Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Aslanoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerini yorumladı.

19 yılın zirvesine çıkan enflasyon verilerini değerlendiren Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, açıklanan verilerin yüksek ve sürpriz olmadığını belirtti.

Türkiye’de enflasyonun en önemli nedeninin döviz kuru artışları olduğunu ifade eden Aslanoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Aralık ayında çok sert kur artışlarıyla karşılaştık hatta eylül ayından beri sürüyor bu artışlar ve bu artışların yansıması yaşandı. Çekirdek enflasyon diye baktığımız gıda ve enerji fiyatları hariç enflasyon eylül ayında yüzde 17’den şimdi yüzde 34’e çıktı. Kurlardaki geçişkenlik çok daha hızlanmış durumda, normalde bu daha yavaş olur. Hemen hemen her alanda yeni zamlar var, maalesef ocak ayında aralık kadar olmasa da enflasyonun yükseldiğini ve 40’lara doğru gittiğimizi görme ihtimalimiz yüksek görünüyor. İlk 3-4 ay özellikle yükselişin devam etme olasılığı var.

MERKEZ BANKASI’NIN OCAK AYI PARA POLİTİKASI KURULU’NDA BİR HAMLE OLUR MU?

Ben bir değişiklik olacağını zannetmiyorum. Son toplantıda ilk üç ayda faizleri indirme konusunda duracağını söylemişti. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın faiz indirim ya da artırım yönünde karar alacağını zannetmiyorum. Makro ihtiyati politikalar anlamında bazı önlemler olabilir ama benim beklentim bir değişiklik olmayacağı yönünde.

YÜKSEK ENFLASYON BİR HİPERENFLASYONA DÖNÜŞÜR MÜ?

Türkiye kronik yüksek enflasyon yaşamış ama hiperenflasyona gitmemiş ender örneklerden biridir. Bu risk her zaman var ama örneğin ücret artışlarının enflasyona genel endekslenmemesi gibi faktörler bu tür hiperenflasyonun yaşanmayacağını gösteriyor. Hiperenflasyon genelde üç haneli ve sürekli yukarı giden enflasyonlar için verdiğimiz addır. Öyle bir riskin olmadığını düşünüyorum.

“İHRACAT ARTIŞI” PİYASAYA NASIL YANSIR?

İhracattaki artış önemli ve pozitif Türkiye açısından. Geçen yıl uzun zamandır olmayan bir sıçramayı gördük. Bunun üç nedeni var, küresel ekonominin tarihi bir büyüme göstermesi, ikincisi tedarik merkezlerindeki değişim. Üçüncüsü de Avrupa gibi yüksek kalitede ürün bekleyen bir pazara Türk ihracatçısının bunu sağlaması. İhracat artış hızı yavaşlayacaktır ama bu yeni seviyeler korunacaktır diye düşünüyorum. Bu büyüme ve istihdam açısından da olumlu gelişme.

“PANDEMİNİN KONTROL ALTINA ALINMASI ALTINI İLK ALTI AYDA BİRAZ ZAYIFLATIR”

Döviz, altını da belirliyor. Küresel piyasalarda altın fiyatlarının ana yönünün yukarı olduğunu düşünüyorum. Pandeminin kontrol altına alınması altını ilk altı ayda biraz zayıflatır çünkü pandemi gibi bir sonucu bekleyen altın piyasası çok yükselemiyor ama arkasından ons fiyatı olarak yükselebilir. Dövizdeki gidişatta yeni araçların ne kadar ilgi göreceği ile de alakalı. Yeni bir şey deneniyor, kurla ilgili aralıkta gördüğümüz stresi azaltıcı bir sonuç alınır buradan ama Türkiye’nin daha fazlasına ihtiyacı var. TL’nin değerlenmesine ihtiyaç var bu olur mu göreceğiz.”