CGTN / Stephen Ndegwa

Batı’nın diğer ülkelerin işlerine karışması ve egemenlik hedefleri konusunda herhangi bir şüphe varsa, Rusya-Ukrayna savaşı bu şüpheleri ortadan kaldırdı, bu artık bir sır değil, ancak Ukrayna çatışması Batı’nın Ukrayna ve bölgedeki uzun vadeli hedeflerini tamamen ortaya çıkardı. Geçen hafta destek mesajı vermek amacıyla başkent Kiev’e yapılan üst düzey ziyaretlerle Ukrayna’da Batılı ülkelerin faaliyetlerinde bir hareketliliğe tanıklık edildi. Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy arasında geçen hafta cumartesi günü Kiev’de yapılan görüşme dikkate değerdi. 

Avrupa Birliği (AB) cumartesi günü, savaş başladığında geçici olarak Polonya’ya taşınan ofisini Kiev’de yeniden açacağını açıkladı. AB ofisinin yeniden açılışı kararı, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in geçen hafta Cuma günü Kiev’e yaptığı ziyarette, Ukrayna’nın AB’ye katılımını hızlandırma sözünden sonra geldi.  

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İngiliz Telegraph gazetesine verdiği demeçte, NATO’nun şimdi “gelecekte Rus saldırganlığına” karşı korumak için doğu sınırlarında daimi bir askeri yapı oluşturmaya çalıştığını söyledi. 

Elbette bu üyeliğe kabul etmek için şaşırtıcı bir durum değil. NATO, Ukrayna’yı arka kapıdan kabul etmek için bahaneler arıyor. Önemli ölçüde, Batı tarafından bir savaş bölgesinde yenilenen bu güven, Rusya’nın algılanan saldırganlığına karşı planlı savunma siperini kaybetme konusundaki artan çaresizliğini gösteriyor.

BATI OLASI BİR TEHDİDİ YOK ETMEYE ÇALIŞIR

Ukrayna’nın müttefikleri herkesi, Rusya’ya herhangi bir destek önerisinde bulunmaması konusunda uyarırken, Johnson Birleşik Krallık’ın müttefikine silah sözü vermenin ironisini görmedi. Batı’nın şu anda Ukrayna’ya diplomatik ziyaretler ve olayların tek taraflı anlatımının açıkça gösterdiği sebepler nedeniyle Rusya ile irtibata geçmek için neredeyse hiçbir girişim söz konusu değil. Ancak Ukrayna’ya herhangi bir samimi destek, ilk öncelik olarak savaşın durdurulması ve barış görüşmelerinden bahsetmelidir.

Zelenskiy, ülkesinin neredeyse tamamen yıkıldığı bir ortamda bile, Batı ile üstü kapalı anlaşmasından ilişkisini koparamaz. Zelenskiy, son zamanlarda Ukrayna’nın güvenliğinden ziyade ekonomileri konusunda daha fazla endişeli olduklarını söyleyen müttefikleri tarafından ihanete uğradıklarına ilişkin sürekli olarak uluslararası medyada şikâyette bulunuyor. Ancak Zelenskiy Batı’nın kendisine borçlu olmadığını unutuyor. 

Ne yazık ki, Zelenskiy bir kişi olarak stratejik değerini abarttı. Batı, Ukrayna’ya sahip olamıyorsa, ülkenin mahvolmasını ve çöle dönüşmesini umursamaz. Bu Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile müttefiklerinin Libya, Somali, Suriye ve Afganistan gibi birçok ülkede kullandığı bir stratejidir. Batı ister gerçek isterse hayali olsun, egemenliğine yönelik herhangi bir fiziksel ya da ideolojik tehdidi yok etmeye çalışır. 

UKRAYNA’NIN MÜTTEFİKLERİNDE ZAFER HİSSİ VAR

Son zamanlarda, Ukrayna’nın müttefiklerinde bir meydan okuma duygusu, bir zafer hissi var. Ukrayna’nın sözcülüğüne ve Rus karşıtı propaganda kanallarına dönüşen CNN gibi bazı büyük Batılı uluslararası yayın kuruluşları, aniden rahatladı ve yavaş yavaş normal programlarına dönüyorlar. CNN’nin 10 Nisan’da yayınlanan  “Inside Politics Sunday” programına göre, ABD Başkanı Joe Biden da dikkatini Ukrayna konusundan artan enflasyon ve göçmen krizini kapsayan iç konulara çevirdi. 

Batı’nın Ukrayna’daki eylemleri “ya bizimlesiniz ya da bize karşısınız” düsturu üzerinden diğer bir Soğuk Savaşı kışkırtıyor. Rusya’nın durumunun özellikle çok taraflı forumlarda önemsiz olarak gösterilmesiyle, görüşmelere yer yok gibi görünüyor. 

Batı’nın, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı “zaferi” konusunda böbürlenmesi ilginçtir. ABD ve Birleşik Krallık’ın milyonlarca dolarlık silahlarının düşmanlarını yenilgiye uğrattıkları konusunda övünmeleri cüretkârlığı, örtülü desteklerini açıkça göstermektedir. Fakat daha da rahatsız edici olan şey, Rusya’nın müttefiklerine bu savaşta Rusya’ya herhangi bir destek ya da taktik önermemeleri konusunda yaptıkları uyarıdır. Yine de Ukrayna ile hemfikir ülkeler ders almıyor ve tarih tekerrür edecekmiş gibi görünüyor. Belki de anlaşma, ikiyüzlülüğü görmelerinde “kurbanlar” için fazla iyidir.