Spor yorumcusu Behçet Üstün, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Üstün, spor gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Geçen haftalardaki Avrupa Süper Ligi fiyaskosunun yankılarının bitmediğini belirten Behçet Üstün, “Tartışmalar sürer, UEFA ilgili kulüplere bazı cezalar uygularken futbolun asıl sahibi, ya da kulüp sahiplerinin gözüyle bakarsak paranın kaynağı olan taraftarlar da seslerini çıkarmaya devam ediyorlar. Avrupa’daki taraftar oluşumları hafta içinde ‘Reclaim the Game’, ‘oyunu geri al’ başlıklı bir bildiri yayınladılar. ‘Ne var ki bunda?’ diyebilirsiniz, ama işler Avrupa’da Türkiye’den farklı yürüyor. Bizim bölük pörçük taraftar gruplarımız kendi içlerinde kavga ederken Avrupalı taraftarlar ortak noktalarda bir araya gelip ciddi bir güç oluşturabiliyorlar. Elbette ki, bu diledikleri her şeyi yaptırabilirler anlamına gelmiyor. Büyük sermayenin gücünü hafife almak gibi bir aymazlık yapmayacağım burada. Yine de geçmişte örgütlü taraftar gücünün birçok noktada birçok uygulamayı engellediği gerçeğini de görmek gerekiyor.

Bildiri 11 maddeden oluşuyor. Oyunun bekası için taraftarın önemli olduğunu düşünüyor ve seslerinin yayılması adına destek olmak istiyorum. Bu nedenle bildirinin başlıklarını aktaracağım:

“Süper Lig fiyaskosu, futbolun arızalı olduğunu kanıtladı. Ancak Avrupa’nın dört bir yanından taraftarlar bunu zaten biliyor ve onlarca yıldır bunun hakkında bağırıyorlar. Şimdi, UEFA’nın, Federasyonların, liglerin, kulüplerin ve politikacıların bunu düzeltmek için harekete geçerek sözlerine sadık kalmalarını talep ediyoruz. Talep ettiklerimiz:

1. Taraftar dâhiliyeti. (Eğer “taraftarı olmayan futbol bir şey değilse”, o zaman anahtar paydaş olarak tanınmak ve oyunun geleceği ile ilgili tüm tartışmalara ve kararlara katılmalıyız.)

2. Taraftarlara ve taraftar kültürüne saygı. (Oyunu finanse etmesine rağmen, taraftarların görüşleri ve hakları büyük ölçüde göz ardı ediliyor. Bunun sona ermesi gerekiyor. İtibarlı bir tavır görmeli, kendimizi stadyumda özgürce ifade edebilmeli ve haksız toplu cezalara maruz kalmamalıyız. Ligler ve kulüpler saçma zamanlarda oyun planlamayı bırakmalıdır.)

3. Tercih özgürlüğü. (Futbol taraftarları ikinci sınıf vatandaş değildir. Oturup ayakta durmayı, bir içki içmeyi veya deplasman maçlarına seyahat etmeyi seçebilmeliyiz.)

4. Erişilebilir futbol. (“Halkın oyununu” takip etmenin maliyeti son yıllarda büyük ölçüde arttı. Bu, genç olanlar da dâhil olmak üzere çok fazla taraftarı dışladı. Ancak çok yüksek maaşlar ve menajerlerin ücretleri için daha fazla ödeme yapmayı reddediyoruz. Ev sahibi biletleri ucuz olmalı ve deplasman biletlerinde bir fiyat sınırı olmalıdır.)

5. Herkes için futbol. (Herkes futbol oynama ve izleme hakkına sahiptir. Oyunun daha çeşitli, daha kapsayıcı ve daha Avrupalı olması gerekiyor.)

6.Daha güçlü düzenleme. (Zengin kulüplerin tek başına futbolu yönetme ve geleceğine karar verme gücüne sahip olmaması gerekir. Kurallar, eşit şartlar altında bir oyun alanı yaratmalı, şeffaflığı teşvik etmeli, mali adil oyunu güçlendirmeli ve oyunu baştan aşağı korumalıdır.)

7. Zenginliğin paylaşılması. (Futbol her zamankinden daha zengin, ancak yalnızca bir avuç kulüp fayda sağlıyor gibi görünüyor. Alt liglere daha fazla para gitmesi ve tabandan gelen futbolun gelişmesi ile oyunun zenginliği daha eşit olarak dağıtılmalıdır.)

8. Rekabetçi denge. (Ligler arasında ve içinde büyüyen uçurum, futbolu daha az rekabetçi ve daha öngörülebilir hale getirdi. Bunu tersine çevirmenin tek yolu, oyunun kaynaklarını paylaşmak ve sporun değerini korumaktır.)

9. UEFA’nın Şampiyonlar Ligi reformlarını iptal etmesi. (Şampiyonlar Ligi’ne daha fazla kulüp ve maç eklemek Avrupa futboluna her seviyede zarar verecektir. Kulüplerin geçmiş başarılarına göre katılımcı olmasına izin vermek ise Süper Lig kışkırtıcıları için bir ödül. Reform süreci durdurulmalı ve taraftarlar Avrupa yarışmalarının geleceği konusundaki tartışmalara dâhil edilmelidir.)

10. Ulusal hükümetlerin ve Avrupa Birliği’nin (AB), kulüplerimizi ve topluluklarımızı koruması. (Kıtadaki kulüplerin varlığı, açgözlü risk fonları ve temelsiz düzenlemeler tarafından tehdit ediliyor. Hükümetler ve AB, kulüplerimizi ve bir bütün olarak futbolu korumak için ellerinden gelen her şeyi yapmalıdır.)

11. Federasyonların ve liglerin zengin kulüplerin etkisine engel olması. (Federasyonlar ve ligler, zengin kulüplerin gücüne karşı bir denge oluşturarak oyunun tüm çıkarlarına hizmet etmelidir.)

ŞİMDİ #OYUNUGERİAL’MA ZAMANI

Futbolun ölümünü engelleyebilecek, gayet mantıklı talepler sıralanmış. Aklı başında her futbol adamının da kabul edeceği şeyler ama pratikte zenginlerin gücü daha fazla olduğu için FIFA, UEFA gibi diğer bütün federasyonlarda maalesef u mantılı planlamalardan uzak durmayı bilinçli olarak seçmiyorlar. Sadece Avrupa Süper Ligi projesi değil, şu anda dönüştüğü garabetle Şampiyonlar Ligi de eleştiriden payını almış görüldüğü üzere.” açıklamasında bulundu.

TOKYO OLİMPİYATLARI KORONAVİRÜS TEHDİDİ ALTINDA

Spor yorumcusu Behçet Üstün, Tokyo Olimpiyatları ile ilgili son gelişilmeler için ise şöyle konuştu:

“2021 Tokyo Olimpiyatlarına yaklaşık iki ay kala belirsizlikler sürüyor.

Japon hükümetinde Başbakan Yoshihide Suga’dan sonra ikinci en güçlü isim olan Liberal Demokrat Parti Genel Sekreteri Toşihiro Nikai, ülkede koronavirüsün daha da yayılması durumunda, Tokyo Olimpiyatları’nın tamamen iptali seçeneğinin düşünülebileceğini ifade etti.

Japonya’da son haftalarda özellikle başkent Tokyo ve Osaka’da koronavirüs vakalarında ciddi bir artış görülüyor. Bu yüzden Osaka’dan geçmesi planlanan Olimpiyat meşalesinin taşınması töreni de son anda iptal edilmişti.

Toşihiro Nikai, ‘İptal opsiyonu doğal olarak hep masada olacak. Oyunları güvenli bir şekilde yapamayacağımıza kanaat getirirsek tamamen iptal etmek zorunda kalabiliriz.’ dedi. Buna karşın adı açıklanmayan üst düzey bir hükümet yetkilisi ise Nikkei gazetesine verdiği demeçte Olimpiyatlar’ın iptal edilmesinin imkânsız olduğunu söyledi. Bakalım kim kazanacak?

Ocak ayında Kyodo Haber Ajansı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Japon halkının yüzde 80’i Olimpiyatlar’ın ertelenmesi veya tamamen iptal edilmesi gerektiğini savunuyordu. Son araştırmalarda bu rakam biraz düşse de hâlâ yüzde 60’lar civarında olduğu görülüyor.

Tokyo Sağlık Çalışanları Birliği, olimpiyatlara ev sahipliği yapacak Tokyo’daki hastanelerin ‘çok yoğun olduğunu ve neredeyse hiç boş yerlerinin olmadığını’ açıklayarak olimpiyatların iptal edilmesi çağrısında bulundu.

ABD atletizm takımının da dâhil olduğu pek çok takım Tokyo’daki olimpiyat hazırlık kamplarını iptal ettiler. Birtakım sporcular da pandemi sırasında Olimpiyat yapılması konusundaki endişelerini ardı ardına açıklıyorlar. Bakalım bu iş nereye gidecek?

Deniz aşırı seyirci kabul edilmeyeceğine yönelik Organizasyon Komitesi kararına rağmen halkın yüzde 88’i turnuva sebebiyle ülkeye giriş yapacak sporcu ve ulusal takım üyelerinin virüsü Japonya’da yayabileceğinden endişe ediyor.

Bu pandemi sadece büyük bir takım organizasyonları etkilemekle kalmıyor. Dünyanın belki de en büyük spor organizasyonu da koronavirüs tehdidi altında.”