CGTN / Wang Li

Ukrayna’daki silahlı çatışma üçüncü haftasına girerken, uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer diplomatik kanallar bir ateşkes sağlamak için çok sayıda girişimde bulundu. Elbette, Rusya ile Ukrayna arasında yaşananlar açıkça Çin ve Avrupa Birliği’nin (AB) beklediği şey değildi. Bunu dikkate alarak, Çin samimi olarak çatışan taraflar arasında diyaloğu artırmaya çalışırken, Ukrayna’da en kötü senaryonun gerçekleşmesini önlemek için AB ve özellikle Almanya ile Fransa’ya düzenli biçimde yaklaştı.

Çin, Fransa ve Almanya liderleri 8 Mart’ta Ukrayna’ya bir çözüm bulmak için çevrim içi bir zirve yaptı. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Çin ve AB’nin iki küresel üç olarak, barış, kalkınma ve çok taraflı iş birliği konusunda çok ortak anlayışa sahip oldukları için çalkantılı ve belirsiz dünyaya daha fazla istikrar ve belirlilik getirmek için sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz Xi’nin sözlerine yanıt olarak, Avrupa’nın çinin küresel konulardaki önemli ve olumlu rolüne değer verdiklerini söyledi. Ukrayna’nın 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın en kötü krizine sürüklenme ihtimalini dikkate alarak, Fransa ve Almanya Ukrayna’daki krizin daha da tırmanmasını önlemek için Çin ile iletişim ve koordinasyonu güçlendirmeye hazır.

ÇİN, FRANSA VE ALMANYA İLE BİRLİKTE ÇALIŞMAYA HAZIR

Daha iki gün önce AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Çin’in krizde bir “ara bulucu” rolü oynamasının zorunlu olduğunu kabul etti. Bu görüş daha önce Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba tarafından Çinli mevkidaşı Wang Yi ile yaptığı görüşmede belirtilmişti. Kuleba, Çin’in en yakın stratejik ortağı Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlıkta yapıcı bir rol oynadığı için Ukrayna’nın çinin ateşkes için ara bulucu çabalar göstermesini beklediğini söyledi. Çatışmanın ortaya çıkmasından bu yana Çin bütün ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi. BM Sözleşmesi’nin ilkelerinin tümüyle uygulanması, bütün ülkelerin meşru güvenlik endişelerinin ciddiye alınması ve krizin barışçı çözümüne faydalı bütün çabaların desteklenmesinin zorunlu olduğunu savundu.

Beijing’in Ukrayna krizine yaklaşımının arkasındaki mantık silsilesi ilk olarak, çinin BM Sözleşmesi’nin ilkeleri ışığında ortak güvenlik pratiğini desteklediğini kanıtlıyor. Yine de ortak güvenlik büyük ülkelerin sorumluluğu olmadan asla başarılı olamayacağı için Çin, AB’nin arkasındaki itici güçler olarak görülen Fransa ve Almanya’nın Ukrayna konusundaki ara buluculuk çabalarını takdir etti. Dolayısıyla Çin, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerini mümkün kılmak ve ortak biçimde görüşmeleri barışçı bir sonuca götürmek amacıyla baskı yapmak için Fransa ve Almanya ile birlikte çalışmaya hazır olduğunu teyit etti.

ÇİN TARAFLAR ARASINDA DİYALOĞU ARTIRMAYA ÇALIŞIYOR

İkincisi, Beijing dış politika kararlarını güvenliğin bölünmezliği ilkesine dayandırdığı ve bütün paydaşların meşru güvenlik endişelerini dikkate aldığı için Çin, Rusya’ya karşı tek taraflı yaptırımlara katılmayı reddetti. NATO ve şimdi Rusya olan eski Sovyetler Birliği arasındaki değişik anlaşmalarda yerleşik bir kavram olan güvenliğin bölünmezliği, her ülkenin güvenliğinin ayrılmaz bir biçimde bütün diğerlerinin güvenliğine bağlı olduğu ve bir ülke ya da blokun güvenliğinin bir diğerinin güvenliği pahasına sağlanmaması gerektiği anlamına geliyor. AB politikacılarının işaret ettiği gibi, ne olursa olsun Avrupa, Rusya’yı dışlayarak ve düşmanlaştırarak güvenliğe sahip olamaz. Gerçeklik bu. Komşularımızı ya da ortaklarımızı seçemeyiz, dolasıyla coğrafi ya da DNA gerçekliği ile yaşamanın yollarını bulmak zorundayız.

Üçüncüsü, Çin’in Ukrayna. Rusya ile Avrupa’nın geri kalanı ile güçlü bağları var ve Ukrayna konusundaki barış görüşmelerini sağlamak için yapıcı bir rol oynamak için elinden geleni yapmak istiyor. Bir yandan Çin bu yönde ilerlemek için AB, özellikle Fransa ve Almanya ile birlikte çalışmaya hazır. Öte yandan, Çin AB, Rusya ve ABD liderliğindeki NATO arasında, Avrupa’nın kalıcı güvenliğinin çıkarına dengeli, etkin ve sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik çerçevesi yaratma görüşüyle görüşmelerin yapıldığını görmeyi umuyor. Modern tarih bize Avrupa’daki kalıcı barış ve refahın Avrupa devletlerinin, hem Rusya hem re Ukrayna’nın güvenliğini de içeren, ortak, kapsamlı, iş birlikçi ve sürdürülebilir güvenlik mekanizmaları geliştirme konusunda anlaşması gerektiğini söylüyor. Çin bu tutumu tutarlı biçimde savundu ve savunacak.