Nikkei Asia / Susannah Patton&Ashley Townshend&Tom Corben

AUKUS açıklanmadan önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden yönetiminin Hint-Pasifik bölgesine öncelik verdiğine ilişkin kanıtlar sınırlıydı. Elbette yönetim Çin hakkında çok konuştu, ancak Başkan Joe Biden bunu, aslında rekabet eden siyasi sistemler ve teknoloji yönetimi üzerine odaklanan 21. yüzyılı kimin kazanacağına dair uzun vadeli bir küresel yarışma olarak ifade etti. 

ABD yönetimi yetkilileri, Çin’in en güçlü avantajlara sahip olduğu bölge olan Hint-Pasifik’teki rekabet konusunda çok az aciliyet duygusu gösterdiler. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ilk olarak, bölgesel ihtiyaçları hızlandırmak amacıyla ABD Hint-Pasifik Komutanlığına fonları geleceğe yönelik askeri modernizasyon hesaplarına yönlendirmeyi amaçlayan bir program olan Pasifik Caydırıcılık Girişimi’ni feshetmeye çalıştı. Kabine seviyesinde bir yetkilinin Güneydoğu Asya’yı ziyaret etmesi neredeyse altı ay sürdü.  

Avustralya, ABD ve Birleşik Krallık’ı kapsayan AUKUS adlı genişletilmiş üçlü güvenlik ortaklığı yaratılması, Washington’ın önemli bir bölgesel ittifakı güçlendirmesi için yeni ve beklenmedik bir şey yapmasıyla bu anlatıyı değiştiriyor. ABD sadece daha önce yalnızca bir kez paylaştığı bir şey olan nükleer denizaltı teknolojisini paylaşmayı taahhüt etmekle kalmadı, açıklamanın yöntemi, AUKUS’un Çin’e yönelik güçlü bir acil caydırıcılık işareti olarak planlandığını gösteriyor. 

WASHINGTON HİNT-PASİFİK’TE BAŞARILI OLACAK BİR STRATEJİYE NE KADAR YAKIN?

Gerçekten AUKUS’un ortaya konulması, Biden yönetiminde ilk kez Hint-Pasifik’te kötüleşen stratejik ortamın ABD için önemi konusunda net olduğunu vurguladı. Geçen hafta yüz yüze yapılan QUAD Zirvesi’nde, dört lider aynı zamanda Washington’ın, Çin’i dengelemeye kararlı bölge ülkelerinin bir koalisyonu toplama yeteneği konusunda güçlü bir işaret gönderdi. QUAD’ın gündemi dağınık ve küresel teknoloji standartları ile bölgesel ittifak konusundaki koordinasyonun bölgesel güç dengesinde etkili olması yıllar sürecek. Yine de QUAD zamanla ABD’nin bölgesel stratejisi için önemli bir pratik araç olmayı vadediyor. Dolayısıyla Washington Hint-Pasifik’te başarılı olacak bir stratejiye ne kadar yakın?

Böyle bir stratejinin, Washington’ın şimdi bölgesel ittifakları güçlendirmek ve sağlam ileri askeri varlığı sağlamak için taahhütleriyle ilgili güçlü bir işaret göndermesiyle, ABD’yi barış zamanında bölgesel nüfus için rekabet etmesi ve Çin’den gelecek askeri tehditleri savuşturacak şekilde konumlandırması gerekiyor. Yeni Avustralya-ABD güç durumu girişimleri, ABD ordusunun hava, kara ve deniz unsurlarının Avustralya’daki üsler ile destek tesislerine erişimini artıracak, potansiyel olarak bölgede denizaltı, savaş gemileri ve bombardıman uçaklarının rotasyonlarının genişletilmesinin önünü açacak. 

AUKUS ÇİN’E YÖNELİK GÜÇLÜ BİR CAYDIRICILIK İŞARETİ OLARAK PLANLANDI

Avustralya’nın stratejik ağırlığı her iki anlaşma sayesinde büyüyecek, Canberra’nın uygun bölgesel güç dengesini desteklemede daha fazla aktif rol oynamasına olanak sağlayacaktır. ABD, Misafir Güçler Anlaşması’nın yenilenmesini takiben Filipinler’deki askeri varlığını güçlendirme konusunda da iyimser. Kıdemli Pentagon yetkilileri, Çin’i ilk ada zinciri boyunca hızlı saldırganlık başlatma yeteneğinden yoksun bırakmak stratejisini kabul etti. Ve ABD Kongresi başkanın 2022 yılı savunma bütçesine genellikle kısa vadeli askeri kapasiteyi sürdürmek için 25 milyar dolar eklemeye hazırlanıyor. 

Fakat bütün bunların yeterince hızlı olacağını söylemek için çok erken. Duruş girişimlerinin uygulanması zaman alıcı ve Pentagon bölgede 20 yılda çok az ilerleme kaydetti. Çin’in 2020 yılında ortaya koyduğu askeri güçlüklerle uğraşmak için hızlı çalışmak önemlidir. 

ABD’nin müttefikleri, Washington’ın kısa ve uzun vadeli caydırıcılık gereksinimlerini nasıl karşılayacağını planladığını öğrenmek için ABD yönetiminin Küresel Güç Duruş İncelemesi ve yeni Ulusal Savunma Stratejisi’nin sonuçlarını izleyecek. Güneydoğu Asya’da ABD yönetimi bölgeyi başarılı ziyaretinin ardından doğru şeyleri yapmaya ve söylemeye devam etti. Ancak daha büyük bir sorun devam ediyor, o da bazılarının ABD’nin sattığı şeyi beğenmemesi. Endonezya ile Malezya’nın AUKUS anlaşması hakkındaki açıklamaları, artan bölgesel gerilimler ve istikrarsızlık hakkındaki kaygılarını yansıtıyor, onlar bunun sadece Beijing tarafından olduğu kadar ABD-Çin dinamikleri tarafından da yönlendirildiğini görüyorlar.  

AUKUS, ABD HİNT-PASİFİK STRATEJİSİNİN BAŞLANGICINI GÖSTERİYOR

QUAD’ın açıklamasında Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) merkezde olmasına ilişkin atıfta bulunması, Güneydoğu Asya ülkelerinin bölgenin güvenlik işlerinde giderek seyirci kaldığı izlenimini dengelemek için çok az şey yapacaktır. Her şeyden önemlisi eksik ekonomik bileşen muhtemelen ABD’nin bölgedeki stratejisinde en zayıf unsur olarak kalıyor. ABD’nin bölge ülkeleriyle yaptığı yakındaki toplantıların ve QUAD açıklamasının sonucu, ticarete dayalı bir strateji görmeyi veya altyapı konusunda çabaların artırılmasını uman kimselere hiçbir şekilde cesaret vermiyor. Çin’in Kapsamlı ve Yenilikçi Trans-Pasifik Ortalık Anlaşması’na (CPTPP) katılma başvurusu üye ülkeler tarafından ciddiye alınırsa, Amerika’nın çıkarlarının yenilenmesinde en iyi destek olabilir. 

Son olarak ikna edici bir ABD bölgesel stratejisi, ABD yönetiminin ABD-Çin ilişkisini yönetmesi için kendi zafer teorisini açıkça ifade etmesini de gerektiriyor. Biden’ın geçen hafta Birleşmiş Milletler’deki (BM), “yeni bir Soğuk Savaş aramıyoruz” açıklaması, özellikle onun demokrasi ve otokrasi arasındaki rekabete odaklanması bu tür bir çatışmaya işaret ediyor gibi görünüyorsa yeterli değil. Bölge ülkeleri rekabetçi bir arada yaşamanın nasıl mümkün olacağını bilmek istiyor. Bu eksikliklere rağmen, Washington’ın son Hint-Pasifik adımlarında beğenilecek çok şey var. Sürpriz AUKUS açıklamasıyla Washington şu soruyu gündeme getirdi: Hint-Pasifik’te uygun bir dengeyi sürdürmek için başka ne yapılabilir? Washington ve müttefiklerinin Beijing’in sormasını umduğu şey bu.