China Daily / Li Zhe

Nükleer güvenlik için riskler Rusya-Ukrayna çatışmasının devam etmesiyle yükseldi. Rusya ve Ukrayna’yı, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve bazı Avrupa ülkelerini kapsayan jeopolitik oyun nükleer silahların yayılmasını önlemek ve nükleer caydırıcılık için büyük tehdit oluşturuyor. Belki de daha büyük tehdit, nükleer risklerin çatışma sonrası dönemde nükleer güvenlikle ilgili gizli tehlikeleri beraberinde taşıyacak olmasıdır.  

Stratejik istikrar, sadece büyük güçler arasındaki silahlanma yarışı sona erdiğinde ve nükleer güçlerin, nükleer silahları ilk kullanan olmayacağı sözü vermesi halinde mümkündür. Bu yüzden, ABD ve Sovyetler Birliği nükleer cephaneliklerini sınırlamak, daha doğrusu azaltmak için anlaşmalar imzaladılar. Değişken durumlarda nükleer caydırıcılık, rakip güçleri yanıltıcı istihbarat temelinde bir nükleer saldırı başlatmaya sevk edebilir. Ve üzücü bir şekilde ABD ve Rusya, son birkaç yılda nükleer gelişmelerini hızlandırdı. 

Rusya, 27 Şubat’ta nükleer alarm seviyesini “özel savaşa hazırlıklı olma” düzeyine yükseltti ve mart ayının sonunda ABD Başkanı Joe Biden, olağanüstü koşullarda nükleer silahların kullanımını önerdi. Bu aslına bakılırsa nükleer çatışma riskini yükseltti. Aynı zamanda Ukrayna 21 Şubat’ta, nükleer silahlardan vazgeçmenin hata olduğunu ve şimdi onları yeniden elde etmek istediğini bildirerek, 1994 yılında Ukrayna’nın güvenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alan Budapeşte Memorandumu’ndan çekildiğini açıkladı. Ve 27 Şubat’ta Belarus, ülkenin nükleer olmayan statüsünden vazgeçen ve topraklarında Rus nükleer silahlarının yeniden koşullandırılmasını düşünen, dolayısıyla Rusya ile “nükleer bağlarını” sağlamlaştıran öneri konusunda referandum yaptı.

BATI İLE RUSYA ARASINDAKİ EKONOMİK VE ASKERİ ANLAŞMAZLIKLAR

Ukrayna ve Belarus, sırasıyla ABD ve Rusya ile müttefikler ve her iki ülkede nükleer silahlara yeniden sahip olmak istiyorlar. Bu, ABD liderliğindeki Batı ve Rusya arasındaki siyasi kapışmanın, ortada kalan ülkeleri sarstığını ve birçoğunu nükleer silah geliştirmeye ya da sahip olmaya teşvik edebileceğini gösteriyor. Bunun yanı sıra Polonya Başbakan Yardımcısı Jaroslaw Kaczynski, yakın zamanda Alman Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, Polonya’nın, ABD’nin nükleer savaş başlıklarını topraklarına yerleştirmeye açık olduğunu söyledi. 

Ukrayna ve Belarus nükleer silahlara sahip değiller. 1994 yılındaki Güvenlik Garantileri Budapeşte Memorandumu kapsamında bu iki ülke Sovyetler Birliği’nden miras kalan nükleer silahları ABD, Birleşik Krallık ve Rusya’dan güvenlik garantileri karşılığında kullanımdan kaldırmak için Rusya’ya sevk ettiler. Aynı zamanda bu iki ülke nükleer silah elde etme veya geliştirme pozisyonunda olmamasına rağmen, Batı ve Rusya arasındaki büyük çaplı siyasi, ekonomik ve askeri anlaşmazlıklar ile çatışmaların girdabına kapılmış durumdalar. 

Kuzey Kore ve İran nükleer sorunlarının henüz çözülmemiş olmasıyla birlikte Ukrayna ve Belarus’un nükleer silahları elde etme girişimleri yeni bir nükleer silahlanma turunu ateşleyebilir. 

ABD Başkanı Joe Biden’ın göreve gelmesinden bu yana ABD yönetiminin nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusundaki tavrı dalgalı ve muğlak. Görev süresinin başında Biden, nükleer silahlar cephaneliğini azaltmak, rekabet maliyetlerini düşürmek, nükleer silahların yayılmasını önlemek ve nükleer istikrarı korumak dâhil olmak üzere nükleer silahların kontrolünün gerekliliği konusunda konuştu. Ancak son zamanlarda Biden büyük güç rekabetinden, ABD’nin müttefiklerine nükleer caydırıcılık sağlamaktan bahsediyor ve nükleer silahların caydırıcılık amaçlı kullanılmasını göz ardı etmedi. 

Biden yönetiminin nükleer duruşu da belirsiz ve muhtemelen Rusya-Ukrayna çatışmasını ulusal güvenlikte nükleer silahlara daha yüksek öncelik vermek ve buna bağlı olarak Washington’ın jeopolitik oyunlarını finanse etmek için savunma bütçesini artırmada kullanacak. Aslında ABD yönetimi zaten, savunmaya 813 milyar dolar tutarında yüksek bir harcama dâhil olmak üzere devasa bir bütçe önerdi. 

MEDYA SALDIRILARI DURMADI

Anti-Balistik Füze Antlaşması’nın süresi dolduktan ve ABD’nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’ndan çekilmesinden sonra Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması ABD ve Rusya arasındaki tek nükleer silahlar kontrol antlaşması olmaya devam ediyor. Ancak devam eden Rusya-Ukrayna çatışması yüzünden Washington görüşmelerde daha sert bir tavır benimseyerek, nükleer silahların yayılmasını önleme konusunda ABD-Rusya görüşmeleri beklentilerine gölge düşürdü. 

On beş nükleer reaktör Ukrayna’nın elektriğinin yaklaşık yarısını üretti. Belki de Rusya’nın özel askeri operasyonu sırasında bu nükleer santralleri hedef almasının sebebi budur. Ukrayna’nın güneyindeki Zaporizhzhia nükleer santralinin kontrolü için çıkan çatışma bir yangına yol açtı. Ancak şans eseri yangın herhangi bir radyasyon sızıntısı olmaksızın söndürüldü. 

Rusya’nın Çernobil nükleer santralinden çekildiği ve Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinin beklenilen çizgide ilerlediği bildirildi. Ancak askeri ve medya saldırıları durmadı. Bu yüzden Ukrayna’nın nükleer tesisleri konusundaki riskler sona ermekten uzak. Küresel nükleer güvenlik son birkaç yıldır kötüleşti ve Ukrayna krizi geleceği daha karamsar hale getirdi. Bu sebeple tüm tarafların ortak çabalar sarf etmesi ve kendi askeri eylemlerini engellemesi ve silahların kontrolü ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda görüşmeler yapılmasında cesaret göstermesi zorunludur.