CRI Türk Dış Haberler Servisi

Ukrayna’da devam eden Rus harekâtı küresel ölçekte yeni bölünmeleri beraberinde getirdi.  Bir haftayı dolduran çatışmalar uluslararası kamuoyunda endişeyle izlenirken, diplomasi umutları tamamen bitmiş değil. Belarus’ta bir araya gelen Rus ve Ukrayna heyetleri silahları susturacak bir anlaşmaya varamasa da tarafların ikinci tur müzakerelerde buluşacağı belirtiliyor.

Rusya ve Ukrayna arasındaki diplomatik çözüm çabalarına destek veren ülkelerin başında ise Çin Halk Cumhuriyeti geliyor. Çin’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Zhang Jun, dün yaptığı açıklamada tarafların doğrudan masaya oturmasından memnuniyet duyduklarını belirtti. Çinli üst düzey diplomat “Ukrayna, Doğu ve Batı arasındaki büyük güçlerin çatışma cephesi olmak yerine iletişim köprüsü olmalıdır.” diye konuştu. Beijing yönetiminin tansiyonun yükseltecek hiçbir eylemi hoş karşılamadığının altını çizen Zhang şunları kaydetti:

“Çin, güvenliğin bölünmezliği ilkesi, Rusya’nın da dâhil olmak üzere tüm tarafların meşru güvenlik kaygılarını akılda tutarak Avrupa kıtasında kalıcı barış ve istikrarı sağlamak için dengeli, etkili ve sürdürülebilir güvenlik mekanizmasının oluşturulması noktasında Avrupa Birliği, NATO ve Rusya’nın diyaloğu devam ettirmesini desteklemektedir.”

WASHINGTON SORUMLULUĞU ÜSTLENSİN

Çin, Rusya ve Ukrayna krizinde tek çözümün diyalog olduğunda ısrar ederken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise “özel rolü” ile çözümsüzlük siyasetinde ısrar ediyor. Eski ABD Kongre üyesi Tulsi Gabbard “Biden, Ukrayna’nın NATO üyesi olmayacağını garanti ederek Rusya ile bir savaşı kolayca önleyebilir.” demesine karşın, ABD medyası bu beyanları görmezden gelmeye devam ediyor. Konuyla ilgili eleştirel bir makale yayımlayan Global Times şu satırlara yer verdi:

“Ukrayna sorununun evrimleşmesinde son derece karmaşık tarihsel ve pratik faktör bulunduğu için bu tarihsel anlatıyı basitleştirmeye dönük herhangi bir girişim, genellikle bencilce ve hatta kötü saikler ile motive olur. Hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın belirli bir düzeyde müzakere niyetine sahip olduğunu ve diplomatik bir çözüm olasılığının halen mevcut olduğunu görmek önemlidir. Aynı zamanda Hindistan, Brezilya ve Arjantin de dahil olmak üzere yükselen güçler ABD’nin “kınamasını” takip etmediler, rasyonel ve pragmatik tepkiler verdiler. Bu tepkiler, uluslararası toplumun önemli bir bölümünün görüşlerini temsil ediyor, ancak Batı medyası tarafından basitçe görmezden geliniyor. Rusya-Ukrayna savaşının hükmü Batı’nın tekelinde olmamalı, uluslararası topluma teslim edilmelidir. ABD liderliğindeki NATO, Soğuk Savaş’ın bir ürünüdür.  Rusya-Ukrayna krizi ise özünde, Soğuk Savaş’ın Avrupa’da yeniden açtığı bir yaradır. Avrupa, savaş ve barışın kavşağında duruyor . Rusya ve Ukrayna’nın temsilcileri de müzakere masasına oturdu. Tüm taraflar daha sabırlı olmalı, müzakereleri bencil kazanımlar için başka bir savaş alanına dönüştürmek yerine, uzlaşma koşulları nı yaratmaya çalışmalıdır. Özellikle Washington, kaosun kaynağı olmaya devam etmek yerine “özel sorumluluğu” üstlenmeli.