Global Times / Yang Sheng & Chen Qingqing

Eski sosyalist süper güç Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler (SSCB) 25 Aralık 1991’de çökerken, SSCB’den farklı Çin karakterli sosyalizm yolunu seçen büyük bir güç olan Çin alım gücü paritesine göre en büyük ekonomi haline geldi. Çin ayrıca Batı kapitalist modelini seçmeden modernleşme ve sanayileşmeyi başarma yolunda olan en güçlü ve başarılı sosyalist ülke olmanın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gözünde “en önemli stratejik rakip.

Çin halkı sonuç olarak bir dizi trajedi yaşayan Rus halkına karşı sempati duydukları için 30 yıl önceki çöküşle ilgili karmaşık duygulara sahip ama aynı zamanda kızıl devin çöküşünün Çin’in gelişmeye devam etmesi ve Çin karakterli sosyalizmi geliştirmesi için değerli bir ders olarak gördü.

Dünya genelinde akademisyenler ve gözlemciler arasında tartışmaların yaygın olması gibi, son günlerde Çinli uzmanlar, yorumcular ve sıradan insanların Çin medyası ve sosyal medya platformlarında SSCB’nin kopuşunun mirasını değerlendiren çok fazla tartışma var, ama onların görüşleri Batılılarınkinden çok farklı.

ABD v e diğer Batılı ülkelerde, ABD’yi soğuk savaşın “galibi” diye tanımlayan birçok medya kuruluşu ve akademisyen SSCB’nin çöküşünü sosyalist yoluna yükleme çabası içinde ve tercihlerinin askeri genişleme, büyük-güç şovenizmi ve başarısız ekonomik reformlar gibi hatalara yol açtığını ileri sürüyorlar.

Ama Çin’deki ana akım görüşe göre, sosyalizm doğrudur ve aslında sosyalizm Sovyetler Birliği’nin faşizmi yenmesine ve bir süper güç oluşturmasına katkıda bulundu. Çinli uzmanlar, hatanın Joseph Stalin’den sonraki SSCB liderlerinin sosyalizm yolundan sapmaları, hatta bu yola ve Sovyetler Birliği halkına ihanet etmelerinde yattığını söylüyorlar ve Çin’in bugünkü başarısının bu görüşün doğruluğunu daha da güçlendirdiğini ekliyorlar.

DEĞERLİ BİR DERS

Çin Sosyal Bilimler Akademisi Eski Başkan Yardımcısı Li Shenming Global Times’a yaptığı açıklamada, “Dünyada Sovyetler Birliği’nin neden çöktüğü ile ilgili çok farklı açıklamalar olduğunu ama ‘Stalinizm’ ya da ‘Sovyetler Birliği’nin sosyalist modelinin’ temel neden olduğunu savunan açıklamanın egemen olmaya devam ettiğini” söyledi.

Li, “Ancak Çin’de birçok araştırma ve birçok tartışmadan sonra Stalin’imin temel neden olmadığı ve gerçek nedenin Nikita Kruşçev’den Mihail Gorbaçov’a kadar Sovyetler Birliği’nin liderliğinin giderek sapması ve sonunda Marksizm, sosyalizm ve halkın büyük çoğunluğunun tekel çıkarlarına ihanet etmesi olduğu konusunda ortak bir görüşe ulaştıklarını” belirtti.

Li, Sovyetler Birliği’nin çöküşü için Stalin’i ya da Lenin ve Stalin’in kurduğu sosyalist modeli suçlamanın sorumsuzluk olduğunu söyledi. Li, “model mükemmel olmasa ve reforma ihtiyacı olsa da, Sovyetler birliği bu modelle sanayileşme, 2. Dünya Savaşı’nda zaferle çıkma ve savaş sonrası başarılı bir yeniden inşa gibi büyük başarılar kazandığını” kaydetti.

Uzmanlar, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün başlangıcının Kruşçev’in başlattığı reformlar olduğunu, çünkü bu reformların sorunları ele almakta başarısız olduğunu, aksine bu reformların giderek Sovyetler Birliği sosyalizminin temel siyasi ve ekonomik sistemini inkâr ettiğini ve Gorbaçov dönemine gelindiğinde ülkenin liderliğinin Marksizm’e tümüyle ihanet ettiği ve dönüşü olmayan bir yol seçtiğini söylüyor.

Çinli uzmanlar, Sovyetler Birliği liderlerinin sadece başlangıçtaki isteklere ihanet etmediğini, aynı zamanda diğer ülkelerle güç mücadelesine gömülmek, Çin dâhil sosyalist bloktaki yoldaşlarına zorbalık yapmak ya da tehdit etmek, askeri genişleme peşinde koşmak ve hatta Afganistan gibi ülkeleri işgal etmek yerine halka hizmetin temel görevleri olduğunu da unuttuğunu söyledi.

Çin Renmin Üniversitesi ile Rus St. Petersburg Devlet Üniversitesi Rusya Araştırmaları Merkezi Başkan Yardımcısı Wang Xianju Global Times’a yaptığı açıklamada, “Sovyetler Birliği uzaya uydular gönderebiliyordu ve jeopolitik etki alanını genişletebiliyordu ama gıda, tekstil ve günlük ihtiyaçların kıtlığıyla birlikte kendi sorunlarını çözemiyordu bu da toplumsal çatışmaları daha da artırdı.” dedi.

Wang, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) her zaman tam kalkınma ve kazandığımız başarılar ve bunları başarmak için gösterdiğimiz çabaların sadece temel bir amacı olduğunu vurguladığını, onun da halka hizmet olduğunu belirtti.

Li, Sovyetler birliği liderlerinin de sorunları çözmek istediklerini ancak yanlış bir şekilde, liberalleşme ya da Batılılaşmanın ülkelerindeki her şeyi çözeceğini düşündüklerini, Gorbaçov ya da eski devlet başkanı Boris Yeltsin gibi kişiler batılı kapitalist siyasi sistem ve ideolojiyi benimsediklerini ve sonunda seleflerinin kurduğu büyük ülkeyi mezara gömdüklerini kaydetti.

Global Times yorumcusu Hu Xijin Sovyetler Birliği’nin dağılması “Çin için bir aşıydı, çünkü bu Çin’e sürekli neyin yanlış neyin doğru olduğunu ve hangi yolun çıkmaz yol olduğunu ve hangi tür reformun büyük bir ülkenin ve büyük bir partinin ölümüne neden olacağını söylemeye devam etti.” diye konuştu.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen Beijing’de yaşayan bir uluslararası ilişkiler uzmanı, Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ABD ve diğer Batılı ülkelerle mutsuz hatıraları Çin için başka bir aşıydı, “Çünkü bu bize Rusya’nın sosyalizmi terk etse ve kendi ülkesini parçalara ayırsa bile batı tarafından kabul edilmeyeceğini söylüyordu.” dedi.

Bu uzman, “Batı ile mücadele asıl olarak ideoloji ya da ‘insan hakları ve özgürlük’ ile ilgili değildir, bu güç ve jeopolitik ile ilgilidir ve Sovyetler Birliği’ninki gibi bir ‘intihar’ bile Batı’nın düşmanlığına son vermez, ama sadece başarısızlıklar, kargaşalar ve iç savaşlar ve Batı’nın askeri olarak daha da genişlemesine neden olur.” ifadelerini kullandı.

ABD, SSCB’NİN YOLUNU TEKRARLAYACAK MI?

Çin dersini aldı ve başarılı bir kalkınma gerçekleştirmek için Sovyetler Birliği’nin yaptığı hataları tekrarlamaktan kaçındı. Çinli ve Rus analizciler, Çin ulusal yenilenme hedefine doğru ilerlerken, Soğuk Savaş’ı kazandığına inanan Sovyetler Birliği’nin rakibi ABD’nin muhtemelen eski rakibinin yaptığı hataların birçoğunu tekrarlayacağını söylüyor.

Gorbaçov Sovyetler Birliği’nin lideri olarak istifasının yıl dönümü öncesinde RIA Novosti ajansına cuma günü verdiği demeçte Washington’ın Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra “daha fazla kibirli ve kendine güvenli hale geldiğini” bunun da NATO askeri ittifakının genişlemesine yol açtığını söyledi. Ancak, Moskova ile Washington arasında yapılacak güvenlik görüşmelerinden memnun olduğunu belirtti.

SSCB’nin çöküşünden sonra Rusya’nın egemenliğine zarar vermeden ABD ile farklı bir şekilde ilişkiler kurmanın mümkün olup olmadığı sorulan eski Sovyet lideri Sovyetler Birliği’nin 1991’de varlığı sona erdikten sonraki “Batı’daki, özellikle ABD’deki galip moduna” dikkat çekti.

Gorbaçov, “daha kibirli ve kendine güvenli hale geldiler. Soğuk Savaş’ı kazandıklarını ilan ettiler.” dedi. Moskova ve Washington’ın ‘birlikte’ dünyayı çatışma ve nükleer yarıştan çıkardığında ısrar eden Gorbaçov, “ama, ‘kazananlar’ yeni bir imparatorluk kurmaya, dolayısıyla NATO’nun genişlemesine karar verdi.” dedi ve “Böyle bir durumda ABD ve Batı ile eşit ilişkilere güvenebilir.” diye ekledi.

TASS’ın haberine göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin haziran ayında ABD’nin tipik bir imparatorluk senaryosu takip ettiğine ikna olduğunu söyledi: “Sınırsız güçlerinden emin olan imparatorluklar bunlarla baş edemeyecek hale gelinceye kadar kendilerine gereksiz sorunlar yaratılar.” diye konuştu.

Putin medyaya “(ABD’nin) sorununun ne olduğunu biliyor musunuz? Eski bir Sovyetler Birliği vatandaşı olarak ben size söyleyeyim. İmparatorlukların sorunu o kadar güçlü olduklarına inanırlar ki, küçük yanlışlar ve hatalarla baş edemezler.” dedi.

Putin’e göre, imparatorluk yöneticileri uluslar ya da gruplara gözdağı verebileceklerine, ikna edebileceklerine ya da onların sadakatini satın alabileceklerine emindirler ve bütün sorunlarının bu şekilde çözülebileceğine inanırlar. 

Rus lideri “ama sorunlar yığılmaya devam eder. Ve, bir nokta, bunlarla baş edemezler. Ve ABD şimdi Sovyetler Birliği’nin yolunda yürüyor ve yürüyüş tarzı güvenli ve düzenli.” açıklamasını yaptı.

Adını açıklamayan Beijing’de yaşayan bir uzman, bugünkü ABD ile 1970’ler ve 80’lerdeki eski Sovyetler birliği arasında bazı ilginç benzerlikler bulduklarını söyledi ve bu benzerliklerin bazılarını “askeri genişlemede gücün kötüye kullanılması, yaşlılar yönetimi, ideolojisine aşırı güven, hataları düzeltmekte başarısız olma, etkili reformlar yürütememe ama kendi içinde bulunduğu karmaşa için başka ülkeleri suçlama ve Soğuk Savaş anlayışının yönettiği bir büyük güç rekabeti peşinde olma” diye sıraladı. Uzman, eğer ABD bu sorunları keşfedemezse, büyük ihtimalle Sovyetler Birliği’nin trajik kaderini tekrarlayacağını belirtti.