CGTN / John Gong

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden arasındaki beklenen video konferans görüşmesi 18 Mart gecesi yapıldı. Beyaz Saray çok kısa bir basın açıklaması yaptı. Uluslararası ilişkiler uzmanları bana, Amerikan tarafının bunun gibi bir olayla ilgili kısa bir şey yayınladığı her zaman, olayın genellikle olumlu sonuçlanmış olduğunu söyledi.

Olayla ilgili resmi Çin menşeili Xinhua haber ajansının haberi oldukça uzundu. Haberde öne çıkarılması gereken birkaç kilit mesaj var. Bunların en önemlisi, Başkan Biden’ın açıklamasından bir paragrafın yanı sıra Biden’ın kesin olarak söylediği şeyi teyit ettiği başka bir paragraf içeriyor. Başka bir deyişle, şu kısım Xinhua’nın haberinde iki kez yer aldı, bir kez Biden tarafından ve bir kez de Biden’dan alıntı yapan Xi, tarafından:

“ABD, Çin ile yeni bir Soğuk Savaş’a girmek istemiyor, Çin’in sistemini değiştirmeyi hedeflemiyor, ittifaklarının canlandırılması Çin’i hedef almıyor, ABD ‘Taiwan’ın bağımsızlığını’ desteklemiyor ve Çin ile bir çatışmaya girme yönünde herhangi bir niyeti yok.”

ÇİN VE ABD DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİ EKONOMİSİ

Bunların, bu tarihsel görüşmede iki kez dile getirilmesi bu vaatler setinin önemini gösteriyor. Biden’ın ABD adına, bunları teyit etmesi açıkça iki ülke arasında, özellikle Ukrayna çatışmasının ışığında kritik bir anda, herhangi bir iş birliği potansiyelinin temeli olarak hizmet ediyor. Xi de kasımdaki son çevrim içi görüşmelerinde vardıkları anlaşmanın ABD tarafında bazı kişiler tarafından tamamen izlenmediği konusunu gündeme getirdi.

Çin’in Ukrayna ile ilgili tutumu bakımından, bazı noktalar da bildirildi. İlk olarak Xi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) iki daimi üyesi ve dünyanın en büyük iki ekonomisi olarak ABD ile Çin’in dünya barışı ve istikrarı için çalışmak için uluslararası sorumlulukları olduğuna işaret etti. Çin, Ukrayna’daki insani krizi ele almak için çözümler önerdi ve daha fazla katı yapmaya da istekli. Çin diğer ülkelerle birlikte barışçı bir çözüm için görüşme çabalarını da destekliyor. Beyaz Saray basın açıklaması aynı zamanda “Başkanın krize diplomatik çözüm bulunmasını desteklediğini vurguladığından” bahsetti. Dolayısıyla, Çin ve ABD bu konuda aynı tarafta gibi görünüyor.

Yine de Xi, ABD ile NATO’nun Rusya ve Ukrayna’nın güvenlik endişelerini ele almak için Rusya ile doğrudan diyaloğa girmesini de önerdi. Washington’ın bu öneriye yanıtı bilinmiyor. Yaptırımlara gelince Çin’in, Washington’ın son zorlayıcı söylemine karşı bazı tepkileri olacak gibi görünüyor. Ama kesinlikle, bu Çin’in Rusya’nın yanında olacağı anlamına da gelmiyor. Xi topyekûn ve ayırt edici olmayan yaptırımların sadece sıradan insanlara zarar vereceğini ve daha da artırılırsa ticaret, finans, enerji, gıda ve üretim-tedarik zinciri ağlarında ağır bir küresel krize yol açacağını söyledi.

GÖRÜŞMELER DEVAM ETMELİ

Beyaz Saray basın açıklamasında Biden’ın “Çin’in Rusya’ya maddi destek vermesinin sonuçları ve etkilerini tanımladığını…” belirttiğini de söylemek gerekir. “Maddi desteğin” tanımı burada kilit bir konu gibi görünüyor.

Hindistan, Türkiye, Brezilya ve diğer büyük ekonomiler dâhil, başka birçok ülkenin yaptığı gibi, Rusya ile ticari ilişkilere devam etmek “maddi destek” olur mu? Beyaz Saray’ın “maddi destek” dediği şeyin, muhtemelen askeri ekipman tedariki anlamına geldiğini varsayacağım. Bu söylem ilk kez bir Financial Times haberinde kullanıldı. Ama Çin zaten bunu reddetti ve adı açıklanmayan Pentagon kaynaklarına dayandırılan böyle bir niyetin tamamen dezenformasyon olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Xi’nin video görüşmede dile getirdiği üzere, şartlar ne olursa olsun, barışa bir yer yaratmak ve siyasi çözüme bir alan açmak için her zaman siyasi bir cesaret gerekecek. Rusya-Ukrayna çatışmanın tek çözümü, bu mevcut durumun daha da kötüleşmesine ve yerel halkın acı çekmesine yol açacağı için yaptırımlara değil, görüşmelere dayanmalıdır.