CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı’nın, Rusya’nın her an Ukrayna’yı işgale hazır olduğuna dair söylemleri karmaşık bir süreci ortaya çıkardı. Moskova elbette bu iddiaları reddediyor ve bunları “yanlış haberler” diye tanımlıyor. Fakat Batı medyası olayı farklı bir senaryo ile ele almaya devam ediyor.

Peki, Avrupa Basını bu konuyu nasıl ele aldı? Sizler için derledik.

UKRAYNA KRİZİ: BERLİN DAHA MI SERT OLMALI?

Uluslararası ortakları Berlin’i Moskova üzerinde çok az baskı uygulamakla suçluyor. Şansölye Olaf Scholz, uzun süre tereddüt ettikten sonra henüz onaylanmamış olan Kuzey Akımı 2 boru hattına yönelik yaptırımları gündemine aldı. Ukrayna’ya silah sevkiyatı konusundaki çekinceler ise devam ediyor. Kiev’i sopa göstermekle suçlayan eski Şansölye ve Rosneft denetleme kurulu üyesi Gerhard Schröder’in açıklamaları ise başka bir tartışmayı tetikledi. Yorumculara göre, Berlin’deki siyasetçilerin Ukrayna meselesinde uzlaşamamasının türlü sebepleri var.

“GEÇMİŞ DERSLER”

Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi, yeterince kararlı olmadığı yönündeki suçlamalara karşı Alman hükümetini savunarak şu satırlara yer verdi:

“Aksine, askeri ‘çözümler’ konusunda bu ülkede neyse ki hâlâ var olan şüphecilik, Alman dış politikasına engel teşkil etmiyor. Bu tam olarak da Almanya’da ‘kendi’ geçmişimizden alınacak dersler üzerine çoğu zaman çekişmeli geçen ve çileli tartışmalar şeklinde ifade bulan bir sorumluluğun parçasıdır. Ancak bu tartışmalar, kararlı eylemlerin önüne set çekmemeli.  Bir Rus işgali yaşanması durumunda NATO Ukrayna’yı askeri donanımlarla de desteklemeli. Saldıran tarafa aynı zamanda ciddi siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulanmalı. Bu da geçmişten alınan derslerden sayılır.”

ALMANYA ZARAR GÖRMEKTEN Mİ ÇEKİNİYOR?

Çek Cumhuriyeti’nden Lidové noviny gazetesi dış politika şefi Robert Schuster, Alman hükümetinin Ukrayna meselesindeki belirsiz tutumunun manidar olduğunu düşünerek şu satırları kaydetti:

“Şansölye Olaf Scholz seçimden önce, kendisinden liderlik bekleyenlerin karşılık bulacağını tüm gücüyle ilan etmişti. Beş bin askeri kask gönderilmesi planlanıyor. Sahra mutfaklarının teslimatı neden hemen duyurulmadı? Böylece savunmacı bir karakter de ortaya konmuş olurdu.”

ALMANYA GÜÇ KAZANAN TARAF MI OLACAK?     

Ukrajınska Prawda gazetesi ise çekinceli bir tutum sergileyerek, “’Kriz bölgelerine silah yok.’ Alman dış politikasının formülü uzun yıllardır böyle. İlk bakışta bu Alman ilkesi oldukça iyi temellendirilmiş ve etik görünüyor. Gerginliğin tırmanmasını önlemenin barış yolunda atılmış önemli bir adım olduğunu kim inkâr edebilir ki? Peki, bu ilkenin fiili neticeleri neler? Berlin’in bu tür eylemleri, şiddetin artmasını her zaman engelleyebiliyor mu? Bunun yanıtı hayır. Tam tersi gerçekleşiyor: Almanya savunma silahları tedarik etmeyi reddettiğinde, güç kazanan yalnızca saldıranlar oluyor.” ifadelerine yer verdi.