Gazeteci İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Özçelik, iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Elektrik fiyatlarına yapılan zamlara halkın tepkisinin çok yüksek olduğuna dikkat çeken İsmet Özçelik, “Özellikle esnaflardaki tepki çok büyük. Pandemi nedeniyle zaten olumsuz koşullarda çalışıyorlardı. Karantinanın kalmasıyla biraz rahatladılar ama yaklaşık 1 yıllık aşkın yükü üzerlerindeydi. Fiyatların artması nedeniyle eskisi gibi bir işleri de yok.  Bir de bunların üzerine elektrik faturaları geldi. Kiradan fazla elektrik faturası ödeyenler var. Dolayısıyla yapılan eylemlerde esnaflar öne çıkıyor. Daha önce belirtmiş ve hükümeti uyarmıştık. ‘Elektrik çarpar’ diye. Şu an o duruma gelindi. Yurt genelinde esnafların öncülük ettiği eylemler yapılıyor. Türkiye Esnaf Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile görüştüm. Palandöken, ‘Esnafın tepkisi haklı. Buna bir çözüm bunması lazım.’ dedi. İktidar da arayış içinde. Halkın bu tepkisi seçimlere de yansıyacak. Bunun içinde çözüm aranıyor. Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın yeni bir paket üzerinde çalıştıklarını söyledi.” diye konuştu.

ABD’DEN UKRAYNA AÇIKLAMASINDA GERİ ADIM

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ukrayna krizindeki tavrının ilginç olduğunu belirten Özçelik, “Hemen hemen herkes gördü ki ABD, şu propagandayı yaptı: ‘Rusya Ukrayna’ya girecek’. Buna Ukrayna’da tepki gösterdi. Bu konu Zelenskiy-Biden görüşmesinde gündeme geldiği söylendi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ‘Hiçbir zaman saldırının an meselesi olduğunu söylemedik. Şayet Putin işgale karar verirse kuvvetlerini bunu her an yapabilecek bir pozisyona getirdiğini söyledik. Bu bir gün olur, iki hafta olur ama o noktaya varmışlar. Yani oradaki ‘an meselesi’ kaçınılmaz son anlamına geliyor.’ dedi. Böyle bir politika değişikliği var. Oysa ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, pazar günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının an meselesi olduğunu ifade etmişti. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki de defalarca Rusya’nın her an Ukrayna’yı işgal edebileceğini dile getirmişti. Hatta Biden ‘Şubat başları’ diye tarih bile vermişti. Yani ABD’den yapılan bu açıklama farklı değerlendirmelere de neden oluyor. Halk tabiri ile ‘Yalancı çoban hikâyesine döndü’ bir anlamda.” ifadelerini kullandı.

MACRON’DAN SONRA SCHOLZ DA MOSKOVA’YA GİDİYOR

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Moskova’da bir araya geldiğini hatırlatan Özçelik, “Bu önemli bir ziyaretti ama ziyaret masa ile gölgelenmeye çalışıldı. Bu propaganda tipik bir yıpratma kampanyasıydı. Görüşmeyi etkisizleştirme taktiğiydi. Bunun bilinçli bir şekilde kampanya haline getirildiğini düşünüyorum. Putin askeri gerilimi önlemek için her şeyi yapmak için hazır olacağını dile getirdi. Macron da olumlu mesajlar verdi. Macron’nun dillendirdiği konular ana hatlarla Rusya’nın talepleri. Bu çerçevede bakmak lazım. Bu görüşme sorunun çözümü açısından önemli. Öte yandan ABD Başkanı Biden, Almanya Başbakanı Scholz ile görüştü. ABD’de mümkün olduğunca germeye çalışıyor. Bu arada Scholz önümüzdeki haftada Moskova’ya gidecek.” dedi.

SORUN ANCAK ERDOĞAN-BİDEN DÜZEYİNDE ÇÖZÜLEBİLİR

ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in açıklamalarına da değinen Özçelik, “Jeffrey başından beri Türkiye’yi ikna ederek bu işin çözülmesini istiyor. Jeffrey bölge için çok kritik bir isim. Jeffrey yaptığı açıklamada ‘Çatışmalara bakalım, Suriye’de mücadeleler, Afganistan’daki durum, Kosova, Ukrayna’daki faaliyetlerimiz bu noktalarda Türkiye ve ABD buralarda hep aynı tarafta. İki ülkenin toplam günü NATO’nun büyük bir kısmını oluşturuyor. İki taraftan da kaynaklı yanlış anlaşılmalar ve kötü diplomasiden dolayı ilişkilerde zorluk yaşanıyor ve bunun çözülmesi gerekli. Bu da ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden seviyesinde çözülebilir. Görüşme olur, telefon olur önemli olan iki liderin ikincil meseleleri bir kenara bırakması. S-400 alımı göz ardı edilip lafa değil, eyleme bakın, denilebilir. DAEŞ lideri ölmüş olabilir ama askeri varlıkları devam ediyor. Hem Suriye hem Irak hem de Türkiye ve Avrupa açısından büyük bir tehdit. Esad kontrolündeki bölgelerde aktifler, Esad onları kontrol edemiyor bu nedenle Suriye’de ABD varlığı sürecek. Bu ve Suriye ile ilgili noktalarda Türkiye ile beraber çalışıyoruz. Ancak Biden hükümetinin Suriye konusunda net bir politikası yok. Türkiye’nin güvenlik endişelerini, DAEŞ sorununu, kimyasal silah sorununu ve mülteci sorununu genel bir Suriye politikası olmadan çözemezsiniz. Biden hükümetinde de bu yok.’ dedi. James Jeffrey’in açıklamalarındaki ortak fikir şu, ‘Türkiye, ABD ile beraber olmalıdır. ABD’de Türkiye’nin bu yolda hareket etmesini sağlayacak adımlar atmalıdır.’ Bu arada tek dert Türkiye’nin Avrasya ülkeleriyle Rusya ile Çin ile İran ile beraber hareket etmesini önlemek.” diye konuştu.

PETROL FİYATLARI SON 7 YILIN ZİRVESİNDE

Petrol fiyatları son 7 yılın zirvesini gördükten sonra dikkatler, ABD-İran arasındaki nükleer görüşmelere çevrildi. Özçelik, bu konu için de şunları söyledi:

“İran ciddi bir petrol üreticisi. Şu anda çok az üretip, dünya piyasaya sunabiliyor. Çünkü ABD ambargosu ve yaptırmaları nedeniyle Çin dışında kimse İran’dan petrol almıyor. Fiyatların 100 dolara çıkacağı tahminleri yapılıyor. Dünyadaki bütün ülkelerin ekonomilerini sarsan bir noktaya doğru gidiyor. Bunun arayışlar var. Bunun için en önemli şeyde piyasaya arzı aktarmaktan geçiyor. Arzı artırmanın yolu da İran’a yaptırımların kaldırılması geçiyor. Viyana’da İran ile nükleer anlaşma görüşmeleri dün başladı. Burada ileri bir adıma geçilirse İran daha büyük ölçüde petrolü dünya piyasalara sürebilir. Petrol fiyatları da düşebilir.

Öte yandan Ukrayna krizi de petrol fiyatlarının yükselmesine neden oluyor. Putin niyetlerinin ısrarla işgal olmadığını belirtse de Biden sürekli aynı şeyleri tekrarlıyor.

Bu arada ABD içinden bazı grupların İran’la ilişkileri bozma çabaları sürüyor. 33 Cumhuriyetçi senatörünün ABD Başkanı Joe Biden’a yazdığı mektup var. Yine 50 senatörün de ABD Dışişleri Bakanına ve ABD Savunma Bakanına yazdığı bir mektup var. ‘Bu kanadın temsilcileri kim?’ diye baktığımızda. Dünyada petrol ve doğal gaz fiyatlarının artmasından memnun olanlar da var. Yani ABD’nin de gelirleri artıyor. Bu nedenle ‘bu senatörler petrol ve doğal gaz lobilerinin adamları mı?’ diye insan düşünmekten kendini alamıyor.”