CGTN / He Weiwen

Tüm gözler, bugünlerde dünyanın en önemli haberleri haline gelen Rusya-Ukrayna askeri çatışmasına çevrildi. ABD, NATO ve Avrupa Birliği (AB) devletlerinin liderlerinin hepsi Rusya’yı kınadı ve çok ciddi yaptırımlar açıkladı.

Çin, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’ni savunmak, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstermek, tarihi karmaşıklıkların tam olarak bilincinde olmak ve görüşmeler yoluyla barışçıl çözüm aramak konusundaki tutumunu açıkça ortaya koydu. O zaman bu soruna nasıl adil ve uygun bir çözüm bulunabilir?  

Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra Rusya ve Ukrayna 20 yıldan fazla süredir barışçıl biçimde yaşadı. Ancak Şubat 2014’ün başında ABD destekli renkli devrim Ukrayna’da siyasi ortamı ve jeopolitik çıkarları değiştirdi. Ukrayna hükümeti o zamandan bu yana Batı ile uyumlu olmak için açık bir politika izleyerek, 2019 yılında Anayasa’da yazdığı şekilde AB ve NATO’ya dâhil olmaya çalıştı. 

ABD’NİN STRATEJİK AMACI NEDİR?

Senaryonun diğer tarafında NATO’nun 1991 yılından bu yana ABD’nin ortaya koyduğu değişmez doğuya doğru genişlemesi stratejisi var ki bu ABD’nin “bir santim bile doğuya genişlemeyecek” sözüne ters düşüyor. 8 Temmuz 1997 tarihinde düzenlenen NATO Zirvesi’nde Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nin üyeliğe kabul edilmesine karar verildi. Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Bulgaristan 29 Mart 2004 tarihinde NATO üyesi olurken, Hırvatistan ve Arnavutluk ise 1 Nisan 2009’da NATO’ya dâhil edildi. 

ABD, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin ana motoru olmuştur. ABD’nin stratejik amacı, Avrupa’daki öncü rolünü artırmak ve Rusya’nın yeniden yükselmesini kontrol altına almaktır. Avrupa haritasına yakından bakıldığında, Rusya’nın Belarus ve Ukrayna hariç batı sınırından neredeyse tamamen bloke edildiğine dair net bir tablo ortaya çıkıyor. Bu yüzden Ukrayna, NATO’ya katılırsa, NATO ve Rusya arasında bir tampon bölge olmayacak, bu da Rusya için doğrudan bir ulusal güvenlik endişesi yaratıyor. 

NATO, Rusya’ya yönelik devasa cephaneliğe sahip süper bir askeri ittifaktır. Örneğin NATO, Belgrad’daki Çin büyükelçiliği dâhil olmak üzere Yugoslavya’ya yönelik barbarca bir bombalama başlatmış ve sonunda ülkeyi parçalamıştır. Görünüşe göre, Ukrayna’nın potansiyel NATO üyeliği Rusya’nın stratejik güvenliğinin kırmızı çizgisini geçiyor. 

AVRUPA JEOPOLİTİĞİNDE UKRAYNA YANLIŞ KONUMLANDIRILDI

Son yıllarda ve özellikle son iki ayda güvenlik endişeleri konusunda yoğun görüşmeler yürüten Rusya, NATO’nun Ukrayna’yı reddetmesini talep etti, ancak bu talep ABD ve NATO tarafından açıkça reddedildi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile uzlaşmadı ve NATO’ya katılmakta ısrar ederek, ABD ve NATO’nun gücüne güvenerek Lugansk ve Donetsk bölgelerindeki yerel güçlere saldırdı. Bu koşullar altında Putin, “özel askeri operasyon” başlatılması talimatı verdi ve böylece Rusya-Ukrayna askeri çatışması patlak verdi. Ancak Rusya’nın “özel askeri operasyonunun” başlamasından sonra Ukrayna halkı son derece büyük sıkıntıya maruz kaldı. Bazı Ukraynalılar hava saldırılarından kaçmak için metro istasyonlarına sığınırken, en az 120 bin Ukraynalı Polonya ve Moldova’ya kaçtı. 

Son sekiz yılda Ukrayna ekonomisi daha da kötüye gitti ve 2020 yılında kişi başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı (GSYİH) sadece 3 bin 724 dolar olmak üzere Avrupa’daki en yoksul ülke oldu. Fakat ABD Başkanı Joe Biden, son aylarda Putin ile görüştüğü için Biden’ın, Rusya’nın Ukrayna ile karşılaştırıldığında kırmızı çizgilerinin ne olduğunu bilmediğini farz etmek zor. ABD’nin, yaptırımları uygulamada ve NATO ile Avrupa’daki liderlik pozisyonunu güçlendirmede bir bahaneye sahip olabilmesi için Rus saldırısına tanıklık etme niyetinde olduğu çok açık bir gerçektir. Bu senaryo Kuzey Akım 2 projesinin askıya alınmasına, Avrupa’nın ABD doğal gazı satın almak zorunda kalmasına da yardımcı oldu. Bunun da ötesinde kargaşa içindeki bir Avrupa Amerikan askeri-sanayi kompleksi için kârlı silah satışı işi anlamına geliyor. Avrupa’nın güvenliği, enerji tedariki ve ticareti, sadece ciddi biçimde etkilenecek istikrarlı Avrupa-Rusya ilişkileriyle güvence altına alınabileceği için Avrupa’nın bir kazanan olmayacağı bahsedilmeye değer bir konudur. AB’nin rolü aynı zamanda, ABD’nin hâkim olduğu NATO tarafından gölgede bırakılacak. 

UKRAYNA BATI VE DOĞU’YU BAĞLAYACAK BİR KÖPRÜ OLMALI

Durumun temel sebebi, Avrupa jeopolitiğinde Ukrayna’nın yanlış stratejik konumlandırılmasıdır. Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger bir zamanlar, Ukrayna’nın, Doğu’yu kontrol altına almak amacıyla Batı’nın bir satranç oyunu olmasından ziyade Batı ve Doğu’yu bağlayacak bir köprü olması gerektiğine dikkati çekmişti. Bu, bugün de geçerliliğini koruyor. 

Bu yüzden mevcut kriz için ideal çözüm, Ukrayna’nın, Rusya ile dostane ilişkilerini sürdürürken, ABD ve Avrupa ile iyi ilişkiler geliştirmesine yardımcı olacak herhangi bir askeri ittifaka katılmayarak, tarafsız statüsünü devam ettirmesidir. Bu durumda Ukrayna barışçıl ve yapıcı bir ortama sahip olabilecek ve ekonomisini daha da geliştirebilecek, Rusya da batı sınırında güvenli olduğunu hissedebilecek ve Avrupa-Rusya ticareti ile enerji iş birliği barış içinde büyüyebilecek, dolayısıyla Avrupa için dengeli ve sürdürülebilir güvenlik görünümüne yol açabilecektir.