Global Times

Financial Times (FT) gazetesi geçen hafta cumartesi günü birkaç kaynağın, ağustos ayında “Çin ordusunun hipersonik süzülme aracı (HGV) taşıyan bir roket fırlattığını” söylediğini yazdı ve roketin “nükleer kapasiteye sahip hipersonik füze” olabileceği değerlendirmesi yaptı. FT’de yer alan makaleye göre, füze “alçak yörüngeli uzayda uçabilir” ve Çin, bir balistik füzenin sabit parabolik yörüngesini hedef almak için tasarlanmış Amerika Birleşik Devletleri (ABD) füze savunma sistemlerini “boşa çıkarabilir.” Makalede, Çin ordusunun kaydettiği ilerlemenin “ABD istihbaratını şaşırttığına” dikkat çekildi.  

ABD genel olarak küresel füze fırlatmalarını izleme yeteneğine sahip. FT’nin haberine inanılırsa, bu Çin’in nükleer caydırıcılık sisteminde yeni bir kilit üye olduğu anlamına gelmektedir, bu da ABD’nin Çin karşısında stratejik üstünlük anlayışına yeni bir darbedir. FT’ye göre, Çin Fırlatma Aracı Teknolojisi Akademisi Long March 2C roketinin 77’inci ve 79’uncu fırlatmalarını duyurdu, ancak 78’inci fırlatmaya ilişkin açıklama yapmadı. Makalede, 78’inci “gizli fırlatmanın” yukarıda bahsi geçen hipersonik füzenin test edilmesiyle ilgili olabileceğine inanılıyor.  

ABD ASKERİ EGEMENLİĞİNİ KAYBETME KONUSUNDA KAYGILANMAMALI

FT ayrıca kaynaklara atıfta bulunarak, Çin’in bir hipersonik füzeyle yeni uzay kapasitesini test ettiğini bildirdi. Füzenin hedefini yaklaşık olarak 30 kilometreden fazla ıskaladığı, fakat testin “Çin’in hipersonik silahlar konusunda şaşırtıcı ilerleme kaydettiğini” gösterdiği vurgulandı. Ancak Çinli yetkililer, bu tür savunma sırlarını gönüllü olarak açıklamazsa, diğerleri sadece teknik izleme yöntemlerine dayalı olarak spekülasyonlar yapabilirler. FT’nin haberinin güvenilirliğini tartışmak anlamsız. Fakat Çin’in sürekli olarak ekonomik ve teknolojik gücünü geliştirdiği için bazı önemli askeri teknolojilerde ABD ile olan açığı daralttığına dair durdurulamaz eğilime işaret etmek önemlidir. Çin’in ABD ile “silah yarışına” girmesine ihtiyaç yoktur-Çin, kendi hızında askeri gücünü geliştirerek ABD’nin Çin karşısındaki genel avantajlarını zayıflatabilir. 

Uzun vadede Çin ile ABD’nin askeri güçleri arasındaki karşılaştırma takip eden yaklaşımda olacaktır; ABD’nin genel askeri avantajı sürecek, hava kuvvetleri ve deniz kuvvetleri yüksek kaliteye sahip olacak ve küresel konuşlanma ile öngörü yetenekleri Çin’inkiyle kıyaslanamayacak. Bu arada Çin, ABD’nin askeri alandaki baskın konumuna küresel olarak herhangi bir meydan okuma iradesine sahip olmayacak ve ABD, askeri egemenliğini kaybetme konusunda kaygılanmamalı. Ancak Çin’in askeri yığınağı, Taiwan Boğazı ve Güney Çin Denizi’ne odaklanacak. Çin’in, coğrafi yakınlığı ve girdisinin sürekli olarak artması sayesinde bu alanlarda ABD askeri gücü karşısında kontrolü ele alması kaçınılmazdır. Çin toplumunun bunun için sadece güçlü beklentileri değil, aynı zamanda bu tersine çevirmeyi gerçekleştirmek için güçlü kararlılığı ve uyumlu olan bir yeteneği vardır. ABD’nin dünya çapındaki konvansiyonel askeri üstünlüğü, bu bölgelerdeki üstünlüğü garantilemeye dönüşmeyecektir. 

ABD, ÇİN’İN NÜKLEER ÇALIŞMALARI KONUSUNDA ÇOK KAYGILI

ABD, Çin’in nükleer çalışmaları konusunda çok kaygılı. Hiç şüphesiz, Çin’in, ABD’nin sahip olduğu gibi aynı büyüklükte bir nükleer güç inşa etme planları bulunmuyor. Diğer bir ifadeyle, ABD ile bir “nükleer silahlanma yarışı” başlatma niyetinde değiliz. Ancak Çin, ABD’nin herhangi bir kritik anda Çin’e karşı bir nükleer şantaj fikrini ve konvansiyonel güçlerinin Çin’i ezememe zayıflığını telafi etmek için nükleer silahlarını kullanma düşüncesini tamamen yok etmesini sağlamak amacıyla nükleer caydırıcılığının kalitesini kesinlikle iyileştirecektir. 

Çin nükleer füzelerinin daha fazla beka kabiliyeti ve tesir yeteneği açıkçası çeşitli yeni füzelerle hızlandırılıyor. Bu tür bir gelişme, hiçbir ülkenin nükleer güçlerini bölgesel sorunları çözmede bir araç olarak kullanmamasını güvenceye alacaktır. Bu eğer varsa barışa verilecek zararın sınırlı olmasını ve bölgenin büyük güçler arasında ölümcül bir çatışma görmemesini sağlayacaktır. 

KARŞILIKLI GÜVENİ İNŞA ETMEYE İHTİYAÇ VAR

ABD sürekli olarak Çin’in nükleer stratejik araçlarını güçlendirdiği söylentisini yayıyor, bununla yüksek bir başlama noktasından askeri harcamalarını daha da artırmak için ABD’de kamuoyunun düşüncesinde gerekli zemini hazırlamanın amaçlandığına inanılıyor. Belki de ABD’nin askeri harcamaları ne kadar artarsa artsın ve ne kadar yeni teçhizat alırsa alsın, Çin’in kıyı bölgelerinde ezici askeri üstünlüğe sahip olmaya devam etmesinin mümkün olmadığını belirtmeye ihtiyacımız var. Washington’ın Çin konusunda gerçekçi olması ve yaklaşımını yeniden düşünmesi gerekmektedir.  

Çin ile ABD arasında gelecekteki stratejik denge aşırı “silahlanma yarışına” girerek sağlanamaz. İki tarafın, Çin ve ABD arasında bir güvenli tampon bölge oluşturmada önemli olan belirli bir stratejik karşılıklı güveni inşa etmeye ihtiyacı var. Farklı siyasi sistemlere sahip büyük güçler, bir kazan-kazan sonucuna ulaşmak için birbiriyle iş birliği yapamaz mı? Biri diğerini yenmek zorunda mı? Çin ile ABD en kötüsüne hazırlandığı için vazgeçmemeliyiz. Her iki taraf da hem kendi yararları hem de dünyanın yararı için uzun vadeli çıkarlarına yardım edebilecek bir siyasi ve güvenlik çerçevesi bulmalı ve bundan asla vazgeçmemelidir.