Haber: Samet Demir

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed) faiz kararını açıkladı. Fed faizi yüzde 0-0,25 aralığında tutarken, martta faiz artışına başlama mesajı verdi. Fed Başkanı Powell, varlık alımlarının sonlandırılacağını ve yakın zamanda faiz artırımının uygun olacağını açıkladı.

Konuyu CRI Türk’e değerlendiren Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Dr. Rahmi İncekara, Fed’in kararını şu ifadelerle değerlendirdi:

“Fed, faiz aralığının yüzde 0-0,25 bandında sabit bırakıldığını açıklamıştır.

1) Rusya-Ukrayna gerilimi

2) Brent Petroldeki artış

3) Omicron vakalarında artış

4) Stagflasyon ihtimali

5) Tedarik zincirinde aksamaların sürmesi

6) Enflasyon tırmanmaya devam edebilir mi? gibi başlıklar kontrollü bir tonlamayı beraberinde getirdi.

Fed, Mart başında tahvil alımını bitirme kararı almıştır. Mart ortasında faiz artırımına başlayacağına dair sinyali de vermiştir. Merakla beklenen “Bilanço Küçültme” süreci ise faiz artırımının arkasından gelmesi planlanmıştır. Bilanço küçültme zamanlaması, Covid-19’un gidişatına,  iş gücü piyasasındaki gelişmelere, enflasyonun seyrine ve uluslararası gelişmelere bağlı olarak değişebilecek.”

Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Dr. Rahmi İncekara, Fed’in faiz kararını değerlendirdi.

“HİSSELERDE KAZANÇLAR SİLİNDİ”

İncekara, bol para döneminden sınırlı para politikasına geçişin borsalar üzerindeki etkilerini şöyle yorumladı:

“Küresel piyasalarda Fed cephesinden gelen sıkılaşma mesajları olumsuz reaksiyonlara neden oldu. ABD hisse senetleri kazançlarını sildi, tahvil getirileri ve dolar yükseldi. S&P 500 endeksi, ilk etapta belirsizliğin ortadan kalkması ile yüzde 2’den fazla toparlandıktan sonra düşüş kaydederken, 2 yıllık tahvil getirisi Mart 2020’den bu yana en yüksek günlük artışını kaydetti. ABD endekslerinde görülen satışlar bu sabah ABD ve Avrupa vadeli endeksleri ile Asya piyasalarına da yansımıştır. Altın, Fed’in ‘sıkılaşma’ konusundaki kararlı bir tutum sergilemesiyle sert bir düşüş kaydetti.

Fed yine iyi bir iletişim stratejisi kullandığını söyleyebiliriz. Fed Başkanı Powell, ‘Piyasayla kurduğumuz iletişim kanalının nasıl işe yaradığını görüyorsunuz. Piyasa uygun bir zamanda parasal sıkılaşmanın başlamasını bekliyor. Para Politikası beklentiler kanalıyla çalışıyor.’ ifadesiyle bu gerçeği ortaya koymuştur.

Fed kararları, Dolar/TL, Euro/dolar paritesi, gelişmekte olan ülkelerin seyri, tahvil pazarı ve dünya ekonomisinin gidişatı gibi çok önemli etkiler yapmaktadır. Fed’in faiz artış  kararı ‘Belki de bütün dünyada dengeleri değiştirecek bir karar’ olarak nitelendirilebilir.”

ABD MERKEZ BANKASI KARARLARININ TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Fed’in 2022 yılı içinde alacağı faiz kararının Türkiye ve benzer durumdaki ülkelere etkilerini de değerlendiren Dr. Rahmi İncekara, şöyle konuştu:

“Fed’in yıl içinde 4 kez faiz artışının fiyatlanması ve 4 faiz artışının hayata geçmesi tüm gelişmekte olan ülkeler için şok olur. Çünkü Fed’in faizleri sürekli arttıracağı beklentisi ve Amerika’dan kaçan fonların tekrar anayurda dönmesine neden olur.  Türkiye’de nispeten daha az bulunan fakat gelişmekte olan ülkelerde çok ciddi boyutta yatırımı olan fonların çıkışı hızlanabilir. ABD, 10 yıllık tahvillerin faizlerinin arttığı bir ortamda, Türkiye’nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetleri de artmış olacaktır.

Fed’in sıkılaşma politikası dolar endeksinin de güçlenmesi anlamına gelmektedir. Doların diğer ülke para birimlerine karşı değer kazanması döviz kurlarında yeniden artışa sebep olabilir.

Hazinemiz, finans kurumları, finans dışı kurumlar yurt dışında döviz cinsinden borçlanırken Amerikan tahvilleri faizi baz alınmaktadır. Tahvil faizinin üzerine bir de ülke risk primi ödenmektedir. Faizler yükselirse, dolar endeksi de yükselirse risk primi değişmese bile daha yüksek maliyetler söz konusu olabilir. Bu da Türkiye’deki kredilerin daha pahalı olmasına neden olabilmektedir.

Arjantin’den sonra Fed’in faiz artışına en hazırlıksız ikinci ülkesi olan Türkiye, 2021 yılında politika faizini düşüren 3 ülkeden biri olmuştur. Pek çok gelişmekte olan ülke politika faizi arttırarak rezervlerini kuvvetlendirme yoluna giderken, Türkiye’nin de Fed sıkılaşması öncesi ‘dolar’ kalkanını kuvvetlendirmesi gerekmektedir.”