Global Times

Son günlerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Rusya-Ukrayna savaşının ne zaman bitebileceği konusunda görüşlerini açıkladı. Sullivan geçen hafta perşembe günü “Ukrayna’daki çatışmaların aylarca ya da daha uzun sürebileceğini” söyledi. Blinken ve Price çatışmanın 2022’nin sonuna kadar devam edebileceğini söyledi. Bunların Washington’ın bir değerlendirmesi olmaktan çok gerçek niyeti olduğuna dair işaretler var.

Bu tahmin, genel olarak çatışmanın mayısta bitebileceğini belirten bir önceki tahminden 7 ay daha uzun. Ukrayna krizinin ortaya çıkmasından sonra Washington’ın neredeyse bütün yaptıkları, savaşı uzatmaya yönelikti ve bu amaca yönelik her türlü seferberlik ve “çaba” gösterildi. Washington’ın bu tahmini aslında Ukrayna’ya devam etmesini söylemek ve “seni destekliyoruz” demektir. Ukrayna bir piyon olarak aşırı sömürülüyor.

WASHINGTON’IN GERÇEK AMACI; “KAOSTAN FAYDALANMAK”

Rusya-Ukrayna çatışması 50 günden fazla bir zamandır sürerken, “Ukrayna’yı kurtarmanın” sadece ABD’nin görünüşte yaratmak istediği bir “tiyatro efekti” olduğu daha fazla açıklığa kavuştu. Barışı manipüle etmek ve kaostan faydalanmak Washington’ın gerçek amacıydı. Pentagon geçen hafta çarşamba günü, daha hızlı silah üretilmesi konusunu görüşmek için ABD’nin en büyük 8 silah üreticisinin yöneticileri ağırladı. Bu askeri-sanayi komplekslerinin silah stokları başka bir artışın eşiğinde gibi görünüyor. ABD askeri-sanayi kompleksi savaşın uzamasından en doğrudan ve en büyük yararlanacak kesimdir. Buna ek olarak, Rusya’nın azami tüketimi yapmasını tetiklemek, Avrupa’yı kendi yanına çekmek için “Rusya tehdidi teorisini” kullanmak ve NATO’yu en büyük ölçüde manipüle etmek ABD’nin bu savaştan beklediği kana bulanmış “jeopolitik kazançlardır.”

Dolayısıyla, ABD başkanı Joe Biden tekrar tekrar NATO ile Rusya arasında doğrudan bir çatışma “önlemek için çaba göstermemiz gereken 3. Dünya Savaşı’dır” dese de, ABD’nin politikaları durumu bu yönde tırmandırmış görünüyor. Rusya-Ukrayna çatışmasının başlamasından kısa süre sonra, iki ülke görüşmeler yoluyla bir ateşkes sağlamak istediklerini gösterdi ve birden fazla görüşme turu yaptı. Beşinci tur görüşmelerde Rusya ile Ukrayna tutumlarında birbirlerine yakınlaştı ve olumlu işaretler verdi. Ancak Ukrayna kısa süre sonra, asla NATO’ya katılmayacağı gibi konulardaki tutumunu değiştirdi ve görüşmeler fiili bir tıkanmaya girdi. Bu belki de kısmen Ukrayna’nın bir pazarlık taktiği olabilir ama bunun temel nedenini herkes biliyor. İşler Washington’ın senaryosuna göre gelişmediği zaman ABD uzlaşmayı ve görüşmelerin temelini baltalamak için müdahale etti.

MEVCUT DURUM “SOĞUK SAVAŞ’TAN” DAHA TEHLİKELİ BİR SENARYOYA DOĞRU GİDİYOR

Ukrayna krizinin ortaya çıkmasından sonra insanlar “yeni bir Soğuk Savaş’ın” gelmesinden korktu. Ama mevcut durum sadece bir “Soğuk Savaş’tan” daha tehlikeli bir senaryoya doğru gidiyor. Çünkü Soğuk Savaş sırasında iki kamp güvenliğin karşılıklı olduğu konusunda bir anlaşmaya varmıştı. İki taraf kendilerini tuttu ve askeri ve ideolojik zıtlaşmaları sırasında uzun süreli olarak barışı korudu. ABD’nin şimdiki, “Rusya’yı yenme” politikası “bastırmanın” ötesine geçti ve elbette Ukrayna barışı açıkça ABD’nin önceliklerinden birisi değil. Şu anki ABD Soğuk Savaş’ın bitiminden kısa süre sonra dünyada tek süper güç olduğu zamanki kadar hegemonyacı ve küstah.

Rusya-Ukrayna çatışması devam ettiği sürece Washington’ın jeopolitik iştahı kabarıyor. ABD medyası, ABD ile müttefiklerinin, Rusya’yı “aktif biçimde izole edip zayıflatmak istedikleri” “çok daha farklı bir dünyayı” planlamaya başladıklarını bildiriyor. ABD’nin yaygarasını yaptığı “güvenlik endişesi” İsveç ve Finlandiya gibi tarafsız ülkelerin NATO’ya katılmayı istemelerine neden oldu. Bu ayrıca Avrupa ile Rusya’yı güvenlik konusundaki anlaşmazlık bakımından kısır bir döngüye soktu.

Yine de, ABD stratejisi “demokrasiyi teşviki” gibi bir bumerang etkisiyle sonuçlansın ya da sonuçlanmasın, Rusya ABD’nin dünyayı bölme niyetinin “tahmin edilemez sonuçları” konusunda uyarısını yaptı. Daha da tehlikelisi, Ukrayna krizinde kan kokusu alan Washington bu yaklaşımı küreselleştirmeyi çok istiyor. İnsanlar Washington’ın, Rusya-Ukrayna çatışmasından, çatışmayı Hint-pasifik tutumuna bağlayarak en büyük çıkarı elde etmeye çalıştığını görüyor. ABD bir yandan NATO’yu proaktif biçimde doğuya yöneltiyor, öte yandan da Asya-Pasifik’te sorun yaratmak için hiçbir çabadan kaçınmıyor. ABD ilk kez Japonya ve Güney Kore dışişleri bakanlarını NATO dışişleri bakanları toplantısına çağırdı, Japonya’yı AUKUS’a bağlamaya çalıştı ve Taiwan sorunu konusundaki manipülasyonlarını artırdı. Washington aşırı jeopolitik oyunlara girişerek artan bir şekilde kaoslar ve savaşların kaynağı haline geliyor, herkesin buna dikkat edip önlemlerini alması gerekir.