. Dünya gıda, enerji, maden ve mineral fiyatlarının artması kaynak ihraç etmeyen LIDC’lerin ekonomik ve finansal zorluklarını daha da ağırlaştırdı.

SİYASİ AMAÇLARA DAYANAN ÖNLEMLERE KARŞI ÇIKILMALI

Xi Jinping, “Gerçeklerin bir kez daha, küresel bir krizin devam eden salgınları altında ülkelerin 190 kadar küçük botta seyahat etmediklerini, aksine hepsinin kaderinin bağlı olduğu büyük bir gemide olduğunu gösterdiğini” ve bunun bütün insanlığın yakından birbirine bağlı olduğu anlamına geldiğini açıkça belirtti. Salgın sonrası dünya ekonomisinin toparlanması daha öncekinden daha fazla küresel iş birliğini gerektiriyor. Şunları önereceğim:

İlk olarak, çok taraflı mekanizmalar küresel iş birliği için merkezi platform olarak hizmet etmelidir. BM, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), G20 ile diğer platformlar ortak yolları belirlemeli ve ulusal hükümetlerin makro ekonomik politikalarını, özellikle mali kurtarma ve para politikalarını koordine etmelidir.

DTÖ, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ile G20 ayrıca küresel tedarik zinciri bilgilerini paylaşmalı ve küresel tedarik zinciri iş birliğini teşvik etmelidir. Bunlar ayrıca çok taraflı mekanizmaları desteklemeli, malların, sermaye ve teknolojinin serbest, ayrımcı olmayan dolaşımını tek taraflılık ve korumacılığa karşı desteklemelidir. Bütün ulusal hükümetler, özellikle lider ekonomilerin hükümetleri ticaret, yatırım ve teknolojik kısıtlama önlemlerini yeniden düzenlemelidir. Siyasi amaçlara dayanan önlemlere karşı çıkılmalı ve düzeltilmelidir.

Bunun dışında, uluslararası toplum ve dünyanın öncü gelen ekonomileri LIDC’lere finansal, gıda ve yeniden inşa yardımlarını artırmalı ve ek borç yeniden yapılandırma düzenlemeleri gündemin birinci sırasına alınmalıdır. Herhangi bir potansiyel ödemeler dengesi krizinden sakınmak için özel bölgesel ödeme şartları düzenlemeleri hızlandırılmalıdır.

Son ama en önemlisi, uluslararası toplumun aynı zamanda dünya emtia, gıda ve enerji fiyat artışlarını durdurmak için birlikte çalışması gerekir. Dünya Bankası raporu 2021’de dünya çiftlik, enerji, maden cevheri fiyatlarının düzeyinin sırasıyla (2019 100 olmak üzere) 129.0,125.9 ve 150.0 olduğunu ve 2022’de sırasıyla 128.2,128.1 ve 142.5 olarak lüksek bir düzeyde kalacağını tahmin etti. Dünya tedarikinde koordinasyon ve spekülasyonların kontrol altına alınması 2022’nin acil hedeflerinden biri olacak. Etkin bir küresel iş birliği ile 2022’nin sağlam, daha dengeli ve sürdürülebilir bir salgın sonrası toparlanmaya tanık olacağı ve bütün insanlık için salgın sonrası dönemde ortak refah için doğru rotada “büyük bir adım” atmasını sağlayacağı öngörülüyor.