Ukrayna- Rusya savaşı, bir haftayı geride bıraktı. Askeri açıdan hangi taraf ne kadar başarılı, hedefine ne ölçüde ulaştı, inisiyatifi ne denli ele geçirdi gibisinden sorular, önümüzdeki günlerde yanıtını daha net bulacak. Siyasi açıdan önümüzdeki dönemde neler olacağını ise mevcut duruma bakarak kestirmeye çalışalım.

Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), NATO ve Avrupa Birliği (AB), başından beri Ukrayna’yı Rusya’ya karşı teşvik ve tahrik ettiler. Bu ülkeyi Rusya’ya karşı kışkırtırken, Rusya’nın vereceği sert tepkiyi de hesaba kattılar elbette. ABD; kendisi ve Ukrayna’ya silah yollayan müttefikleri sayesinde hem ABD’li silah şirketlerinin kasasını doldurdu hem Rusya ve Rusya Devlet Başkanı Putin’i Batı’da, dünyada daha da şeytanlaştırma hamleleri yaptı. En önemlisi, Soğuk Savaş’ın bittiği günden bu yana meşruiyeti, varlık gerekçesi tartışılan, “Beyin ölümünün gerçekleştiği” Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından söylenen NATO içindeki tartışmaların önünü kesti. ABD’nin NATO içindeki mevcut etkisi daha da pekişti. Almanya ve Fransa’nın sıklıkla gündeme getirdiği Avrupa Ordusu arayışları sona erdi.

İkincisi, Avrupa’da Rus karşıtlığı giderek cadı avına dönüştü, ırkçı, faşist boyutlara ulaştı. İtalya’da Dostoyevski anıtının yıkılmasının önerilmesi, Almanya’da Münih Filarmoni Orkestrası’nın Putin’i kınaması istenen bir Rus orkestra şefinin işine son verilmesi, Zagreb Filarmoni Orkestrası’nın Çaykovski’nin eserlerini program akışından çıkarması, Rus sporculara, öğrencilere getirilen yasaklar bunlar arasındaydı. ABD’nin Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da yaptıklarını hiç gündemine almayan, İsrail’in Filistin’de yaptıklarını hiç umursamayan Batı’nın, Ukrayna’da yaşananları öne sürerek bu adımları atması ise ikiyüzlülüğün yeni bir örneği olarak tarihe geçti.

Üçüncüsü, Rusya; her ne kadar Ukrayna ve Gürcistan’ın ısrarla NATO ve AB üyesi yapılmak istenmesine ilişkin endişelerini, Donbass’ta yaşananları vurgulasa da, uluslararası hukukta, Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nda devletlerin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği, siyasal birliği, sınırlarının silahlı güçle değiştirilemeyeceği ilkesi esas olduğundan, büyük tepki çekti.

Dördüncüsü, Ukrayna; ABD’ye, AB’ye, NATO’ya, Atlantik ittifakına fazla güvendi. Onların Ukrayna’yı cepheye sürdüğünü, bu yolla Rusya’yı yıpratmaya çalıştıklarını, Ukrayna’nın yanında, hele de Rusya’ya karşı savaşmalarının söz konusu olmayacağını, silah yardımı yapmakla, Rusya’ya yaptırım uygulamakla yetineceklerini öngöremedi.  

BUNDAN SONRA NELER OLABİLİR?

Askeri açıdan savaşın ne zaman biteceğine ilişkin tahminde bulunmak zordur. Savaş uzarsa, Rusya siyasi, mali açıdan daha da zorlanır. Ukrayna’daki yıkım daha da artar.

Siyasi açıdan Rusya lideri Putin; büyük risk almıştır. NATO’ya komşu olmaktansa, savaşı, dünyanın büyük bölümüyle gerilim yaşamayı, ağır yaptırımlara maruz kalmayı tercih etmiştir.

İktisadi açıdan yaptırımlar, şüphesiz Rusya’yı hayli yıpratır, zorlar. Lakin çökertmez.

Barış Doster