CGTN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin için bu karmaşık dünyada rekabet ya da iş birliği etmenin bir sorun olmaması gerekir. Ancak Washington’daki birçok etkili kişi Çin’i bir hasım olarak görüyor. Berkeley’deki California Üniversitesi California-Çin İklim Enstitüsü Başkanı Jerry Brown “Çin tehdidini imkânsız biçimde uzlaşmaz olarak tanımlamak hayatta kalmak için iki ülkenin rekabet ettiği kadar iş birliği yapmak zorunda olduğu gerçeğini ıskaladığını” savundu.

Brown’ın makalesi sosyolog C. Wright Mills’in haklı olduklarını inanırken yanlış kararlar veren liderlere atfen icat ettiği “çatlak gerçekçilik” terimini ödünç alıyor. Brown Elbridge, Colby’nin yazdığı “İnkâr Stratejisi” kitabıyla ilgili yazdığı değerlendirme yazısında, Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerini büyük güç çatışması olarak görenlerin tanımını “düşman ilişkilerin bütün biçimlerini kapsayan müphem bir tanım” olarak görüyor. Eski Savunma Bakanı Jim Mattis’e bağlı olarak çalışan ve ABD savunma politikasını iyi bilen Colby, ABD’nin şu anda karşı karşıbeyaz sarayya olduğu en önemli tehdidi ne insan hakları ne de demokratik değerler ne de hatta terörizm olarak değil, aksine “devletler arası stratejik rekabet” olarak görüyor. Colby Asya’nın, küresel Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yüzde 40’ını ürettiği için dünyadaki en önemli bölge olduğunu düşünüyor ve Çin de bölgedeki en büyük güç olduğu için ABD’nin Çin’e karşı bir koalisyon inşa ederek bu tehdide karşı koyması gerektiğini düşünüyor. Ama Brown’a göre, Colby’nin fikirlerinin büyük ölçüde modası geçmiş. Brown “bunlar Kore savaşı, Vietnam ve Küba Füze Krizi’ne kadar geri giden şaşırtıcı istihbarat başarısızlıklarının sadece en son örnekleri.”

ÇİN BÜYÜYEN BİR EKONOMİYE SAHİP

Brown Amerikalı meslektaşlarının Colby gibi insanların sadece kitabında formüle ettiği Soğuk Savaş fikirleri nedeniyle değil, aynı zamanda Biden’ın Çin politika belirleme ekibindeki birçok danışmanın da Çin’e karşı benzer fikirleri olduğu için tehlikeli olduğu uyarısında bulunuyor. Örneğin, şu anda Biden’ın Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Çin direktörü olan Rush Doshi de Çin’in mevcut “düşmanca” stratejisi hakkında bir kitap yazdı ve bu kitapta bu stratejinin köklerinin uzun zaman önde, Çin’in sonunda ABD’ye karşı olmasına neden olan ve 1980lerin başı ile 1990’ların sonundaki üç olayda olduğunu belirtti.

Brown Colby ve Doshi’nin görüşlerinin iki ülke arasındaki rekabetin neden bu kadar tehlikeli olduğunu anlamak için pratik olduğunu düşünse de, bu yanlış hesabın 1. Dünya Savaşı gibi bir şeye yol açabileceği uyarısında bulunuyor. “Çok az kişi savaş ister ama oldukça rekabetçi aktörler köklü biçimde farklı tarihler ve toplumsal sistemlere dayanan artan biçimde düşmanca algıları besliyorlar.” Brown birçok Çinli yetkili ve akademisyenin de geçmişte uyardığı gibi bir yanlış hesabın neden ve nasıl yapılabileceğini söyleyerek devam ediyor: “ilk olarak Çin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) aksine, devasa ve büyüyen bir ekonomiye sahip, ikincisi, komşu ülkelerin büyük bir ticari ortağı, üçüncüsü, ABD dâhil dünyanın geri kalanına sıkıca bağlanmış durumda.”

“GEZEGEN GERÇEKÇİLİĞİ”

Eğer ABD bütün önemli alanlarda Çin’le ilişkileri koparma politikası izlerse o zaman her ikisi de ABD Dışişleri ve Savunma bakanlıklarında üst düzey makamlara sahip olan Melanie Hart ile Kelly Magsamen’ın ABD-Çin rekabeti için sundukları yeni stratejik çerçevede ileri sürdükleri gibi, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ndeki birçok ortağın Çin’den uzaklaşması gerekecek. Ancak Brown, bu uluslar ilk olarak “afet yardımı, okyanusların korunması, iklim girişimleri ve salgınla mücadele gibi kamu yararına işler konusunda ortaklık” isteyerek, Çin ile iş birliğini seçeceği için, bunun bir sıfır toplamlı stratejik oyun olmayacağına işaret ediyor.

Son olarak Brown Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in “insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir topluluk kurma” vizyonunu ile ilgili olarak “gezegen gerçekçiliği” terimini kullanıyor. Çinliler ve Amerikalar gezegende farklı ırklardan insanlar olmaları illa da her konuda farklı düşünmelerini gerektirmez. Bu gezegendeki bütün insanların sorunları farklı iş birliği çözümleri çözebilecekleri ve çözmeleri gerektiği anlamına gelir. Brown’ın belirttiği gibi, bunlar “karbon salımları, nükleer silahlar, virüsler ve yeni yıkıcı teknolojilerin neden olduğu benzeri görülmemiş küresel tehlikelerdir ve hiçbiri de tek bir ülke tarafından tek başına halledilemez