CGTN / Andrew Korybko

Ukraynalı müzakereci David Arakhamia hafta sonu yaptığı açıklamada, ülkesinin güvenliğini sağlamak için “NATO dışı modellere” açık olduğunu ve toprak bütünlüğünden asla ödün vermeyeceğini duyurdu. Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin, İngiltere, belki Almanya ve Fransa gibi farklı ülkeler tarafından doğrudan garantiler olabilir. Sadece Rusya ile değil, diğer ortaklarla da ikili görüşmelerde bu tür konuları daha geniş bir çevrede tartışmaya açığız.”

Gözlemciler bu fikri, Ukrayna’nın ABD liderliğindeki Rus karşıtı askeri bloka asla katılmaması yönündeki Rusya’nın talebi üzerinde uzlaşmaya varılabileceğini olumlu bir adım olarak değerlendirseler de her şey ilk bakışta göründüğü gibi olmayabilir. Arakhamia’nın NATO üyelerinden bahsetmesi Rusya’yı kızdırabilir çünkü bu örgütün toplu güvenlik taahhütlerini ifade eden 5. maddesinin Ukrayna’ya fiili olarak genişletilmesi olarak yorumlanabilir.

Unutulmamalıdır ki, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 24 Şubat’ta yaptığı konuşmada, ülkesine karşı planlı bir sürpriz saldırı olacağı uyarısında bulunmadan önce, NATO’nun Ukrayna’da gizli bir askeri altyapı kurduğunu iddia etmişti. Putin, ABD’nin Rusya’nın nükleer ikinci vuruş yeteneklerini etkisiz hale getirme girişimine “füzesavar sistemlerinin” sürekli bölgesel konuşlandırılması yoluyla yanıt verebileceklerini ve sınırlarının yakınında füzeleri vurabileceğini ima etti.

MOSKOVA’NIN “GÜVENLİK İKİLEMİ”NDEN KAYNAKLANAN MEŞRU GÜVENLİK HAKKI VAR

NATO ve Ukrayna, Rusya’nın bu iddialarını reddederken ikisi de blokun Javelin tanksavar füzeleri ve diğer askeri teçhizatları göndermesi konusunda çok açık sözlüydüler. Yıllar içinde eski Sovyet Cumhuriyeti topraklarında ortak askeri tatbikatlar yapıldı. Bağları yüzeyde çok yakın ve bu da altında ilişkilerinin ne kadar derine indiğini merak ettiriyor. Resmi müttefik değiller ama ilişkileri kesinlikle ayrıcalıklı ve stratejik bir yapıya sahip. Rusya’nın Ukrayna’da devam eden özel askeri operasyonu, Kiev’in Donbass’ın yerli Rus halkına yönelik saldırılarını derhal durdurmak dışında üç stratejik görevi yerine getirmeyi amaçlıyor. Bunlar; ülkenin Nazilerden arındırılması, silahsızlandırılması ve tarafsızlığıdır. Rusya, 2013-2014 yıllarında Batı destekli “EuroMaidan” (Maidan Olayları) devrim darbesinden sonra ABD desteğiyle iktidara gelen aşırı milliyetçi güçleri Nazi olarak görüyor ancak Ukrayna ve ortakları bu tanımlamayı reddediyor.

Bu eski Sovyet Cumhuriyeti, o yıl ilkbaharda Kırım’ın kaybedilmesi ve ardından Doğu Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki çatışmaların ardından tam Batı yardımı ile askerileşmesini hızlandırdı. Rusya; bu durumu ve ABD’nin diğer bölgesel hareketlerini Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı’nın (OSCE) hiçbir partinin veya grubun güvenliğinin başkası pahasına geliştirmesine izin vermeyen bölünmez güvenlik ilkesinin ağır ihlalleri olarak değerlendirdi.

AVRUPA GÜVENLİK VE İŞ BİRLİĞİ TEŞKİLATI’NA GÜVENMEK

Bu durum, Rusya’nın neden 2008 Bükreş Zirvesi sırasında blok tarafından onaylanan Ukrayna’nın anayasal olarak belirlenmiş NATO’ya katılma hedefini kaldırmasını istemesini açıklıyor. Moskova’nın “güvenlik ikilemi”nden kaynaklanan meşru güvenlik hakkı var. Bu kavram; bir tarafın diğer tarafın yapmış olduğu savunma hamlelerinden şüphelenmesine atıfta bulunuyor. Rusya’nın açıkça ifade ettiği Avrupa güvenlik mimarisini OSCE ilkelerinin nihai olarak uygulanacağı şekilde revize etme arzusu, son zamanlardaki diplomatik ve askeri hamlelerinin ardındaki kapsayıcı motivasyon olarak tanımlanabilir. Ukrayna ve çevresindeki olaylar Moskova’nın oradaki özel askeri operasyonunu tetiklediğinden bu eski Sovyet cumhuriyeti, son olaylar ışığında gerçekleşmesi muhtemelen zaman alabilecek olsa da Rusya ile NATO arasındaki daha büyük çözümün kaçınılmaz olarak bir parçası olacaktır.

Ülkesinin ABD ve NATO’ya yönelik tehdit algısı ve bu ikilinin Ukrayna ve çevresindeki askeri hamleleri hakkında Rus yetkililerin kamuoyu açıklamaları göz önünde bulundurulunca, Kremlin’in bu Rus karşıtı ittifakın 5. maddesinin Ukrayna üzerindeki herhangi bir gayriresmi uzantısını kabul etmesi pek olası görünmüyor. Bu aslında Arakhamia’nın önerisini mahvediyor ancak “NATO dışı modeller” kavramı, Ukrayna OSCE ilkelerini yerine getirmeye karar verdiği sürece halen umut vericidir. Bu, Rus diplomatların aralık ayı sonunda güvenlik garantisi taleplerini yayınladıkları günden bu yana aktif olarak teşvik edilmesine rağmen şimdiye kadar olmadı, ancak Avrupa’da bölünmez güvenliğin sürdürülebilir şekilde sağlanması için halen en uygun siyasi çözüm olmaya devam ediyor. Bu cephede, geçen ay içinde yaşanan öngörülemeyen gelişmeler dışında ciddi bir ilerleme beklenmiyor ancak umarız ki, tüm taraflar rehberlik için OSCE’ye güvenme gereği konusunda hemfikir olacaktır.