NATO üyesi ülkelerin liderleri, önümüzdeki günlerde Brüksel’deki zirvede buluşacaklar. Zirvede ikili görüşmeler de yapılacak. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden arasında da bir görüşme söz konusu. Türkiye’de kimileri, iki ülke arasındaki sorunların çözülmesi açısından büyük önem atfediyorlar bu görüşmeye. Beyaz bir sayfa açılmasını bekliyorlar. Mümkün mü? Değil elbette. Yapısal olarak sorunlu olan ikili ilişkiler, Brüksel’deki görüşme masasında çözüm yoluna da girmez, daha kötüye de gitmez. Neden mi? Tartışalım…

ABD emperyalizminin Orta Doğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da, geniş düzlemde Avrasya’da Türkiye’ye hangi gözle baktığı, hangi konularda ihtiyaç duyduğu bilinir. O nedenle iki ülke arasındaki sorunların çokluğuna, çeşitliliğine ve çözümsüzlüğüne rağmen, ABD’nin Türkiye’yi tamamen gözden çıkarması, Türkiye’nin ABD’den daha da uzaklaşmasına neden olacak taleplerde bulunması beklenemez.

ABD; Avrasya’da etkili olmaya, Rusya ve Çin’in yakınlaşmasını engellemeye, Türkiye’nin de bu iki Avrasya gücüyle ilişkilerini geliştirmesini önlemeye çalışıyor. Balkanlar’da varlığını artırıyor. Karadeniz ülkeleri olan Gürcistan ve Ukrayna’yı NATO üyesi yapmak, bu yolla Karadeniz’de sürekli bayrak göstermek istiyor. Orta Asya ile ilgileniyor. Irak ve Suriye’de askeri varlığını muhafaza ediyor. Akdeniz’deki gelişmelere etki ediyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a askeri yığınak yapıyor. Bu bölgelerde Rusya’nın, Çin’in nüfuzunu artırmasını istemiyor. Almanya’nın Rusya ve Çin’le yakınlaşmasını önlemeye çabalıyor.

ABD, HEDEFLERİNE ULAŞABİLİR Mİ?

Peki, ABD; hem de hegemonyasının aşındığı bir dönemde, bu hedeflerine ulaşabilir mi? Ulaşamaz. Neden mi? Onu da tartışalım…

ABD dış politikası üzerine ne yazılırsa yazılsın, şu dört madde mutlaka öne çıkar: Birincisi fiziki güvenlik, ikincisi değerlerin güvenliği, üçüncüsü iktisadi çıkarların güvenliği, dördüncüsü İsrail’in güvenliği. Bu dört unsur, birbirinin olmazsa olmazıdır. Tamamlayanıdır, bütünleyenidir.

Enerji kaynak ve güzergâhlarını, dünya ticaret yollarını, açık denizleri, önemli boğazları denetlemeye çalışan, ulusal para birimini, küresel ticarette tedavül para birimi olarak tutmak isteyen ABD; ittifaklarını bu gereksinimlere göre kurar, geliştirir ve günceller. Serbest ticarete verdiği önemle, silahlı kuvvetlerinin işlevi, dünyanın dört bir yanında bulunan askeri üsleri, birbirinden ayrılamaz.

Fakat ABD gerilerken, rakipleri güçlenmektedir. Dünyanın ağırlık merkezi batıdan doğuya kayarken, ABD’nin müttefiklerini, en başta da Almanya’yı, istediği gibi yönlendirme kapasitesi çok zayıflamıştır. İki ülke ilişkilerinde yaşanan gerilim de bunu göstermektedir. Buna karşılık Avrasya coğrafyasında bölgesel arayışlar, iş birlikleri, ittifaklar öne çıkmakta, ticari ilişkiler gelişmektedir.

O nedenle ABD’nin hedeflerine ulaşması mümkün değildir.

Barış Doster