Global Times

Son zamanlarda Batı’da ortaya çıkan bir görüş, başta Beijing ile Moskova arasında bu ayın başlarında imzalanan geniş ölçekli enerji anlaşmaları olmak üzere Çin’in Rusya’ya verdiği desteğin, Rusya’yı Ukrayna kriziyle ilgili risk almaya cesaretlendirdiğini ileri sürüyor. Bu tarz bir argüman, Çin-Rusya iş birliğinin anlamını yanlış yorumlayacaktır. Bu görüş, Çin-Rusya ilişkilerine yönelik eski saldırıların bir parçası olarak görülüyor.

Örneğin, “Çin’in çöküşü” teorisi ile bilinen Gordon Chang, bir röportajında Çin’in Rusya’ya Ukrayna’yı işgal etmesi için yeşil ışık yaktığını iddia etti. Yakın zamanda imzalanan Çin-Rusya enerji anlaşmalarının temelde, Çin’in Rusları Doğu Avrupa’da istediklerini yapmaları için desteklediğini savundu. Bundan üç gün önce Chang, The Hill gazetesinde Çin’in Rusya’ya yönelik yaptırımları önemsiz kıldığını iddia eden bir makale yayınladı.

Çin ve Rusya, enerji sektörü de dâhil olmak geçmişe dayanan uzun süreli yakın bir iş birliği geçmişine sahiptir. Beijing açısından Moskova ile olan enerji ticareti ve iş birliği, hızlı ekonomik büyümeyi sürdürmek için ithal edilen enerji ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Çin’in doğal gaz gibi daha temiz enerji kaynaklarına olan talebi de karbon emisyonu hedeflerinin gerçekleştirilmesi için artıyor.

BATI, ÇİN VE RUSYA’NIN ARASINI AÇMAK İÇİN GERÇEKLERİ ÇARPITIYOR

Çin-Rusya enerji iş birliğine çarpıtmaya yönelik anlayışlar ile Batı’daki mevcut Çin-Rusya ilişkilerine dair hâkim yorumlar birbirini doğrular niteliktedir: İki ülke arasındaki ortaklık sadece siyasidir ve aralarındaki iş birliği, yerel ve uluslararası siyasi konularda birbirlerinin desteğini kazanmayı amaçlamaktadır. Çin ile Rusya, dış müdahalelere karşı birbirlerini desteklemekte ve ulusal güvenliklerine yönelik tehditlere ortaklaşa karşı çıkmaktadır.

Çin Sosyal Bilimler Akademisi’ne bağlı Rusya, Doğu Avrupa ve Orta Asya Çalışmaları Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan Yang Jin, Global Times’a Moskova ile Kiev arasında yükselen gerilim için Çin-Rusya iş birliğini suçlamanın anlamsız olduğunu belirtti. Ayrıca savaşı kışkırtmaya devam eden aktörün ABD olduğunu ve olası bir çatışmadan fayda sağlayacak tarafların sadece Rusya, Ukrayna veya Avrupa olmadığını ifade etti. Yang’a göre bazı Batılı güçler, sırf Çin ile Rusya’nın arasını açmak için gerçekleri çarpıtıyor. Yang yazısında; “Çin ve Rusya pek çok açıdan aktif bir iş birliği içindeler ve iki ülke arasındaki üst düzey temaslar hiç olmadığı kadar yakın. Bu durum, Batı’daki bazı insanları Çin ve Rusya’ya yönelik yaptırımların veya baskıların etkinliği konusunda endişelendirdi. Bu nedenle, bu güçler Beijing ile Moskova arasındaki çatışmaları kışkırtmak için her fırsatı değerlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Ancak Batılıların amaçlarına ulaşmaları zor gözüküyor. Çünkü Çin ve Rusya birçok konuda benzer, hatta aynı düşünceleri paylaşıyor. Bu benzerlik, iki ülkenin yakınlaşmaya devam etmesini doğal kılıyor. Öyle görünüyor ki, Beijing ile Moskova arasındaki stratejik iş birliğinin temeli buna dayanıyor.

Yang, Batı’da Rusya ile nasıl başa çıkılacağı konusunda bir çelişki olduğuna inanıyor. Başka bir deyişle, Batı’nın hedefleri ile bu hedeflere ulaşmak için izledikleri politikalar birbiriyle çelişiyor. Yang, “Batı, Rusya’nın Çin ile ilişkilerini esnetmesini veya Çin-Rusya ilişkilerinin ayrıştırılmasını beklerken Rusya üzerinde muazzam bir stratejik baskı uyguluyor.” dedi. Böyle bir zeminde bazı Batılı güçler, Çin-Rusya iş birliğini ve Beijing’in Moskova’ya desteğini ne kadar kötü yorumlasalar da iki ülkenin hem çıkarlarını hem de bölgesel barış ve kalkınmayı koruma konusundaki kararlılığını sarsamayacaklar.