Xinhua / Wang Bin

Zamanın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Richard Nixon davet üzerine 21 Şubat 1972’de Çin’i ziyaret etti ve dünya ölçeğinde dikkatleri çeken bir “buzları kırıcı” yolculuğa çıktı. Nixon’ın ziyareti sırasında Çin ile ABD ikili ilişkilere sahip olmanın ilkeleri konusunda önemli bir uzlaşmaya vardı ve ikili ilişkileri normalleştirme yönünde büyük bir adım olan Shanghai Açıklaması’nı yayınladı.

Geri dönüp tarihe baktığımızda, Çin ve ABD’nin Pasifik Okyanusu’nun iki yakasından el sıkışmayı başarabilmelerinin en temel nedeni, iki tarafın karşılıklı saygı ilkesine bağlı olması ve farklılıkları rafa kaldırırken ortam temeller aramasıdır. Çin ile ABD geleceği akıllarında tutarak, ilişkilerini yeniden rayına oturtmak, ikili ilişkilerin sağlam ve sürekli bir şekilde gelişmesi amacıyla çalışmak için “buzları kıran” tarihlerinden akıl ve güç almalıdırlar.

ÇİN VE ABD 50 YILDA BÜYÜK DEĞİŞİKLİKLER YAŞADI

Çin ile ABD farklı siyasi sistemler ve kültürel geçmişlere sahip iki büyük ülke olduğu için, farklılıkları olması normaldir. Bu iki tarafın 50 yıl önce anladığı bir gerçektir. Ancak, bir süredir, belirli ABD siyasetçileri Çin-ABD ilişkilerini sıfır-sonuçlu bir oyun bakış açısından görüyorlar ve tek taraflı olarak sorunlar yarattılar ve ikili ilişkileri aşırı zor bir hale getirdiler.

İdeolojik farklılıkları öne çıkarmak Çin-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda başlangıçtaki niyete açıkça aykırıdır. İki ülke ancak farklılıklarını aşarak ve ortak çıkarlar arayarak tarihin eğilimine ve uluslararası tolumun beklentilerine uygun davranabilir. Hem Çin hem de ABD geçen 50 yılda muazzam değişiklikler geçirdiği için, birbirlerine iki tarafın barış içinde bir arada yaşamaya devam etmesi doğru bir bakış açısından bakması gerekir. Hangi gelişme düzeyinde olursa olsun, Çin’in hedefi asla diğer ülkeleri tehdit etmek olmadı. Aksine halkına daha iyi bir yaşam sağlamayı ve bütün ulusların ortak gelişmesini desteklemeyi amaçladı.

ÇİN VE ABD DÜNYA BARIŞ İÇİN BÜYÜK SORUMLULUKLARA SAHİP

Çin’i kontrol altına alma ve Çin’le rekabet etme söyleminin çığırtkanlığını yapan bazı ABD siyasetçileri sadece egemenlik peşinde koşmaktan kaynaklanan “anksiyete bozukluğu” ile davranıyorlar. Böyle bir pratik ABD’nin karşı karşıya olduğu sorunların çözümüne yardımcı olmaz ve sadece iki ülkenin ve genel olarak dünyanın çıkarlarına zarar verir. Tarih ve gerçeklik Çin ile ABD’nin iş birliğinden yarar sağlayacaklarını ve çatıştıklarında kayba uğrayacaklarını tümüyle kanıtladı. Birbirleriyle iş birliği yaptıklarında iki ülkenin ve bütün dünyanın yararı için birçok şeyi doğru biçimde yapabilirler.

İnsanlığın yüz yüze olduğu birçok zorluk bütün ülkelerin, özellikle Çin ve ABD’nin iş birliğini gerektiriyor. Dünyanın iki büyük ekonomisi ve Birleşmiş Miller Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleri olarak Çin ile ABD dünya barışı, kalkınması ve istikrarı için büyük sorumluluklara sahip.

Mevcut koşullarda, iki ülkenin bir sorumluluk duygusu göstermesi, iş birliğini güçlendirmesi ve zorluklarla mücadele için diğer ülkelerin tümüyle birlikte çalışması, birçok dalgalanma ve değişiklik yaşayan dünyaya daha fazla belirlilik ve pozitif enerji enjekte etmesi gerekir. Tarih en iyi ders kitabıdır. Çin ve ABD ancak geçmişten ders alarak ikili ilişkiler için daha iyi bir gelecek yaratabilir.