Ukrayna-Rusya Savaşı, birinci ayını doldururken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) savaşın uzamasından memnun görünüyor. Nasıl olmasın? Hem NATO içinde tahkimat sağladı hem ABD silah sanayisinin satışlarında büyük artış yaşandı hem de Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlarla, bu ülkenin yorulması, hırpalanması, yalnızlaşması amaçlanıyor. Dahası ABD ve NATO; bu sayede Doğu Avrupa’ya, Balkanlara daha fazla asker yollamanın altyapısını da oluşturuyorlar.

NATO, ilk aşamada, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Slovakya’da dört yeni NATO muharebe grubunu konuşlandırmayı amaçlıyor. Bu da, Baltık ülkeleri ve Polonya’daki mevcut güçlerle beraber, ittifakın doğu kanadında sekiz çok uluslu NATO muharebe grubunun görev yapması anlamına geliyor.

ABD; Rusya’ya yönelik yaptırımları da sürekli çoğaltıyor ve genişletiyor. Henüz Almanya’yı, Rusya’dan aldığı enerji konusunda ikna edemese ve Hindistan’ı yanına çekemese de, ABD ve diğer ülkelerin aldığı yaptırım kararlarının toplamı, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un açıklamasına göre, 5 binden fazla. Lavrov, “Bu bir rekor ve yaptırım baskısı devam edecek” diyor. Moskova; belli ki yaptırımların arkasının geleceğini öngörüyor. Şurası kesin, bu kadar çok ve çeşitli alandaki yaptırımlar, Rusya’yı yoracaktır. Lakin Rusya’nın geri adım atması beklenmemelidir.

TÜRKİYE’NİN TUTUMU

Türkiye’nin savaş konusundaki tutumu da dikkat çekiyor elbette. İktidarın, uzun süre Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne burun kıvırıp, savaşla birlikte sözleşmenin önemini anlaması önemli. Ayrıca aktif tarafsızlık politikası izlemesi, çatışan taraflar arasında uzlaştırmacı ara buluculuk rolü oynamak istemesi, Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmaması da, Ankara’nın elini güçlendiriyor.

ABD’nin, Rusya’nın nükleer silah kullanacağını öne sürmesi de, gerçekte savaşın uzamasından duyduğu memnuniyetle ilgili. Çünkü nükleer silah, kimyasal silah sicili hayli kabarık olan ABD’nin, geçmiş yıllarda, Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında, nükleer silahların tamamen yasaklanması için toplanan konferansa katılmadığı belleklerde. Konferansa 120’den fazla devlet katılmış, ABD, Britanya ve Fransa dahil 40 devlet ise katılmamıştı.

Dahası, ABD’nin silah satışı ve yaptığı yardımla asıl amacının ne olduğu da bilinir. Anımsayalım, Soğuk Savaş’ın başlangıç yıllarında ABD; Marshall Yardımı vasıtasıyla, yardım yaptığı ülkeleri borçlandırır, ABD’ye olan bağımlılıklarını kurumsallaştırırdı. Kâğıt üzerinde ne yazarsa yazsın, plan gerçekte bunun için devreye girmişti. Ülkesinde önce genelkurmay başkanı, sonra dışişleri bakanı olan Marshall, asker kökenli ilk dışişleri bakanıydı. Sonra savunma bakanlığı da yapmış ve Avrupa’nın ekonomik kalkınmasına katkıları nedeniyle Nobel ödülü de almıştı.

Sözün özü, Ukrayna’daki savaş ne kadar uzarsa, ABD o kadar sevinir.

Barış Doster