Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, son günlerde kapsamlı bir dış politika gündemiyle meşgul. Ukrayna, ilk sırada yer alıyor. Katar Emirini ağırladı Beyaz Saray’da, Afganistan’dan enerjiye dek pek çok konuyu görüştü. 7 Şubat’ta ise Beyaz Saray’daki konuğu Almanya Başbakanı Olaf Scholz.

ABD’nin Almanya ile uzun zamandır arasının pek çok konuda ters düştüğü, farklı düşündüğü biliniyor. NATO bütçesinden Rusya’yla ilişkilere, Afganistan’dan Suriye’ye, enerjiden İran’a, Çin’den Avrupa Birliği (AB) ordusuna dek pek çok konuda iki ülkenin arası şeker renk.

ABD’nin son haftalarda Rusya’yla gerilimi tırmandırma çabasının, bu kapsamdaki girişimlerinin belli sebepleri var elbette bu ülkedeki müesses nizam açısından. İç siyaset açısından bakıldığında, hem dikkatlerin dışarıya yönelmesini sağlamak hem bir dış politika başarısı elde etmek hem de dış düşman üzerinden iç siyasette tahkimat yapmak isteniyor. Ama asıl önemlisi, dış siyasette, ABD; emperyalist bir devlet olarak, hem müttefiklerine hem de hasımlarına ve dünyaya, mesaj vermek istiyor. Hegemonyasındaki aşınmayı bir türlü kabul edemediğinden, güç gösterisi yapıyor. Bunun için de elbette medyasıyla, akademisiyle, diplomasisiyle, düşünce kuruluşlarıyla algı operasyonları yürütüyor.

Hedefi şu ABD’nin: Hem ABD yurttaşlarını hem de dünyayı, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme ihtimalinin güçlü olduğuna ikna etmek. Başta NATO’dakiler olmak üzere müttefiklerini Rusya’ya karşı bu mücadelede ABD etrafında hizaya çekmek. Rusya’yı yaptırımlar ve yalan haberleri dolaşıma sokarak tehdit etmek ve geri adım atmasını sağlamak.

BU HAMLELER TUTAR MI?

ABD’nin bu adımlarının başarılı olma şansı yok. Çünkü her şeyden önce, coğrafi gerçeklik söz konusu. ABD’nin ve müttefiklerinin Ukrayna’ya asker yollaması olanaksız. Dahası, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ihtimal dahilinde olmadığı gibi Ukrayna’nın da Rusya’yla hiçbir konuda boy ölçüşemeyeceği biliniyor. Kaldı ki, gelecek hafta Almanya’nın başkenti Berlin’de, Almanya, Fransa, Rusya ve Ukrayna’nın oluşturduğu Normandiya Formatı’nda, bu ülkelerin temsilcileri buluşacak ve bu konuyu görüşecekler. En önemlisi Rusya, Ukrayna’daki gerilimi bu ülkenin iç işi olarak görüyor ve Ukrayna konusundaki asıl muhatabının ABD olduğunun sürekli altını çiziyor.

ABD’nin bir açmazı daha var bu konuda, hem de büyük bir açmaz: Almanya’yı ikna edemiyor, tam desteğini alamıyor. Almanya, AB’nin lideri, en büyük gücü olduğu için de, ABD; AB ile arasında, Rusya konusunda bir görüş ayrılığı olduğu izlenimi vermemek için, Almanya’ya özel önem veriyor. Bu kez de, Almanya’ya karşı daha sert davranılması gerektiğini savunan Cumhuriyetçiler, Biden yönetimini, Berlin’e karşı ılımlı bir dil kullandığı gerekçesiyle eleştiriyorlar.   

Fakat ABD bu ataklarından sonuç alamıyor. Çünkü gücü yetmiyor. Ne hasımlarına geri adım attırabiliyor ne de müttefiklerini ikna edebiliyor.   

Barış Doster