CGTN / Agnes Kalibata & Kristina Skierka

Enerji ve İklim Konusundaki Ana Ekonomiler Forumu’nun 17 üyesi küresel sera gazı (GHG) salınımlarının yaklaşık yüzde 80’ini üretiyor. Bu ülkelerin iklim krizindi durdurma gücüne sahip oldukları anlamına geliyor.

İklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler sorunun en az sorumlusu durumundalar. İklimden en çok etkilenen 16 ülkenin 10’u Asya’da ve 5’i Afrika’da; bu ülkelerde milyonlarca insan tarıma dayalı yaşıyor ama daha sağlam ve kârlı bir geleceği sağlamak için ihtiyaç duyacakları temiz enerjiye ulaşamıyorlar. Bu ülkeler için, “yeniden daha iyi kurmak” bir zorlanma olacak. Zaten şimdiden gelişmiş ülkelerin GHG salınımlarının önde gelen kaynakları olan kendi enerji ve tarım sektörleri tarafından geride bırakıldılar.

Kasım ayında Glasgow’da yapılacak Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansı (COP26) arasındaki zaman dünya liderleri için gıda ve enerji güvensizliği tehdidini çözmek için “iklimce akıllı” çerçeve kurmak için nesilde bir görülecek bir fırsatı temsil ediyor. Bu gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınma modeline geçmelerini desteklemek için gerekli olacak.

BM, 40 yıldır ilk defa Gıda Sistemleri Zirvesi ve Enerji konusunda Yüksek Düzeyli Diyaloğunu toplayarak, bütün ülkelerin kendi üzerlerine düşeni yapmaları için ideal bir platform sağladı. Tarımsal zorlukla baş edebilmek için insanları, gezegeni ve refahı sürdürülebilir biçimde besleyecek ve iklim değişikliğinden en çok zarar gören dünyanın 500 milyon küçük hanesinin geçimini ve iyiliğini sağlayabilecek çözümler tasarlamalıyız.

Artan sıcaklar şimdiden Afrika’da yılda Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 1,4’üne mal olmanın yanı sıra, yılda GSYİH’nin yüzde 3’ü kadar yüksek oranda uyum maliyetleri getiriyor. Bu yük asıl olarak çiftçilerin üzerine yüklendiği için, kırsal alanlarda direnç oluşturmak ve temiz enerjiye erişimi genişletmek hayati öneme sahip. Kısa dönemde, küçük pay sahiplerinin iklim değişikliğinin sonuçlarını idare edebilmek için güçlendirilmesi zorunlu; ama uzun dönemde, bunların daha sürdürülebilir bir tarım sektörüne dâhil edilmeleri de gerekiyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENEN ÜLKELER SORUNUN EN AZ SORUMLUSU DURUMUNDA

Geçen on yılda, çatı güneş panelleri ve küçük şebekeler gibi merkezi olmayan yenilenebilir enerji çözümleri yüz milyonlarca haneye elektrik ve elektrikli aletleri soktu. Fakat tahminen 840 milyon insan halen temel aletler için elektriğe sahip olmadan yaşıyor. Temiz enerjiye daha büyük erişimin sağlanması ile birlikte, daha fazla çiftçi ailesi, Afrika’daki tarım topraklarında kullanılan enerjinin şu anda yüzde 80’ini karşılayan insan emeği üzerindeki yükü azaltmak için teknolojiye daha fazla uyum sağlayabilir. Bu da gıda sistemlerini gelecekte daha sürdürülebilir hale getirir.

Ama bu hedeflere ulaşmak iklim finansmanında dikkate değer bir artışı gerektirir. Gelişmekte olan ülkelerin yayılmış yenilenebilir enerji sistemlerini genişletmek ve riskini azaltmak ve bu teknolojileri çiftçiler için satın alınabilir hale getirmek için daha fazla kaynağa ihtiyacı var. Küçük pay sahipleri şu anda iklim finansmanının sadece yüzde 1,7’sini alıyor. Dünya kaynaklarının sadece küçük bir parçası ile bu kişiler artan oranda sıklıkla ve sert biçimde yaşayan sıcak dalgaları, kuraklıklar ve sellerle kendi başlarına mücadele etmeye terkedilmiş durumdalar.

İyi ki, düşük gelirli ülkelerde temiz enerji altyapısına yatırım yapmak olağanüstü bir getiri sağlıyor, bu da gelecekteki tasarruflar, esneklik ve daha büyük iç ekonomik faaliyet üzerinden kendisini kolayca ödüyor. Gana’da yayılmış güneş enerjisi şimdiden yerel tarımsal işleme tesisleri için kilit bir enerji kaynağı durumunda. Gana hükümetinin son ham kakao ihracatını yasaklama kararı çiftçiler için daha iyi getiri sağlamak amacıyla ülke içinde işleme hazırlıklarının artırılmasını yansıtıyor.

Yenilenebilir enerji erişimi sağlayan şirketler Afrika ve Asya’da önemli bir işveren olarak ortaya çıkıyor. Yarattıkları her iş, bol elektriğe sahip çiftliklerde tahıl sulama gibi yakın alanlarda 5 diğer gelir getirici fırsat potansiyeli doğuruyor. Bu gelişmeler sadece çiftçilik etkinliğini artırarak gıda güvenliğini ve verimliliğini güçlendirmeyecek, aynı zamanda iklim şokları ve streslerine karşı direnci de kuracak.

HERKES İÇİN AYDINLIK BİR GELECEK KURMA FIRSATI

Daha genel olarak, Sahra Altı Afrika’da potansiyel olarak sulama, işleme ve soğuk depolama alanında merkezsizleşmiş yenilenebilir enerjinin kullanımı için 11,3 milyar dolarlık bir pazar var. Ama bu gerekli teknolojilerin maliyetinin birçok çiftçi için hâlâ çok yüksek olması ile birlikte, şu anki pazar sadece 735 milyon dolar olabileceğin sadece yüzde 6’sı. Aynı şekilde, soğutma için ödenebilir, temiz enerji, her yıl 310 milyar dolardan fazlaya mal olan gıda kayıplarını ve israfını azaltmaya yardımcı olabilir, bu kayıp ve israfın yüzde 40’ı hasattan sonra ve tedarik zincirinin ilk aşamalarında meydana geliyor.

Son olarak, yüksek gelirli ülkelerdeki bağışçılar ve hükümetler sadece konuşmaktan fazlasını yapmak zorunda. Düşük gelirli ülkelerin enerji ve gıda sistemlerini dönüştürmek benzeri görüşmemiş bir sektörler arası iş birliğini uluslararası, bölgesel ve ulusal olarak- gerektiriyor. Bunun bir kısmı şimdiden, 100’den fazla ülke arasında devam eden Gıda Sistemleri Zirve Diyaloğu sırasında gerçekleşti. Ama bu görüşmelerin devam etmesi ve kapsam ile içerik olarak genişlemesi gerekiyor.

Gıda Sistemleri Zirvesi açık ilişki sürecinde şimdiden ortaya konan 1,200 fikir Roma’da temmuzdaki zirve öncesi ve eylüldeki zirvenin somut politikalar ve taahhütler üreteceği ümidini veriyor. Özünde, iklim krizi bir enerji krizidir ve iklim krizi 690 milyon insanın temel ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli gıdaya sahip olmamasına katkıda bulundu.

Gıda-enerji bağlantısına odaklanarak, dünyanın hem iklim değişikliği hem de gıda güvenliği sorunlarını çözme, herkes için aydınlık bir gelecek kurma fırsatı var.