Global Times

Mart ayından bu yana, salgın Çin genelinde birçok bölgede daha geniş kapsamlı bir şekilde ve daha sık ortaya çıkarak gücünü geri kazanıyor. Salgın önleme ve kontrol çalışmaları, Çin’in son iki yılda karşılaştığı en ciddi zorlukla karşı karşıya. Aralık 2021 gibi erken bir tarihte, Çin’in Tianjin bölgesi, Çin ana karasında Omicron varyantı ile uğraşan ilk bölge olmasına rağmen, Çin’in Jilin ve Shanghai eyaleti ile diğer bölgelerindeki son salgınlarla, Omicron’a karşı savaşın karmaşıklığı, bir kez daha öne çıkıyor.

Uzmanlar, Omicron türünün Delta’dan 10 kat daha zor olabileceğini söylüyor. Bu da yaşamı ve sağlığı korumak için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği anlamına gelmekte. Daha önce, Çin’in Guangdong, Shandong ve Hebei eyaleti ile Jilin ve diğer bölgeler Omicron’un yayılmasıyla uğraşırken karantina, yönetim ile tarama gibi katı önleme ve kontrol önlemleri aldı ve durumu olumlu bir trende soktu. Uygulamalar, salgına karşı savaşı kazanmanın anahtarının, genel sıfırlama politikasına tereddüt etmeden bağlı kalmak ve yıkıcı virüsle başa çıkmak için kılavuzu kararlı bir şekilde uygulamak olduğunu defalarca gösterdi.

SALGININ EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ EN AZA İNDİRİLMELİ

Çin’in salgın önleme ve kontrolünün zorluklarla karşı karşıya kaldığı kritik dönemeçte bazı yanıltıcı seslerin çıktığını belirtmekte fayda var. “Omicron’un büyük bir grip” olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve İngiltere gibi ülkelerin “virüsle başarılı bir şekilde bir arada var olduklarını” savundular. Kamuoyu nezdinde, Batılı ülkelerin salgının müdahalesinden tamamen kurtulduğu bir “müreffeh sahne” yaratmaya çalıştılar ve hatta bunu Batı’nın “sürü bağışıklığının” bir zaferi olarak gördüler. Ancak bu argümanlar ahlaki ve bilimsel olarak tamamen temelsizdir.

Omicron’un güçlü bulaşıcılığı, hızlı iletimi ve azaltılmış toksisitesi nedeniyle, “Omicron sadece büyük bir griptir” gibi bazı argümanlar geniş çapta dolaştı. Ancak uluslararası veriler, Omicron’un salgın sırasında Delta’dan daha yüksek bir ölüm oranı sağlayabileceğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus kısa süre önce birkaç ülkenin pandeminin başlangıcından bu yana en yüksek ölüm oranlarını gördüğünü söyledi. Çin’in temel ulusal koşulu, 60 yaş ve üstü 267 milyon insan ve 250 milyondan fazla çocuk olmasıdır. Toplam rakam 500 milyonu aşıyor. Böylesine devasa bir yaşlılar ve çocuklar grubu, hiçbir şekilde “düz yatmamamız” (sosyal ve profesyonel hayata uyum sağlamamız), sıfır stratejisine bağlı kalmamız, salgınla mücadelede inisiyatif almamız ve salgın kontrolünde sıkı olmamız gerektiğine karar veriyor. Ancak bunu yaparak büyük ölçekli bir tekrardan temelde kaçınabiliriz.

Nitekim Birleşik Krallık ve ABD gibi ülkelerde “virüsle bir arada yaşamak”, salgının önlenmesinde ve kontrol edilmesinde pasif bir “yatış”tan başka bir şey değildir. Sözde sürü bağışıklığı, temel olarak, bağışıklığı düşük olan çok sayıda savunmasız insanı sürüden kovmak anlamına gelir. Bu acımasız bir sosyal Darwinizmdir. Buna karşılık Çin, yaşlıları ve altta yatan tıbbi durumları olan hastaları korumuştur ki, bu çok dikkate değerdir.

SIFIRLAMA POLİTİKASINA TAM UYULMALI

İnsanların hayatları ile ödenen bedele rağmen Batı, virüsü yenmekten çok uzak. Örneğin, Birleşik Krallık’ta tüm önleme önlemleri mart ayında kaldırıldı ve sözde birlikte yaşama modu başlatıldı. Ancak bunu, enfeksiyonlarda hızlı bir artış, tıbbi sistem üzerindeki büyük baskı ve enfeksiyonlar nedeniyle işe dönmek için işçi sıkıntısı izledi. Almanya sorunun ciddiyetinin farkında fakat 1 Mayıs’tan itibaren zorunlu izolasyon politikasını sona erdirme kararını iptal ettiğini duyurdu. Bunun üzerine Almanya Sağlık Bakanı Karl Lauterbach bile bir hata yaptığını kamuoyu önünde kabul etti.

Uygulama, sıfırlama politikasının Çin’in salgınla mücadele etmesi için en iyi seçim olduğunu kanıtladı. Salgın ne kadar şiddetli olursa, sıfırlama politikasına tam ve doğru bir şekilde uymak o kadar önemlidir. Bazı yerlerin, tam olarak sıfırlama politikasını uygulamadıkları ve bir dizi sorunla sonuçlandığı için insanların normal yaşamlarında karmaşıklıklara neden olduğunu vurgulamakta fayda var. Sıfırlama politikasına tam ve doğru bir şekilde uymamız gerekiyor. Bir yandan, hızlı bir yanıt ve kesin önleme ile kontrol sağlamamız gerekiyor. Tespit edildiğinde her vakayı ortadan kaldırmaya çalışarak ilk aşamada çabaları hızlandırmalıyız. Öte yandan, minimum maliyetle önleme ve kontrolün etkisini en üst düzeye çıkarmak, formalizmi ve bürokrasiyi kararlılıkla kırmak, salgının ekonomik ve sosyal kalkınma üzerindeki etkisini en aza indirmek için çaba göstermeliyiz.

Son iki yılda, Çin’in insanların yaşamlarının ve sağlığının korunmasını en üst düzeye çıkarmayı başarmasının nedeni, ekonomik kalkınmanın yanı sıra salgın önleme ve kontrolde küresel liderliği korurken, sadece önce insan ve önce yaşam ilkesi ile bilimsel ve kesin olarak sıfırlama politikasına sıkı sıkıya bağlı kalmasıdır. Yeni ve daha ciddi testler karşısında, Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve Çin hükümeti, sıfırlama politikasına bağlı kalarak yüksek derecede sorumluluklarını ve pragmatik tutumlarını tam olarak gösterdiler.