CGTN / Andrew Korybko

Dünya nefesini tutmuş Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı’nın Rusya’nın her an Ukrayna’yı işgale hazır olduğunda ısrar etmesinden sonra ne olacağını görmek için bekliyor. Batı, Rusya’yı Ukrayna hükümetini gizlice yıkma planı yapmakla bile suçladı. Moskova elbette bu iddiaları reddediyor ve bunları “yanlış haberler” diye tanımlıyor. Yine de, egemen olan anlatı birçok kişinin Soğuk Savaş’ın sonundan bu yana görülen en kötü olduğunu düşündüğü bir krizin yaşanmakta olduğu şeklinde.

Ancak bu olan bitenleri en doğru değerlendirme şekli değil. Son kriz, Rusya istihbaratının ABD’nin bölgeye “füze koruma sistemleri” kisvesi altında -sesten hızlı füzeler dâhil- saldırı silahları yerleştirme şüpheleri ile ilgili. Rus tarafı böyle bir hareketin bölgede bir kıvılcıma neden olabilecek bir kışkırtma olabileceği uyarısında bulunarak tepki gösteriyor.

Olayların bu açıklaması bölgede son zamanlarda ortaya çıkan şeylere çok fazla dikkat etmeyen normal gözlemciler için yeni bir açıklama olabilir. Bu yüzden, bu analizin amacı, ABD liderliğindeki Batı’nın tutumundan daha geçerli olduğu savunulabilecek olan Rusya’nın tutumunu açıklamak. Bu analiz her şeyin ne kadar ciddi olduğunu ve neden böyle olduğu konusunda farkındalığı artırmak. Kısacası, durum kritik ama pragmatizm egemen olduğu sürece savaş muhtemelen halen önlenebilir.

MİNSK ANLAŞMASI UYGULANMALI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ısrarla ABD’nin George W. Bush’un birinci başkanlık döneminde Balistik Füzelere Karşı Anlaşma’dan (ABM) çekilmesini eleştirdi. Putin bunun bu nükleer süper güçler arasındaki stratejik dengeyi bozabileceği uyarısında bulundu. Rus lideri Polonya ve Romanya’da İran füze tehdidi bahanesi ile sözde füze karşıtı tesisler kurmasının yanı sıra ilgili sistemleri intikal ettirmesinin bir dolap olmasından korkuyor. Aslında, Putin açıkça, bunların, uluslararası ilişkiler teorisyenlerinin “karşılıklı garanti edilmiş yıkım” (MAD) dediği şeyi ya da ABD ve Rusya’nın birbirlerine karşı nükleer silah kullanmaları durumunda birbirlerini imha edeceğini garanti altına alan, ülkesinin ikinci vuruş kapasitelerini etkisizleştirmek anlamına geldiğinden endişe ettiğini ifade etti. Putin, ABD’nin hareketlerinin nihayetinde Rusya’yı Batılı karşıtına karşı bir nükleer şantaj altına sokacağından endişe ediyor.

Rus bilim insanları bu geçerli tehdide karşı ABD’nin bölgesel “füze kalkanlarından” hiçbiri tarafından vurulamayacak sesten hızlı füzeler üzerindeki araştırma ve geliştirmelerine öncelik verdi. Ve Rusya bu füzeleri test edip hizmete soktuktan sonra Mart 2018’de bu tür bir kapasiteye sahip olduğunu açıkça ilan eden ilk ülke oldu. Putin halkına bunun Rusya’nın nükleer ikinci vuruş kapasitelerini sağlayacağını ve böylece küresel barışı koruyabileceği sözünü verdi.

ABD’nin ilk başta baltalamaya çalıştığı Rusya ile aynı stratejik eşitliğe sorumlu biçimde dönmeyi kabul etmek yerine, gerileyen tek kutuplu egemen ABD kendi sesten hızlı araştırma ve geliştirme programlarını ikiye katladı. Daha da kötüsü Rusya, ABD’yi sınırlarının yakınlarına saldırı silahları yerleştirmeyi planlamakla suçlamaya başladı. Bunlar arasında, Ukrayna’ya yerleştirebileceği sesten hızlı füzeler de var ve Putin Kasım 2021’de bu füzelerin Moskova’ya 5 dakikada erişebileceği uyarısında bulundu. Rus istihbaratı, bunların bölgeye ya da iç savaşın zarar verdiği ülkeye yerleştirmek için bir bahane olması amacıyla Kiev’in Doğu Ukrayna’ya yanıltma harekâtı dâhil yeni bir saldırganlık dalgası başlatmasının mümkün olabileceğinden şüpheleniyor. Bu füzeler bölgeye sözde “füze savunma” sistemleri örtüsü altında girebilir ama bir düğmeye basınca birkaç dakika içinde saldırı sistemlerine dönüştürülebilirler. Rusya’ya göre aynı korku ABD’nin Polonya ve Romanya’daki aynı sistemleri için de geçerli.

ABD, RUSYA’NIN KIRMIZI ÇİZGİLERİNE UYMAK ZORUNDA

Rusya bu endişelerle, geçen ay açıkça ABD’nin kendisine, Ukrayna’yı NATO’ya almamak için yasal garanti, sınırları yakınına saldırı silahları yerleştirme ve NATO’nun bölgesel altyapısını eski Varşova Paktı üyelerinin 1997 üye olmasından önceki durumuna geri çevrime dâhil bazı güvenlik garantileri vermesini önerdi. Bu istekler Rusya’nın ulusal güvenlik kırmızı çizgisine saygı gösterilmesi ve stratejik istikrarı yeniden kurmayı amaçlıyor.

ABD’nin Rusya’nın güvenlik garantisi isteklerini kabul etmemesi ve açıklanan senaryo yoluyla Rusya’nın ikinci nükleer vuruş kapasitelerini ortadan kaldırma yönünde adımlar atması durumunda, Moskova zaten daha önceden kendi ulusal güvenlik çıkarlarını koruma hakkını saklı tuttuğunu söyledi. Bu hakkın hangi biçimleri alabileceği belirsiz ama bu -sesten hızlı füzeler dâhil- bölgesel askeri intikallerin yanı sıra Ukrayna’da oradaki yakın tehlikeleri ortadan kaldırmaya yönelik sınırlı eylemler ya da sınır kışkırtmalarına karşılık vermenin bir karışımı olabilir.

Bütün bunları dikkate alarak Donbas’taki Ukrayna iç savaşı aslında ABD liderliğindeki Batı’nın ister Polonya ister Ukrayna olsun bölgeye saldırı silahları yerleştirmek için bir bahane olarak kullanacağı bir örtüden başka bir şey değil. Ne kadar inanılmaz görünürse görünsün, çözüm yeterince basittir ve Ukrayna’nın nihayetinde ABD’nin bu şüphelenilen planlar uyarınca ilerlemesi için bölgesel bir bahaneyi ortadan kaldırmak için Minsk Anlaşmalarını uygulaması gerekir. O zaman ABD güvenlik garantileri isteğine uyarak Rusya’nın kırmızı çizgilerine uymak zorundadır. Ancak o zaman stratejik istikrar tekrar Avrupa’ya geri gelir ve dünya bu nükleer süper güçler arasındaki en kötü senaryo olan bir çatışmanın eşiğinden geri dönebilir.