Gazeteci İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Özçelik, iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Ukrayna krizindeki son gelişmelere değinen İsmet Özçelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Savaş, psikolojik harekâta dönüştü ve herkes yalanların dozunun artırdı. Rusya, gazetelerde yayınlanan katliam görüntülerini kesinlikle kendilerine ait olmadığını söyledi. Zaten Rusya’nın buna yapmaya ihtiyacı da yok. Savaş ile ilgili dünya kamuoyunun tartıştığı bir dönemde Rusya böyle bir şeyi neden yapsın, neden ihtiyaç duysun? Nitekim Rusya, Birleşmiş Milletler’e (BM) başvurdu ve olayını incelenmesini talep etti. Bunun üzerine sesler kesilmeye başlandı. Bilindiği üzere daha öncede birçok görüntü çıkmıştı. Çok ciddi bir bilgi kirliliği var. Bu bilgi kirliliği klasik bir yöntemdir. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) desteklediği bütün harekâtlarda bu net bir şekilde gözükür.

Ukrayna krizinde belli bir noktaya geliniyor. Rusya, liderler görüşmesine daha çok zaman var, diyorsa da ABD anlaşmayı provoke etme politikasını sürdürüyor, çatışmayı körüklüyor. Biden yönetiminin Ukrayna’ya sağladığı savunma desteği bugüne kadar 2-3 milyar doları aşmış gözüküyor. Bu da ciddi bir konu.

Rusya doğal gaz ve petrol konusunda rubleden sonra yeni bir hamle daha yaptı. Rusya’nın bu hamlesi dengeleri çok değiştirdi yani ruble dengesi. Avrupa bir anlamda sarsılmış vaziyette. Avrupa’dan itirazlar var. Bazı ülkeler ruble ile almaya hazırlanıyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya’nın, doğal gaz ve petrol ihracatında uygulamaya konulan rubleyle ödeme sisteminin başka ihracat ürünlerinde de uygulanması için çalışma başlattıklarını söyledi. Peskov, ‘Bu, uluslararası ödemelerin belkemiği olan dolar ve Euro’ya olan güvenin erozyona uğramasıdır ve aşınma süreci hızlanıyor. Bu süreç durdurulamaz, artarak devam edecek.’ dedi ve Rusya’nın doğal gaz ihracatında elde ettiği gelirlere el konulmaması için rubleyle ödeme sistemine geçtiklerine vurgu yaptı.

ÇİN’İN UKRAYNA KRİZİ POLİTİKASI

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin’in Ukrayna sorununda ısrar edilmesi gerektiğini düşündüğü 5 nokta ileri sürdü. Wang, ‘Barış ve müzakere yolunda ısrar edilmeli. Diyalogu tek yol olarak destekliyoruz. Yangına körükle gidilmesine karşı çıkıyoruz, ateşkes çağrısında bulunuyoruz ve Rusya ile Ukrayna’nın doğrudan diyalog yapmasını istiyoruz.’ açıklamasında bulundu. Çin’in açıkladığı bu 5 ilke bütün dünyaya bir mesaj ama bana biraz daha Avrupa’yı uyaran mesajlar gibi geldi.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, Çin’den Rusya’ya baskı yapabilmek ve Ukrayna’daki süreci bitirebilmek için yardım istediklerini söyledi. Daha önce de ABD, Çin’den Rusya’ya baskı yapmasını istemişti. Şimdi ABD hem Çin’i baş düşman olarak belirliyor sonra da gidip Çin’den yardım istiyor. Tabii bu ilginç bir durum. Görüşmelerde Çin, AB’ye net yanıtlar verdi. Avrupa basınına baktığımızda Çin’in verdiği yanıtlardan Avrupalılar sanki pek memnun olmamış gibi. Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping, AB liderlerine Ukrayna krizi konusunda birlikte çalışmayı ve krizin başka alanları etkilemesini önlemeyi önerdi.

RUSYA ANKARA BÜYÜKELÇİSİ ALEKSEY YERHOV’DAN MAKALE

Rusya Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov’un makalesi Aydınlık gazetesinde yayınlandı. Dikkat çeken noktalar şunlar; ‘Ukrayna’yı Batı yönetiyor. Sekiz yıl boyunca büyük İspanyol ressam Francisco Goya’nın ‘aklın uykusu’ dediği durum yaşanmıştır. Ukrayna’da Rus olan, herhangi bir şekilde Rusya ile ilişkilendirilebilen herkes sistematik olarak zulme maruz kalıyordu. Ukrayna Lavrov’u değil, Şoygu’yu tercih etti. Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk zamanında yaptırımlara maruz kalmamış mıydı? Bir şey olmaz, o zaman dostlarımızın yardımıyla hayatta kaldık, şimdi de kalacağız.’ Yerhov, Türkiye’nin Ukrayna’ya İHA satışı konunda ise, ‘Bu sevkiyatların Rus toplumunda ne kadar acı verici bir şekilde karşılandığını hayal bile edemezsiniz. ‘İş iştir’ gibi açıklamalar anlayışla karşılanmıyor, çünkü insansız hava araçlarınız askerlerimizi öldürüyor. Onları sırf bunun için satın alıyorlar. Bu arada, Türkiye’nin müttefiki olduğunu iddia eden bir ülkenin, Mehmetçiklerin savaştığı kişilere büyük miktarda silah aktarma alışkanlığı olduğunu ve bunun Ankara’nın çok hoşuna gitmediğini hatırlatayım. Neden bizim buna sıcak bakmamız gerekiyor?’ ifadelerini kullandı.

“KAZAKİSTAN’DA YENİDEN KARGAŞA YARATILMASININ ÖN HAZIRLIĞI YAPILIYOR”

Kazakistan’da Cumhurbaşkanı ve bazı üst düzey devlet yetkililerine suikast girişimi planladığı belirlenen bir ajan gözaltına alındı. Kazakistan Milli Güvenlik Komitesince yapılan açıklamada, Özel Birim tarafından düzenlenen operasyon kapsamında başkent Nur-Sultan’da yabancı istihbarat servisine çalışan bir Kazakistan vatandaşının gözaltına alındığı belirtildi. Söz konusu ajanın, Kazakistan Cumhurbaşkanı Cömert Tokayev ile devletin bazı üst düzey görevlilerine suikast girişiminin yanı sıra güvenlik güçlerine de terör eylemi planladığı aktarılan açıklamada, ‘Arama faaliyetleri sonucunda yabancı yapımı susturuculu keskin nişancı tüfeği, uyuşturucu madde ile yüklü miktarda para ele geçirildi. Silahlar, Kazakistan’a profesyonelce gizlenmiş parçalar halinde sokuldu.’ bilgileri paylaşıldı. Yani Kazakistan’da yeniden kargaşa yaratılmasının bir ön hazırlığı yapıldığı görülüyor.

PAKİSTAN ERKEN SEÇİME GİDİYOR

Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, Başbakan İmran Han’ın talebinin ardından ülkenin Ulusal Meclisi’ni feshetti. İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi, 342 sandalyeli parlamentoda 155 milletvekiline sahip bulunuyor. Ancak 11 milletvekili başka partiye geçti ve bir anlamda İmran Han’ın Meclis’teki çoğunluğunu düşürdüler. İmran Han çok açık bir şekilde bu planın arkasında ABD’nin olduğunu ilan etti. Buna karşı da bir meydan okuma yaptı ve erken seçim istedi. 

Peki, neden İmran Han hedefte? ABD’nin Pakistan’da üs talebini reddetti. Dış müdahalelere karşı ABD’ye ‘köleniz değiliz’ dedi. Türkiye’yle kapsamlı iş birliğine yöneldi, Kuzey Kıbrıs davasını destekledi. Ukrayna krizinde Rusya’dan yana durdu. Kuşak Yol İnisiyatifi’ni destekledi, Çin ile ilişkilerini tarihi zirveye çıkardı. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ı destekledi. Afganistan konusunda bağımsız Afganistan’dan yana tavır aldı. Bütün bunlar ABD açısından ‘zayıf karne’ olarak değerlendiriliyor. ABD’den bağımsız bir Pakistan politikası izlediğiniz zaman ABD hemen devreye giriyor.

ABD ve Batı, Macaristan’da da aynı yönetimi izledi. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’a karşı 6 partiyi örgütledi ve parasal destek verdi. Türkiye’de benzer tartışmalar yürüyor. Yani hep aynı yöntemlerle ülkeleri iç kargaşaya sokup kendi işlerine gelemeyen yönetimleri devirmeye çalışıyor.

HOLLANDA BAŞBAKANI RUTTE: BİRAZ DAHA FAKİRLEŞECEĞİZ

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, ülkesinde herkesin ilerleyen zamanda biraz daha fakirleşeceğini söyledi. Hollanda gibi ihracat konusunda dünyanın önemli ülkelerinden birinde enflasyonun yüzde 12’ye yaklaşması doğal, oradaki ürünlerin maliyetlerinin de bu oranda artması anlamına geliyor. Bu Hollanda’nın dış ticaretini de etkileyecektir. Başbakan da halkına bunu söylüyor. Bizim de daha önce söylediğimiz buydu. Avrupa, ciddi bir sıkıntıya girecek, Avrupa halkı yoksullaşacak. Bu durum birçok ülke iktidarların değişmesine neden olacak. Hollanda başbakanın açıklaması aynı zamanda bir çaresizliğinde ifadesi.”