CGTN / Ilya Kusa

Rusya Federasyonu 24 Şubat’ta Ukrayna’ya karşı “özel askeri operasyon” başlattı. Rusya kara kuvvetleri sırasıyla kuzey, kuzeydoğu ve güneyden Ukrayna sınırını geçtiler. Seyir ve balistik füzelerle büyük kentler etrafındaki ve içindeki askeri altyapı vuruldu; askeri depolar, askeri kışlalar, komuta merkezleri, uçaksavar sistemleri ve havaalanları. 

Aynı zamanda Rus özel birlikleri başkent Kiev’in savunmasını delme girişiminde bulunmak ve Ukrayna ordusunun kafasını karıştırmak maksadıyla başkent yakınına hava indirmesi yaptı. Diğer bir askeri grup Kırım Yarımadası’ndan Ukrayna’ya geçti ve kilit öneme sahip Karadeniz ile Ukrayna’nın Azak Denizi’ndeki limanlarının yanı sıra demir yolları merkezleri ve barajların ana kapısı olan Herson bölgesine girdi. 

Rusya’nın niçin Ukrayna’ya karşı operasyon başlattığının yanıtı, Moskova’nın çıkarları ve 2014 yılından bu yana Rusya-Ukrayna ilişkilerini anlamaktan geçiyor. Rusya’nın asıl çıkarı güç geçişi döneminde iç siyasi süreci üzerindeki kontrolünü sürdürmekti. Bu Batı ile çatışma dinamiklerini istikrara kavuşturmayı ve Moskova yönetiminin, Ukrayna, Belarus, Kazakistan ve Moldova’nın dâhil olmak üzere jeopolitik çeperi olarak gördüğü komşu ülkelerden kaynaklı tehditleri etkisiz hale getirmeyi içeriyordu. Bu bölgesel gündem, Soğuk Savaş sonrası Batı ile olan anlaşmazlıkların, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin uzlaşılamayan konu hale gelmesiyle giderek daha agresif bir hal aldı. 

RUSYA BATI’YI İKNA EDEMEDİ

Küresel seviyede Rusya’nın son 15 yıldaki dış politikası ülkenin konumunun, 21. yüzyılda büyük güç rekabetinde alternatif bir güç merkezi olmasını hedefledi. Kremlin yönetimine göre, Soğuk Savaş sonrası dünya ve bölgesel düzen, Rusya’nın güvenlik ve ekonomik çıkarlarını korumayı yönetemediği için adil ya da dengeli olmadı. NATO, kolektif bir savunma ittifakı değil, aksine ABD’nin Avrupa’daki siyasi etkisinin bir aracı olarak görülüyordu. Bu yüzden 2000’li yılların ortasından bu yana Rusya, aslında Moskova’nın kendi nüfuz alanını oluşturmasına izin verilecek eşit bir güvenlik ortağı olarak davranması için Batı’yı ikna etmeye çalıştı. 

Bütün bu etraflıca düşünme sürecinde Ukrayna, görüşme konularından biri ve özellikle Rusya ve Batı arasındaki zorlu bir ayak bağı haline geldi. Ukrayna’nın dış politikası her zaman Moskova ve Avrupa-Atlantik Batı rotası arasında bir seçim tarafından şekillendirildi. Ukrayna, 1991 yılında iki kutuplu dünya düzeni çöktükten sonra bile iki kutuplu kalmaya devam etti. Bütün bunlar sonunda 2014 yılında silahlı çatışmaya yol açtı.

Gerçekten de Ukrayna ve Rusya’nın Ukrayna’nın doğu bölgelerindeki çatışmaların nasıl çözüleceğine ilişkin Minsk Anlaşmalarını imzalamasından sonra 2015 yılında bu yana tüm görüşmeler sonunda bir çıkmaza girdi. Rusya, Ukrayna’dan, doğu bölgeleri için özerkliğin garanti edilmesi, militanlar için af çıkarılması ve ayrılıkçılarla doğrudan görüşmeler anlamına gelen anlaşmanın siyasi tarafının uygulamasını istedi. Bunun karşılığında Ukrayna, ilk önce daimi bir ateşkes sağlanmadan bu siyasi taleplerin yerine getirilemeyeceğinde ısrar etti. 

İKİ FARKLI SİYASİ SİSTEM

Ocak ayında Ukrayna ve Rusya, Almanya’nın başkenti Berlin’de görüşmelerin son turunu yaptı. Bundan sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve etrafındaki seçkin gruplar görüşmelerden çekilmeye ve askeri hareket olan “B planını” uygulamaya karar verdi. Operasyon Rusya’nın Batı ile karşı karşıya gelmesinde işi ciddiye bindirmenin diğer bir yolu haline geldi. Moskova, Ukrayna’da çevik ve hızlı bir operasyonun sahada en fazla arzu edilen siyasi gerçekliği yaratmaya yardımcı olacağını hesaplarken, Batı zamanla istemeyerek bunu kabul edecekti. Rusya için bu, Batı’yı Amerika sonrası çok kutuplu dünya düzeninde yeni kuralların ve yeni nüfuz alanlarının kurulmasında kendisiyle konuşmaya zorlamak için son girişimdi.

Şu anda Batı ve Rusya arasındaki stratejik diyalog Ukrayna’daki durum nedeniyle beklemeye alınmış gibi görünüyor. Rusya’nın askeri operasyonu ağırlıklı olarak Batılı ülkelerin sert eleştirileri ve kınamasına yol açtı, aynı zamanda Rusya’ya karşı sert ekonomik yaptırımlar ve finansal kısıtlamalar uygulanmaya başladı. Dahası Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ve müttefikleri, hava sahalarını Rusya’nın sivil uçaklarına kapatarak Rusya’ya fiili bir hava ablukası uyguladılar. Bu da Batı ve Rusya arasında başka bir gerginliğe daha sebep oldu. Putin’in, jeopolitik çatışmadaki riskler yüksek olduğu için dış baskı karşısında geri adım atması mümkün değildir. 

Batılı ülkeleri de konumlarından geri adım atamaz çünkü bu onların politikalarının yanlış olduğunu gösterir ve gelecekte görüşme masasında ellerini zayıflatır. Bu, taraflar gelecek günlerde somut ateşkes anlaşması sağlasalar bile, çatışmanın sadece Ukrayna ile ilgili olmaması, aynı zamanda bu küresel bağlamda Batı ve Rusya arasında iki farklı siyasi sistem arasında bir çatışma olması nedeniyle yakın gelecekte sona ermesinin mümkün olmayacağı anlamına geliyor.