CGTN / Hannan Hussain   

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 15 Aralık’ta yaptıkları video görüşmesinde çok taraflılığı desteklemek için ortak iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştılar ve gelecek yıl yapılacak Beijing Kış Olimpiyatları ile ilgili beklentilerini birleştirirken, Moskova’nın Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) meşru güvenlik taleplerini desteklediklerini açıkça ortaya koydular.

Xi görüşmede “biz iki tarafın merkezi çıkarları ve iki ülkenin onurunun korunması ile ilgili konularda birbirimizi destekliyoruz” dedi. Xi ayrıca “Belirli uluslararası güçlerin Çin ve Rusya’nın iç işlerine karıştıklarını ve uluslararası hukuk ve kabul edilmiş uluslararası ilişkiler kurallarını vahşice ayaklar altına aldıklarını” ekledi.

Yabancı müdahalesine karşı güçlü bir uyarı daha iyi bir zamanda yapılamazdı. Rusya açısından, NATO’nun doğuya doğru genişleme ihtimaline Rusya’nın çevresindeki bölgenin silahlandırılması ihtimalinin eklenmesi, Rusya’nın haklı olarak egemen kırmızı çizgileri olarak açıkladığı şeyler üzerinde ABD ile inanılır müzakereler yapılmasını gerektiriyor. İşte burada Xi’nin Putin’in yazılı güvenlik garantileri taleplerine verdiği destek ortak güvenlik endişeleri açısından memnuniyet verici bir destek oldu ve açık bir mesajla güçlendirildi: Belirli Batılı güçler Çin ve Rusya’nın birbirlerinin çevrelerindeki merkezi güvenlik belirleyicilerini koruma etkenlerini hafife almamalıdır.

Xi ve Putin’in ticarete uygun gelişmiş altyapı ve finansal bağımsızlık konusuna artan vurgusu da doğru yolda atılmış bir adım. Her şeyden öte, bu vurgu seçili Batılı güçlerin, sözde Rusya’nın saldırganlığı ve kışkırtmaları hayallerinin beslediği, Rusya’ya tek taraflı yaptırım koyma konusundaki bir dizi tehdidinden sonra geldi.

Ancak Xi ve Putin’in çarşamba günü gösterdikleri ortak anlayışın gösterdiği gibi, iki ülkeye yönelik dış müdahaleler iki ülke arasında bir “ayrılıkla” sonuçlanamaz. Aksine, iki liderin ikili ilişkilerinin sürdürülebilir şekilde daha da geliştirme isteği Batı’dan gelen finansal tehditlerin büyük anlamsızlığını ortaya koydu.

Çevrim içi görüşme ne Rusya’nın ne de Çin’in blok politikasının taraftarları ya da aynı anlayıştakilerin demokrasi gruplaşmalarının karşıtı olarak görülmeyeceklerini açığa çıkarmada uygun bir rol oynadı. Xi, “Bir ülkenin demokratik olup olmaması ve demokrasiyi en iyi nasıl gerçekleştireceği ancak kendi halkının karar verebileceği bir şeydir.” dedi.

Rusya’nın da benzer varsayımları “çok verimsiz” ve küresel iş birliğine karşı olarak görmesi Çin-Rusya anlayışında uluslararası ilişki ve karşılıklı saygı ruhuna uygun düştü.

ABD’nin 2022 Kış Olimpiyatlarına resmi yetkilileri göndermemesinin etkisi Beijing’deki Oyunlar sahnenin merkezini işgal etiği için kayboluyor.  Fransa gibi bazı önemli güçlerin de ABD’ni Çin karşıtı anlatısına katılmayı reddetmelerinden sonra, Devlet Başkanı Putin’in gelecek yıl Beijing Olimpiyatları’nın açılışına şahsen katılacağı konusundaki memnuniyet verici kararı da bunun son göstergesi oldu.

Çin’in spor yarışmalarındaki başarısının en üst düzeyde olduğuna değinen Putin, sporun ve bir bütün olarak Olimpiyat hareketinin siyasileştirilmesine karşı birleşik bir duruş açıklaması doğru bir harekettir. Daha da önemlisi, Rusya devlet başkanının Çin-Rusya ilişkilerinin her zaman “sporu siyasileştirme konusundaki her girişimi reddetme dâhil, uluslararası spor iş birliği sorunlarında” ortak destek verdiklerini kabul etmesi, ABD ve müttefiklerini her gün çığırtkanlığını yaparken tersini yaparak, dünyada sportif özgürlüğü bir inanılırlık meseli haline getirirken, bu konuyu ciddi biçimde düşünmeye çağırıyor.

Son olarak, Xi-Putin görüşmesi, birbirlerinin içişlerine karışmamanın, bunun gelişen ilişkilerinin bir temeli olmasına nasıl yardımcı olduğunu göstermenin önemini artırdı. Putin görüşmede, “iki ülke arasında (birbirlerinin) içişlerine karışmama gibi ilkesel meselelere dayalı yeni bir iş birliği modeli kurulduğunu” söyledi.

Her iki ülke ekonomik ve ticarette iş birliğinin genişlemesinin devam etmesi, uzay projeleri, enerji ve teknolojide önemli adımlar atma sözü verirken, Çin ve Rusya’nın kapsamlı stratejik ortaklıklarının çizgilerini yeniden tanımlamayı başardıklarına kuşku yok.

Basitçe söylemek gerekirse, bu, ilerleme eğrisinin hep yukarıya doğru olmasını garanti altına alan, egemen çıkarlara karşı hassasiyet ve geçmiş testlerin takdire şayan biçimde geçilmesiyle göze çarpan, bütün şartlarda gerçekleşen bir büyümedir.