China Daily / Harvey Morris

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın, bütün yanlış nedenlerle tüm dünyada manşetlere çıkması, birbirini izleyen skandallar karşısında görevde kalma mücadelesinin dikkatleri önemli dış politika ve iç meselelerden başka yöne çevirdiğine ilişkin endişeleri artırıyor. 

Bir milletvekili ve Londra belediye başkanı olarak yirmi yıllık siyasi kariyerinde, eski gazetecinin coşkun kişiliği ve kuralları yıkan biri olarak ünü onu, iktidardaki Muhafazakâr Parti’yi geleneksel olarak desteklemeyen birçok kimse dâhil olmak üzere Birleşik Krallık halkının büyük bir kesimine sevdirdi. Johnson’ın, 2016 yılında Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması kampanyasını desteklemedeki gecikmiş kararı, o yıldaki başarılı “çıkış” oylamasında bir unsur olarak görüldü. 

Takip eden siyasi çekişme sırasında Johnson, selefi Başbakan Theresa May’ı koltuğundan etmede başarılı oldu ve bıkkın bir halka “Brexit’i Hallet” sözü vererek, 2019 yılının sonunda önemli bir seçim zaferi sağlamaya devam etti. Johnson’ı Birleşik Krallık halkının büyük bölümüne sevdiren özelliklerinin, özellikle dışişleri bakanı olarak görev yaptığı referandum sonrası dönemde sınırlarının ötesinde daha az olumlu etkisi oldu. 

JOHSON BİRLEŞİK KRALLIK’IN ULUSLARARASI STATÜSÜNE ZARAR MI VERİYOR?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) televizyon kuruluşu CNN’nin o dönemdeki tipik bir tepkisinde, Johnson’ın yabancı liderlere yönelik eleştirileri ve yurt dışı gezileri sırasındaki gafları dikkate alındığında, göreve atanmasının, “şok, ufak bir eğlence ve bazı çevrelerde korkuya” sebep olduğunu bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün, atanma açıklandığı zaman sırıtışını bastırmaya çalışması kameralara yakalandı. 

Birleşik Krallık’ın Brexit oylamasının rahatsızlık yarattığı Avrupa’nın tepkisi daha az şaşırtıcı oldu. Johnson’ın Fransız mevkidaşı onu “sırtını sağlama almış bir yalancı” olarak tanımlarken, dönemin Almanya dışişleri bakanı Johnson’ın atanmasıyla ilgili olarak, “Dürüst olmak gerekirse bunu acayip buluyorum.” dedi. Johnson’ın Birleşik Krallık’ın en üstteki diplomatı olarak umursamazlığı, bu yabancı eleştirmenlerin eleştirilerini zayıflatması konusunda çok az şey yaptı.

Johnson hükümetinin, şu anda üst düzey bir yetkili ve polisin yürüttüğü soruşturmaları kapsayan sorunu sürüncemede bırakma girişimi, ülke içindeki öfkeyi bastırmada çok az şey yaptı. Son kamuoyu yoklamaları halkın yüzde 60’tan fazlasının başbakanın istifa etmesi gerektiğine inandığını, tek bir partinin sandıkta kazanmayı umabilmesinden çok daha fazlasının olduğunu gösteriyor. 

Johnson’ın ahlaki kusurlarını ve doğrulukla zayıf ilişkisini bağışlayan Birleşik Krallık halkı, adil oyunla ilgili geleneksel taahhüdünü rencide eden faaliyetlerini reddetmiş gibi görünüyor. New York Times’a göre, “onun skandallarına uzun süredir alışmış Britanyalılar salgının en kötü döneminde parti yapma konusunda sınır koymuş görünüyor.” 

“BRİTANYA SİYASETİNİN EN BÜYÜK SİHİRBAZI”

ABD gazetesi, Johnson’ı bir yalancı olarak yeren ve onu eski ABD Başkanı Donald Trump ile karşılaştıran Birleşik Krallık’tan bir komedyenin videosunu yayınladı. Video kısa sürede Atlantik’in her iki tarafında internette yayıldı. Fransa’da Le Monde gazetesi “partygate” ifşalarının Johnson’ın mücadeleci bir vatansever görüntüsüne darbe vurduğunu ve gerçek siyasi inancını ortaya serdiğini bildirdi. Almanya’dan Suddeutsche Zeitung, Johnson ile ilgili şöyle yazdı: “Johnson her zaman bir baştan çıkarıcı ve geveze biri olmuştur. Çıkarı söz konusu olduğunda her zaman yalan söyler. Britanya siyasetinin en büyük sihirbazıdır.” Bu, “size söylemiştik” tavrının ötesinde, bununla birlikte Johnson’ın bozgununun -görevde kalsa da kalmasa da- kritik bir zamanda Birleşik Krallık’ın uluslararası statüsü ve etkisine daha fazla zarar verdiğine ilişkin derin endişeler söz konusu. 

Bazıları, Johnson’ın “partygate” skandalı konusunda parlamentoya hitap edebilmesi için Doğu Avrupa’daki artan gerilimin çözümü konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesini ertelemek zorunda hissetmesini, Birleşik Krallık’ın azalan ilgisinin sembolü olarak gördü. Muhalefetteki İşçi Partisi’nin dışişleri sözcüsü David Lammy, “Avrupa’da barışı tehdit eden tehlikeli bir kriz sırasında Boris Johnson, işine tutunmaya çaba gösterirken önemli bir diplomatik fırsat kaçtı. Bunlar, göreve uygun olmayan, şaşkına dönmüş bir başbakanın kargaşa içindeki bir hükümeti yönetmeye çalışmasının gerçek dünyadaki sonuçlarıdır.” dedi. 

Ülkedeki siyasetçiler Johnson’ın başbakanlığının parlamenter sisteme halkın güvenine daha fazla zarar vermesinden endişe ederken, yabancı gözlemciler bir ulusun kaderinin Büyük Britanya’yı geri getirmek için elinden geleni yapma sözü veren bir liderin ellerinde olmasından yakınıyorlar.