Xinhua

Sağduyu bir piyasa ekonomisinin her zaman açıklık. Adalet ve ayrımcılık yapmama ilkelerine sahip olduğunu söyler. Ancak son yıllarda, bu kurallar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından büyük ölçüde küresel rekabette kendi çıkarlarını kazanmak için siyasi bir araç olarak kötüye kullanıldı.

ABD her zaman kendisinin piyasa kurallarının savunucusu olduğunu ileri sürer. Fakat, Washington ekonomik ve teknolojik üstünlüğünün tehdit altında olduğunu hissettiği her durumda, değişmez biçimde “ulusal güvenlik” bahanesi ile yabancı şirketlere zorbalık uygulamayı seçer.

Bu tür siyasileşmiş pratikler çoktan onun sürekli taktikleri haline geldi. Geçen ayın sonlarında ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) çoğunlukla kırsal bölgelerde çalışan ABD Telekom firmalarının, basmakalıp “ulusal güvenlik tehditlerini” bahane ederek, Huawei ve ZTE Corp dahil Çin şirketleri tarafından üretilen ağ ekipmanlarını kullanımdan kaldırmasının masraflarını karşılamak için 1,9 milyar dolarlık bir programı yürürlüğe koyduğunu açıkladı. Bu hareket, suçlamalarını destekleyecek hiçbir somut kanıt olmadığı için, ABD’nin Çin teknoloji şirketlerini karalama kampanyasının başka bir örneği. Sözde “ulusal güvenlik” ekonomik zorbalığı ve korumacı dürtülerini örten acemi siyasi bir kılıftan başka bir şey değil.

ABD PİYASA EKONOMİSİ KURALLARINI İZLEYEREK KENDİ ÇIKARLARINA HİZMET EDEBİLİR

LHTC Broadband şirketinin CEO’su James Kail’i şaşırtan şey, Huawei ekipmanlarında asla güvenliği tehdit eden bir şey görmemiş olması sadece ABD hükümetinin bu tür suçlamalarının ayyuka çıktığı son aylarda değil, aynı zamanda Huawei ile ortaklık içinde bulunduğu son beş yılda bile. Kail’in şirketi ülkedeki 7 bin kırsal topluluğa telefon, TV ve internet hizmeti sunuyor. Ve bin 600’den fazla hizmet bölgesinde Huawei ekipmanları hizmet veriyor. Buna ek olarak, Kail Huawei ekipmanlarının, çok seyrek olarak teknik destek gerektiren, mükemmel güvenilirlikle, “mükemmel biçimde iyi çalıştığını” söyledi.

Eğer ABD yönetimi savunduğu piyasa kurallarına saygı göstermek istiyorsa, yerel şirketlerin kimle çalışmak istedikleri konusunda kendi kararlarını vermesine izin vermesi gerekir. Birçok ABD Telekom hizmeti veren şirketin gözünde, yüksek kaliteli ve makul fiyatla ürürler sunan Huawei gibi şirketler her zaman ideal ortaklardır. Zaten, gümrük vergileri koymak, yabancı yatırımları engellemek ve küresel tedarik zincirlerini bozmak gibi piyasa ekonomisinin düzenine sorumsuz müdahaleler, piyasa kurallarının desteklenmesi yönünde acil çağrılarla birlikte, uluslararası toplumda ve ABD firmaları arasında şiddetli tepkilere ve antipatiye yol açtı,

Boeing’in Dave Calhoun mart ayında Washington’ı “bu iki ekonomik güç arasında serbest ticaret ortamını teşvik etmek için” Çin ile ticaretle ilgili siyasi sorunları çözmeye çağırdı. Washington’ın piyasa kuralları konusundaki çifte standardı açıkça iki yüzlülüğü ve küresel toplum karşısında küresel egemenlik peşinde koşmasını kanıtladı. Ekonomik küreselleşme çağında, geleceğin dalgalarının açıklık ve iş birliği olması gerekirken, kopma ve duvarlar örmek bugünün dünyasının ruhuna aykırıdır. ABD uzun dönemde ancak piyasa ekonomisi kurallarını gerçekten izleyerek kendi çıkarlarına hizmet edebileceğini anlamalıdır. Yoksa, kendi ayağına sıkacaktır.