Global Times

Ukrayna ile Rusya arasındaki askeri çatışma yedinci gününe girdi. Savaş, küresel ölçekte yeni bölünmeler ve çatışmalar yarattı. Aynı zamanda savaş alanının, Avrupa’nın ve hatta küresel durumun daha karmaşık ve belirsiz hale gelmesine sebep oluyor. Ancak, mevcut koşullar altında Ukrayna sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesinin kapısının tamamen kapalı olmadığını belirtmeliyiz.

Ukraynalı bir heyetin Rusya ile müzakereler için pazartesi günü Beyaz Rusya’ya geldiği ve görüşmenin aynı gün öğleden sonra gerçekleştiği bildirildi. Müzakerelerde hem taraflar hem de dış dünya kısa sürede bir atılım için çok umutlu olmasa da müzakere masasına dönmek her zaman iyi bir başlangıçtır. Dünyanın gerçekten barışsever ülkeleri ve güçleri, görünüşte zayıf olan bu dönüşü iyi kullanmalı ve ateşi körüklemek yerine barış görüşmelerini ilerletmek için daha fazlasını yapmalıdır.

ÇİN HER ZAMAN BARIŞÇIL ÇÖZÜMDEN YANA

Rusya-Ukrayna askeri çatışmasıyla ilgili bilgiler hızla değişiyor, eskisinden çok daha kafa karıştırıcı hale geliyor ve gerçeği yalandan ayırt etmek zorlaşıyor. Bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) kamuoyu savaşı giderek kızışıyor. Bazı seslerin çok yanıltıcı ve son derece yanlış bir şekilde “Çin’in özel sorumluluğu” teorisi oluşturmaya çalıştığını fark ettik. Hatta Rusya-Ukrayna krizi nedeniyle Çin’in imajını karalamak için dezenformasyon üretiyor. Belirtmek gerekir ki, Rusya-Ukrayna krizinde önemli bir taraf olan ABD kamuoyu tamamen ABD çıkarlarını savunmak için yapılmıştır. ABD kamuoyu, ABD ve Batı’nın açtığı çukuru Çin krize taraf olmasa da ona doldurmaya zorlamayı amaçlıyor. Böyle bir uygulama ne makul ne de adildir.

Sorumlu bir büyük ülke olarak Çin, hiçbir zaman muhalefeti ve çatışmayı kışkırtmamıştır. Bunun yerine Çin, Ukrayna krizinin barışçıl çözümüne yardımcı olacak tüm diplomatik çabaları proaktif olarak desteklemiş, teşvik etmiş ve Rusya ile Ukrayna arasında mümkün olan en kısa sürede doğrudan diyalog ve müzakerelere başlanmasını memnuniyetle karşılamıştır. Ayrıca Çin; Avrupa ve Rusya’nın Avrupa güvenlik sorunu üzerinde eşit bir temelde diyalog kurma, bölünmez güvenlik kavramını destekleme ve nihayetinde dengeli, etkili ve sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik mekanizması oluşturma çabalarını desteklemektedir.

ABD LİDERLİĞİNDEKİ NATO ÇÖZÜMÜN ANAHTARINI ELİNDE TUTUYOR

Gerginliğin hızla düşürülmesini teşvik etmek için Çin, barışı gerçekleştirmede yapıcı bir rol oynamaya isteklidir, ancak asla Washington’ın suyuna gitmeye uğraşmayacaktır. Ukrayna krizinin gelişimi boyunca ABD’nin krizi yarattığı, genişlettiği ve bundan çıkar sağladığı açık olarak görülmektedir. Şimdi bile, ortalığı karıştırmayı kesmiş durumda değil. Aynı zamanda, bencil çıkarları uğruna başkalarını uluslararası toplumu rehin almaya mahkum etmek için kendi kamuoyu makinesini kullandı.

Washington, Ukrayna krizinde “özel sorumlu taraf”tır. ABD liderliğindeki NATO, çözümün anahtarını sıkı sıkıya elinde tutmaktadır. Eski ABD Kongre Üyesi Tulsi Gabbard’ın bir röportajda söylediği gibi, “Biden, Ukrayna’nın NATO üyesi olmayacağını garanti ederek Rusya ile bir savaşı çok kolay önleyebilir.” Söylediği tamamen doğruydu, ancak ABD ana akım medyası ne yazık ki, bu gerçeği yalnızca seçici bir şekilde görmezden gelmekle kalmadı, aynı zamanda Ukrayna halkının acılarını kasten sömürdü ve tüketti.

DENGELİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR AVRUPA GÜVENLİK MEKANİZMASI OLUŞTURULMALI

Savaş bir oyun değildir. Fikir savaşı yeni çatışmaları teşvik etmekten başka bir amaca hizmet etmediğinden, Washington’ın bu sıkıntılı durumda kamuoyu savaşını durdurmasının zamanı geldi. Ukrayna sorununun evriminde son derece karmaşık tarihsel ve pratik faktörler bulunduğundan, bu tarihsel anlatıyı basitleştirmeye yönelik herhangi bir girişim, genellikle bencilce ve hatta kötü dürtülerle motive edilir. Hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın belirli bir düzeyde müzakere niyetine sahip olduğunu ve hem siyasi hem de diplomatik bir çözüm olasılığının mevcut olduğunu görmek önemlidir. Aynı zamanda Hindistan, Brezilya ve Arjantin de dâhil olmak üzere yükselen güçler, ABD’nin “kınamasını” takip etmediler, aksine rasyonel ve pragmatik sesler çıkardılar. Bu sesler, uluslararası toplumun önemli bir bölümünün görüşlerini temsil ediyor ancak Batı medyası tarafından basitçe görmezden geliniyor. Rusya-Ukrayna savaşının hükmü Batı’nın tekelinde olmamalı, uluslararası topluma teslim edilmelidir.

ABD liderliğindeki NATO, Soğuk Savaş’ın bir ürünüdür ve Rusya-Ukrayna krizi, özünde Soğuk Savaş’ın tabutunun Avrupa’da yeniden yarattığı bir yaradır. Avrupa, savaş ve barışın kavşağında duruyor. Rusya ile Ukrayna’nın temsilcileri müzakere masasına oturdu. Tüm taraflar daha sabırlı olmalıdır. Müzakereleri bencil kazanımlar uğruna başka bir savaş alanına dönüştürmek yerine uzlaşma koşulları yaratılmaya çalışılmalıdır. Özellikle Washington, kaosun kaynağı olmaya devam etmek yerine “özel sorumluluğu”nu üstlenmelidir.