Ukrayna gerilimi, ülkenin doğusundaki Donbass bölgesinde bulunan Donetsk ve Lugansk’ın Ukrayna’dan ayrılıp bağımsızlığını ilan etmesi, Rusya’nın onları tanıması ve Rus ordusunun, Donbass’a girmesiyle, başka bir boyuta evrildi. Karara Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve AB ekonomik yaptırımlar açıklayarak karşı çıkarken, Rusya; Ukrayna’nın NATO üyeliği konusundaki ısrarının, bu sonucu doğuran en önemli unsur olduğunu yineledi. Bundan sonra ne olabilir? Sıralayalım.

Birincisi, süreç, 2008’de Rusya ve Gürcistan arasında yaşanan savaşa benziyor. O dönemde de Abhazya ve Güney Osetya Gürcistan’dan kopmuş, bağımsızlık ilan etmiş ve Rusya tarafından tanınmışlardı. O dönem ABD, NATO ve AB, onca büyük sözler etmelerine karşın, Rusya karşısında bir şey yapamamışlardı. Bu kez de yapamıyorlar. ABD, AB ve İngiltere’nin bu son gelişme üzerine Rusya’ya karşı devreye soktukları ekonomik yaptırımlar da etkili olamaz. Geçmişte de etkili olamamıştır zaten.

İkincisi, ABD ve NATO’nun, Ukrayna için savaşması olanaksız. Hem böyle bir güçleri ve niyetleri yok hem Ukrayna NATO üyesi olmadığından, NATO anlaşmasının 5. maddesi devreye giremez.  

Üçüncüsü, Rusya; bir kez daha, NATO’nun sınırlarına kadar sokulmasına, Rusya’yla doğrudan sınır komşusu olmasına, gerektiğinde silahla karşılık vereceğini gösterdi. O nedenle Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olma olasılığı yok. Dahası, Rusya’nın yakın çevresinde bulunan hiçbir devlet, Rusya istemediği sürece, NATO üyesi olamaz.

MONTRÖ’NÜN ÖNEMİ

Dördüncüsü, Ukrayna; bölgede ABD emperyalizminin uzantısı olarak davranır ve NATO üyeliğinde ısrar ederse, Rusya’nın politik ve diplomatik hamleleri de devam eder. Bu kapsamda gerekirse Odesa’yı bile alabileceğini söyleyen uzmanlar vardır. Bu nedenle, Ukrayna eğer daha fazla toprak kaybetmek, Karadeniz’e sahildar olan bölgelerinden de olmak istemiyorsa, 2014’te yaşadıklarından ders çıkarmalıdır.

Beşincisi, Ukrayna gerilimi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ne vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. ABD’nin Montrö’yü delmek, esnetmek, devre dışı bırakmak için gösterdiği çaba, Ukrayna ve Gürcistan’ı da NATO üyesi yaparak Karadeniz’i adeta bir NATO denizine çevirmek için yaptığı hamleler, bunun kanıtıdır.

Altıncısı, Almanya’nın, Rusya’ya karşı bir yaptırım olarak, Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesini durdurması, Almanya açısından kalıcı ve sürdürülebilir değildir. Çünkü Rus doğal gazına yüksek bir bağımlılığı vardır. Kısa süre içinde başka bir enerji kaynağı ve Rusya çapında başka bir tedarikçi bulması olanaksızdır.

Yedincisi, ABD; Suriye’de, Dağlık Karabağ’da, Kazakistan’da Rusya’ya karşı kaybetmiştir. Afganistan’ı 20 yıl işgal ettikten sonra, büyük bir hezimetle çekilmiştir. Rusya; Çin’le stratejik iş birliğini daha kapsamlı hale getirirken, ABD; Almanya örneğinde olduğu gibi en yakın müttefiklerini bile ikna etmekte zorlanmaktadır.

Kısacası, bu gerilimde sadece Ukrayna değil, ABD, NATO ve AB de kaybetmiştir.

Barış Doster