Ukrayna sorunu, gündemdeki yerini koruyor. Korudukça da Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yalanları birer birer ortaya çıkıyor. Nitekim ABD’nin haftalardır diline doladığı “Rusya, Ukrayna’ya 16 Şubat’ta saldıracak” yalanı da açığa çıktı. Lakin ABD, yeni yalanlar uydurmayı sürdürüyor. Sürdürecek de. Çünkü başka seçeneği yok. Neden mi? Tartışalım…

ABD’nin, Rusya’yı yakın çevresinden kuşatmaya çalıştığını, bu konuda da hayli yol aldığını biliyoruz. Karadeniz’de Türkiye, Romanya ve Bulgaristan NATO üyesi. Baltık üçüzleri olarak bilinen cumhuriyetler (Estonya, Letonya, Litvanya) NATO üyesi. Üstelik Rusya’yla da zaman zaman gerginlik yaşıyor ve ABD’den siyasi, mali, askeri destek alıyorlar. Orta ve Doğu Avrupa’daki, Balkanlar’daki NATO üyeleri malum. ABD; bu ülkelerde Rusya karşıtlığını körüklüyor. Bu ülkelerle ortak tatbikatlar yapıyor. Bu ülkelerdeki nüfuzunu artıyor.

Rusya ise ABD ve NATO’nun bu adımlarını, ortak tatbikatlarını, Rusya’ya yönelik saldırgan hareketler olarak algılıyor. ABD’nin Orta ve Doğu Avrupa’da, Balkanlar’da, Baltık Denizi’nde, Karadeniz’de yayılmacı politikalar izlediğini düşünüyor. Öyle ki, bölgede Rus ve ABD-NATO unsurları, havada ve denizde gerilim yaşıyorlar sıkça. ABD; ısrarla uçaklarını ve gemilerini bu bölgede gezdiriyor.

ABD’NİN ŞANSI NE?

Peki, ABD’nin başarı şansı var mı? Yok. Çünkü dünyanın şartları farklı. Soğuk Savaş döneminde yaşamıyoruz. Koşullar değişti.

Örneğin, Soğuk Savaş’ın sürdüğü, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve Doğu Bloku’nun dağılmadığı, Türkiye’nin ABD destekli 12 Eylül darbesini yaşamadığı dönemde, ABD’nin eli güçlüydü. 1980 öncesi, üç önemli olay yaşanmıştı bölgemizde. 1978’de Mısır ve İsrail; ABD gözetiminde Camp David Sözleşmesi’ni imzalamış, kısa süre sonra, 1979’da da barış anlaşması yapmışlardı. 1979’da İran’da İslam Devrimi olmuş, İran-ABD ilişkileri kopmuş, ABD İran’a karşı ambargo uygulamaya başlamıştı. 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı’nda da ABD, Irak’ı desteklemişti. 1979-1989 yıllarında, SSCB’nin Afganistan’ı işgal ettiği dönemde, ABD; SSCB’ye karşı Afganistan’daki mücahitlere arka çıkmıştı. Soğuk Savaş sonrasındaki ilk 15 yılda da eli güçlüydü ABD’nin. Afganistan (2001) ve Irak (2003) işgallerinde gördük bunu. Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’daki renkli devrimlerde tanık olduk buna. 

Fakat artık o ABD yok. Ukrayna konusunda, sonuç alamayacağını bile bile, Rusya’yı ekonomik yaptırımlarla tehdit ediyor. Ukrayna’ya askeri yardım yapıyor. Daha fazlasına ise gücü yetmiyor. NATO anlaşması da zaten buna uygun değil. 150’den fazla ülkede, irili ufaklı, açık-örtülü 800 dolayında üssü olan ABD’nin, yaptırım gücü, caydırıcılığı, inandırıcılığı, itibarı azalıyor. Ekonomik, politik, diplomatik olarak gücü aşınıyor.

Ukrayna’da bir kez daha görüldü bu. Hasımlarını korkutup, geri adım attıramadığı gibi, pek çok müttefikini de ikna edemedi.

Barış Doster