Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Güller, Ukrayna krizinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan krizde 30 yıllık NATO’nun genişlemesi stratejisine dikkat çeken Mehmet Ali Güller’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Rusya’nın askeri harekâtı Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) NATO aracılığıyla 30 yıldır Rusya’yı kuşatmasını, boğmaya çalışmasını sağlayan büyük harekâtına karşı aslında Rusya, son cephe üzerinden bir yarma harekâtı yapmış durumda. Kendisini kuşatan ve kendi sınırlarına kadar dayanmış çemberi yarmaya çalışıyor.

Burada Ukrayna bir son cephe özelliği göstermiş oldu. Çünkü Ukrayna, ABD’nin Rusya sınırına sıfır noktasına gelerek NATO’ya üye yapmak istediği ülke. Burada büyük satranç mücadelesine çevirdi dersek eğer, bu satranç tahtası olarak da Ukrayna’yı bu hale getirenin ABD olduğunu öncelikle tespit etmemiz gerekiyor. Buradan hareketle de şunu söyleyebiliriz; Rusya bu yarma harekâtını yaptı ve ne yazık ki bedelini Ukrayna halkı ödemiş oluyor. ABD’nin bildiği ya da başarılı olduğu şeklinde bir tablo yok. Tam tersine ABD’nin çaresizliği var. Yani her gün savaş ‘ha çıktı ha çıkacak’ demiş olması biraz çaresizlikten ve biraz ABD hegemonyasının zayıflamasının ortaya çıkardığı bir sonuç olarak önümüzde duruyor. Tam tersine Ukrayna’yı ateşe atmış ama Ukrayna’yı koruyamamış çaresiz bir ABD tablosu oluştu.

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULUYOR

8 yıldır Donetsk ve Lugansk yani Donbass bölgesi aslında saldırı altında. Ukrayna’nın saldırısında kaç kişinin öldüğüne dair çeşitli veriler var. Son 8 yıldır 14 bin insanın öldüğü söyleniyor. Bunlarla birlikte sivillere yönelik bu saldırılarda 149 bebek ölümü de var. Sendika yaktılar ve orada ölen insanlar oldu. Bu 8 yılda 14 bin insan öldü bir ‘savaşa hayırcılık’ yoktu. Yani bir ‘savaşa hayırcılık’la açıklanabilenecek uluslararası ilişkiler problemi ile karşı karşıya değiliz. Bunu bir genel durum olarak da saptayacaksak; yeni bir dünyanın kurulmakta olduğu ve buna eski dünyanın efendilerinin direnmeye çalıştığı bir süreç olarak görebiliriz.

‘Rusya çarlık inşa etmeye çalışıyor’ gibi fikirler dolaşıyor. Ben öyle bir izlenim edinmiyorum. Burada öyle bir durum yok. Tersine ABD’nin parçaladığı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) içinde Rusya’nın kendi coğrafyasında kendisini hedefe almaya doğru gelmiş bir saldırıya karşı savunma refleksi var. NATO üyeliği konusunda böyle değerlendirmek lazım. Burada ‘demokrasicilik’ anlayışı ile bazı meseleleri yorumlamaya çalışmak işi hem sulandırıyor hem de anlamsız hale getiriyor.

Bu işin buraya geleceği belliydi. Buradan çıkış için iki düzlem vardı, yerine getirilmedi. Birinci düzlem Rusya ile Ukrayna’yı ilgilendiren düzlem, Minsk Anlaşmaları. Bu konuda Minsk Anlaşmalarının gereğini Kiev yönetimi yerine getirmedi. İkinci düzlem de aralık ayında Rusya’nın ABD ve NATO’dan garantörlük talepleriydi. Bu taleplere de ABD ve NATO doğru düzgün yanıt vermedi. Dolayısıyla top biraz Rusya’nın sahasına zorunlu olarak düştü. Yani Ukrayna Minsk Anlaşmalarını uygulamayarak, ABD, Rusya’nın garantörlük taleplerine yanıt vermeyerek işi bu noktaya getirmiş oldu.

“RUSYA’NIN ASKERİ HAREKÂTININ İKİ BOYUTU VAR”

Bu askeri harekâtın iki boyutu var; esas boyutu Donbass. Donbass bölgesini oluşturan iki cumhuriyetin bir kısmında halen Ukrayna egemen yani çatışma bölgesi. Şimdi bu askeri harekâtının askeri hedefi esas olarak Donbass bölgesinin tamamında Donetsk ve Lugansk Cumhuriyetlerinin kendi egemenliklerinin sağlanması. Yani Ukrayna silahlı kuvvetlerinin oradan atılması. İkinci boyut da bunu yaparken Donetsk ve Lugansk’ın Ukrayna saldırılarından korunabilmesi ya da operasyonu kolaylaştırabilmek açısından Ukrayna içinde Rusya’nın tespit ettiği ve ağırlıklı olarak füze savunma sistemlerinin, askeri limanların ve saldırı silahlarının olduğu yerlerin tahrip edilmesi.

Rusya’nın doğrudan Kiev’i ele geçirmek gibi bir niyetinin olduğunu ben pek çıkaramadım. Böyle olsaydı daha topyekûn saldırıları işaret eden durumlar olurdu. Oysa sadece Rusya’nın Donbass müdahalesini engellemeye muktedir olduğunu düşündüğü askeri tesislerin vurulması ile sınırlı görüyor. Şimdi bu bir yanıyla bir çıkış yolu sağlamış olur ve diplomasiye yeniden alan açma fırsatı doğurur. Kuşkusuz, savaş en istenmeyen durumdur. Burada bazen savaşlar, daha büyük savaşları önleyen nitelikler taşırlar. Umarız bu aslında ABD büyük saldırısını önleme yolunda Rusya’nın bir küçük savaşıyla o büyük savaşı önleyen bir savaş olur. Akis taktirde dünya açısından çok daha sıkıntılı dönemlerin başlayacağı bir sürece girmiş oluruz.”