Danny Haiphong | CGTN

ABD’nin ‘’Demokrasi Zirvesi’’nin ilk gününe ev sahipliği yaptığı gün Birleşik Krallık merkezli ‘’Uygur Mahkemesi’’, Beijing yönetiminin, Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygur etnik gruba yönelik ‘’insanlığa karşı suçlar’’ işlediğini iddia eden bir rapor yayımladı. Rapordaki bulgular, son birkaç yıldır Batı’da basmakalıp bir hal alan Çin’e yönelik aynı suçlamalarını tekrar ediyor. Raporu açıklayan sözde ‘’Uygur Mahkemesi’nin Başkanı’’ Geoffrey Nice, Çin’in milyonlarca Uygur’u gözaltına aldığını ve doğum kontrolü yoluyla ‘’soykırım’’ yaptığını iddia etti. 

ABD’NİN REJİM DEĞİŞTİRME FONLARI

Elbette ‘’Uygur Mahkemesi’’ bir tarafsız kaynak değil. Kampanya, insan hakları adına propaganda yapmaktan sorumlu Çin karşıtı düşünce kuruluşlarından oluşan bir ABD konsorsiyumu projesi. Aslında ‘’Uygur Mahkemesi’’ internet sitesi, Dünya Uygur Kongresi’nin Geoffrey Nice’dan projeyi başlatmasını resmen talep ettiğini açıklıyor. Dünya Uygur Kongresi, ABD Kongresi’nin finanse ettiği bir rejim değiştirme kolu olan ve CIA’in bütün dünyada sayısız siyasi müdahale kampanyasının mirasçısı durumundaki Ulusal Demokrasi Vakfı’ndan (NED) sadece 2020 yılında 400 bin dolar yardım aldı. 

Haziran ayında ‘’Uygur Mahkemesi’’, düzinelerce Uygur ayrılıkçı ve sözde insan hakları örgütlerinin iş birliğiyle Çin’e yönelik iddialar konusunda 80 saatlik tanıklığı oluşturdu. Bu sahte duruşmadaki katılımcılardan biri Adrian Zenz’dir. Zenz, ABD dış politika kuruluşunun önde gelen üyelerinin finanse ettiği ve elaman sağladığı iki örgüt olan Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı ve Jamestown Vakfı ile bağlantılı aşırı sağcı Hristiyan bir köktencidir. 

TANIDIK BİR HİKÂYE: YALANCI TANIKLAR

ABD medyası ve siyasi kuruluşu Zenz’den bir akademisyen olarak bahsederken, diğerlerinin yanı sıra The Grayzone, Zenz’in çalışmasının siyasi amaçlar için kasten bilgileri tahrif ettiğini ortaya çıkardı. Zenz kasıtlı olarak Çin’in aile planlama politikalarını ‘’soykırım’’ olarak etiketledi ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur nüfusunun son on yılda yüzde 25 oranında arttığı gerçeğini görmezden geldi.

‘’Uygur Mahkemesi’’nin haziran ayındaki sahte duruşmasına, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde eski bir polis memuru olarak gösterilen Wang Leizhan da katıldı. Wang’ın tanıklığı sansasyonel işkence hikâyelerini ve gözetimde aşırı zalimce davranış iddialarını içeriyordu. Wang Leizhan CNN’nin Ekim ayındaki bir haberinde delillere dayanmayan bazı iddialarla birlikte bu kez ‘’Jiang’’ adıyla tekrar ortaya çıkmıştı. 

“DEMOKRASİ ZİRVESİ” TİYATROSU

‘’Uygur Mahkemesi’’, ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü yaygın propaganda kampanyasının bir şubesi olarak hizmet ediyor. ABD’deki Çin karşıtı güçler ‘’insan haklarını’’ Çin’e iftira atmak için bir araç olarak kullandı ve ABD’nin müttefiklerini de aynı şeyi yapmaya sevk etti. ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin ‘’Demokrasi Zirvesi’’, ABD’nin, sahte insan hakları suçlamaları temelinde Çin’in içişlerine müdahale etmesi için devam eden misyonu bakımından ustalık derecesinde bir işti.

Örneğin Özgür Asya Radyosu (RFA) Başkanı Bay Fang ve Hong Kong’lu muhalif Nathan Law zirvede konuştular. Özgür Asya Radyosu, şimdi ABD Küresel Medya Ajansı olarak bilinen CIA bağlantılı Yayın Yönetim Kurulu tarafından kuruldu. Nathan Law, 2019 yılında Hong Kong’da meydana gelen şiddetli muhalif ayaklanmaların önde gelen lideridir ve Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) ile yakından bağlantılıdır. 

Fang ve Law, sözde insan hakları ihlalleri nedeniyle Çin’e saldırdı. Zirve toplanırken, ABD Kongresi Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’nı geçirdi. Bu yasa, ABD’li yatırımcıların ve şirketlerin ‘’zorla çalıştırmayı’’ kullanmadığını veya Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde iş yapma haklarını kaybetmediklerini kanıtlamalarını gerektiriyor. Bu yasa, Çin’de önemli bir güneş enerjisi üreticisine finansal yaptırımlar ve birkaç siyasi yetkiliye diplomatik yaptırımlar uygulanması dâhil olmak üzere ‘’zorla çalıştırma’’ ve ‘’soykırım’’ gibi kanıtlanmamış iddialara karşılık olarak ABD’nin daha önceki saldırgan adımlarına yenilerini ekliyor. 

ABD’nin ‘’insan hakları’’ propagandası bu yüzden Çin’e yönelik tehlikeli bir saldırganlık politikasını destekliyor. ‘’Uygur Mahkemesi’’, ABD-Çin ilişkilerindeki zor bir dönemde barışa zarar vermek için daha geniş bir kampanyanın aracı olmaktan bir derece fazlasına tekabül ediyor. Biden yönetiminin Çin ile ticaret, güvenlik ve iklim değişikliği konusunda yaptığı son görüşmeler henüz somut bir politika değişikliğine dönüşmedi. Ancak ABD liderliğinde devam eden temelsiz ‘’insan hakları’’ ihlalleri konusunda Çin’i hedef alan propaganda, Washington tarafından hızla ortaya konan somut politikalara yol açtı. Bu, ABD kuruluşu içindeki bu güçlü çevrelerin Çin’e karşı düşmanca tavrına bağlı kalmaya devam ettiğini işaret ediyor. 

ABD’nin, Beijing 2022 Kış Olimpiyatları ve Paralimpik oyunlarına herhangi bir diplomatik ya da resmi temsilci göndermemesiyle birlikte her yerde barışsever insanlar, ABD’nin Çin’e karşı insan hakları konusunda propagandasının sürmesini ve dolayısıyla karşılık verilmesini beklemelidir.