Avrupa Birliği (AB) Covid-19 sonrası yeniden yapılanmayı iklim değişikliği ile uygun hale getirmeyi planlıyor. Sürdürülebilirlik ve yatırımı aynı potada eriten plan Avrupa’dan destek alsa da iklim değişikliği ile ilgili görüşmelerin durma noktasına gelmesi tartışmaları beraberinde getirdi.

Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı aşılama çalışmalarının hızlandığı Avrupa kıtasın salgın sonrası döneme hazırlanıyor. Avrupa Birliği’nin (AB) toparlanma planlarının merkezinde ise geleceğin yeni meydan okuması olarak nitelenen iklim değişikliği geliyor. Ekonominin çevre dostu ve sürdürülebilir olması gerektiğini düşünen AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa’yı 2050 yılına kadar iklim nötr yapacak bir önlemler paketini 2019 yılının sonunda kamuoyuna duyurmuştu.

“Yeşil Mutabakat” adıyla bilinen yol haritası uyarınca 2030 yılına kadar karbon nötr hedefine ulaşmak isteyen AB, iklim standartlarına göre üretilmeyen ithal ürünler için karbondioksit vergisi almayı planlıyor. Bahsi geçen plan, özellikle hızlı kalkınmanın yollarını arayan Macaristan gibi Orta Avrupa ülkeleri ve nükleer enerji taraftarları tarafından sıklıkla eleştiriliyor. Gelinen noktada ilkbahar aylarında onaylanması beklenen plana dair görüşmeler durma noktasına gelirken, Avrupa’nın önde gelen gazeteleri siyasilere uyarılarda bulunuyor.

“ÇİN’İN ÇOK GERİSİNDE KALDIK”

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais, 27 üyeden oluşan Avrupa Birliği’nin dijital rekabette Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gerisinde kaldığını ancak temiz enerji için hâlâ şanslarının olduğunu savundu. En önemli 10 temiz enerji şirketinin sekizinin Avrupa kıtasında yer aldığı bilgisini anımsatan el Pais, Eurotopics’in aktardığına göre “Avrupa bu treni kaçırmamalı. Enerji özerkliği, geniş çapta istihdam yaratılması ve küresel önemi haiz bir teknolojiyi kontrolünde tutmak söz konusu. Ayrıca AB’nin yeşil enerjide lider olması ahlaki bir rol model olmasının da temelini pekiştirebilir.” ifadelerini kullandı.

Benzer şekilde Avrupa’nın kendi içinde birlik sağlayarak harekete geçmesi gerektiğini savunan Polonya basını da Bauhaus akımının fikir babası Walter Gropious’a referans vererek “Bu nedenle böyle bir hayal gerçeğe dönüştürülürken başkaları dışlanmamalı. Yeni Bauhaus akımı, AB’nin tüm üyeleri tarafından ortaklaşa biçimlendirilmeli.” değerlendirmesinde bulundu.

“BIDEN İLE GERGİNLİK KAPIDA”

İklim değişikliği ile mücadelenin diğer bir boyutunu siyasi alandaki liderlik rekabeti oluşturuyor. Zira Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 2020 İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada 2030 yılına kadar “karbon nötr” hedefini ulaşacakları, karbondioksit emisyonunu 2005 yılındaki düzeye göre yüzde 65 azaltacaklarını, orman rezerv hacmini ve temiz enerji kapasitelerini tarihsel oranda artıracaklarını sözünü vermişti.

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump döneminde iklim dosyasını rafa kaldıran ve küresel mücadeleye büyük zarar veren Washington yönetimi ise Biden ile birlikte sahaya geç de olsa geri döndüğünü duyurdu. Biden, 22 Nisan’daki İklim Zirvesi için Çin ve Rusya ile birlikte Türkiye’ye de çağrı yaparken Avrupa basını ABD liderinin altığı inisiyatifin bir yarışa dönebileceği öngörüsünde bulunuyor. İngiliz The Spectator sitesi bu bağlamda mücadeleye 750 milyar Euro ayıran AB ve ABD arasındaki muhtemel çekişmeye işaret ederek “İklim dostu enerjiler alanında aynı anda iki küresel lider olamaz. Bu sektörde liderliğin kimde olacağı çatışması, iki tarafı birbirinden daha da uzaklaştıracağa benzer.” satırlarını kaleme aldı.

TÜRK KAMUOYU GEÇ DE OLSA TARTIŞMALARA KATILIYOR

İklim değişikliği sadece Avrupa’da değil Türk basının da önemli gündem maddeleri arasında yer almaya başladı. Ekonomist Güven Sak, Hürriyet Daily News gazetesinde kaleme aldığı köşe yazısında iklim değişikliği ve küresel eşitsizlik bağlantısına dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye gibi ülkelerin Yeşil Mutabakat’a dahil olması, icra memuru buzdolabına el koyarken marketin organik reyonundan alışveriş yapmaya benziyor. Batı, (bilhassa da Covid-19 sonrası yeniden inşa sürecinde) küresel eşitsizliklerin giderilmesi söyleminde ciddiyse ‘dünyanın geri kalanındaki’ yüksek borçları ve yüksek risk primlerini de küresel bir sorun olarak görmesi gerekir. Küresel ısınmayı durdurmak için gerçek anlamda küresel bir mali plana ihtiyacımız var. Çevreye duyarlı kesimler, elektrikli otomobilleri bir süre kenara bırakıp orta ila düşük gelir grubundaki ülkelerin bilançoları üzerine kafa yormalı.”