CGTN / Andrew Korybko

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı’nın 16 Şubat’taki sözde “eli kulağında Rusya işgali” ile ilgili felaket tahminleri, Rusya Savunma Bakanlığının 15 Şubat’ta müttefikleri Belarus’la yaptıkları Birlik Kararlılığı tatbikatının sona erdiği ve bazı askeri birliklerin kışlalarına geri döndüğünü açıklamasından sonra boş çıktı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova Facebook hesabında “15 Şubat tarihe Batı propaganda savaşının başarısızlık günü olarak geçecek” diye yazdı.

Zaharova daha önce ABD ve İngiltere’yi ülkesinin sözde “işgalci” niyetleri konusunda korku yayan bir yasa dışı propaganda savaşı yürütmekle suçlamıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy bile Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Alexey Danilov “16’sında ya da 17’sinde topyekun bir Rus saldırısı olacağını beklemiyoruz” diye ilan ederken, ilan edilen “işgal günü” ile ilgili ironik bir yorum yaptı. ABD liderliğindeki Batı’nın savaş yaygarası sadece bir şaka gibi görünüyor. Ancak, Washington’ın enformasyon savaşı kampanyası sonucunda Ukrayna’da gıda fiyatlarının hızla artasının gösterdiği üzere, yalan haberlerin çok gerçek sonuçları oluyor. Ukrayna’nın bazılarının “oligark” dediği büyük iş dünyasının multimilyarder temsilcileri ülkeden kaçarken bazı Batılı ülkeler diplomatlarının büyük kısmını ve bütün askerlerini Ukrayna’dan çıkardı. Ayrıca vatandaşlarından Ukrayna’yı terk etmelerini istediler. Hatta bazı hava yolları savaş korkusu nedeniyle birçok uçuşu erteledi.

RUSYA’NIN KENDİ TOPRAKLARINDA ASKERİ TATBİKATLARA YAPMA HAKKI VAR

Yakın bir ABD liderliğindeki Batılı ortak için bu zararlı sonuçlar, bu enformasyon savaşı kampanyasının ilk planda Rusya ile savaş yaygarasını neden başlattığı ile ilgili çok ciddi soruları gündeme getiriyor. Rusya’nın kendi topraklarında askeri tatbikatlara yapma hakkı var ve yetkililerinden hiçbiri Ukrayna’yı asla tehdit etmedi. Moskova’nın aralık sonlarında yaptığı bütün şey, Kremlin’e göre ABD liderliğindeki Batı’nın şimdiye kadar yetersiz biçimde yanıt verdiği güvenlik garantisi isteklerini açıklamak oldu.

Rusya asıl olarak ABD, Soğuk Savaş’tan sonra oyunun kurallarını tedrici olarak değiştirdiği için Avrupa güvenlik mimarisini gözden geçirerek düzeltmek istiyor. NATO’nun sürekli genişlemesi, askeri altyapısını eski Varşova Paktı ülkelerine yayarak 1997 Rusya-NATO Kurucu Yasası’nın ihlali ve Rusya istihbaratının ABD’nin ülkenin sınırlarının yakınına saldırı silahları depolamayı planladığı şüpheleri -belki de Ukrayna’ya sesten hızlı füzeler olmak üzere- Rusya’nın kırmızı çizgilerinin geçilmesi tehdidini oluşturuyor.

ABD ve Washington’ın kontrol ettiği NATO ittifakı ile müzakerelerde görünür bir başarılı elde edemeyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile pazartesi günü Kremlin’de yaptığı görüşmeden sonra halen diplomasinin sürdürülmesinden yanaydı. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov daha sonra “Devlet Başkanı Putin’in, ülkesinin güvenlik garantisi istekleri konusunda müzakereye niyetli olduğunu” teyit etti.

BATI UKRAYNA KONUSUNDA HEYECANLANDI

Son olaylardan sonra “Rusya’nın Ukrayna’yı işgali” olmadı. Olan şey, Batı’nın Ukrayna konusunda kendi kendine heyecanlanması, tıpkı kendisini “uzman” ilan edenlerin kamuoyu ile siyasi fantezilerini paylaşarak yangına körükle gittiği Irak Savaşı öncesinde olduğu gibi, yanlış istihbarata dayanarak eteklerinin tutuşmasıydı. Bu enformasyon savaşı kampanyasının ekonomik ve finansal sonuçları zaten Ukrayna için korkunç ama itibar kaybı ABD için daha da kötü. Sadece daha az kişi ABD’nin, Rusya hakkında olanlar bir tarafa, istihbarat iddialarını ciddiye almayacak, aynı zamanda ABD liderliğindeki Batı’nın panikle askeri güçlerini ve diplomatlarının çoğunu Ukrayna’dan çıkarması gerçek “müttefikler” olarak güvenilmez olduklarını da gösteriyor. Bu yine de geçen ağustosta Afganistan’da olanlardan sonra şaşırtıcı değil.

Önümüzdeki günlerde Ukrayna’nın doğusunda hiç kimsenin (potansiyel olarak paralı askerlerin yönettiği) kararlı bir Rus tepkisini kışkırtmaması durumunda, gözlemciler objektif olarak Batı’nın ABD liderliğindeki enformasyon savaşı kampanyasının sadece Moskova’yı ve hatta kendi “müttefikleri” Kiev’i değil aynı zamanda “3. Dünya Savaşı” konusunda içi içini yer hale getirilen Batı halkının kendisini de hedef aldığı sonucuna varabilirler. Bu Batı seçkinlerinin bencil gizli amaçları için kitlelere yalan söylemesinin yeni bir göze çarpan örneğidir. Bütün bunları daha da kötü hale getiren şey, ABD liderliğindeki Batı’nın eğer halkı ayağa kalkıp liderlerinin bu savaş kışkırtıcı yalanların kabul edilemez olduğunu anlamalarını sağlamazsa dersini almayacak olması.