Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden arasındaki ilk sanal zirve salı günü tamamlandı. Liderler zirvede stratejik ve temel önemde ilişkileri ele aldılar. Üç buçuk saat süren zirveyi yorumlayan Çinli uzmanlar tarafların stratejik rekabete karşın belirli alanlarda iş birliğine gidebileceği ve ihtilafların çatışmaya varmaması için diyalog mekanizmasının tesis edilebileceğini dile getirdi.

Çin Merkezi Televizyonu’nun görüşmeye dair yayımladığı görüntülerde Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Joe Biden’a “eski dost” olarak seslendiği ve kendisini görmekten memnun olduğunu dile getirdiği görüldü. Xi Jinping, küresel sorunların çözümü noktasında iki ülkenin iş birliğinin hayati olduğunu söyleyerek dünyanın küçük bir kasabaya benzediğinin altını çizdi.

Dünya’nın en büyük iki ekonomisi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri olan Çin ve ABD’nin sorumlu güçler olarak davranması gerektiğini belirten Xi, iş birliği yapılması gereken alanlar arasında COVID-19 ve iklim değişikliği ile mücadeleyi sıraladı. Xi Jinping “Çin ve ABD birbirine saygı duymalı, barış içinde bir arada yaşamalı ve kazan-kazan anlayışına dayanan iş birliği yolunu takip etmelidir.” diye konuştu.

ÖNÜMÜZDEKİ 50 YILIN EN ÖNEMLİ OLAYI

Beijing yönetiminin, ilişkilerin olumlu bir yönde seyretmesi için çalışmaya hazır olduğu aktaran Xi Jinping, 3 temel ilkeyi gündeme getirdi. Çin Cumhurbaşkanı bahsi geçen ilkeleri yönetim modellerine, temel çıkarlara ve kalkınma haklarına saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan iş birliği olarak sıraladı.

“Dünya iki ülkenin birlikte ve ayrı olarak gelişebileceği kadar büyük. Yapılması gereken doğru şey, kazananı olmayan ya da “ben yendim-sen kaybettin” anlayışı yerine karşılıklı faydadır.” diyen Xi Jinping, konuşmasına şöyle devam etti:

“Önümüzdeki 50 yıl uluslararası ilişkilerin en önemli olayı Çin ve ABD’nin beraberce doğru yolu bulmasıdır. Tarih adil bir mahkemedir. Devlet adamlarının doğru ya da yanlış, zafer ya da hezimet olsun yaptıkları her şey tarih tarafından kayıt altına alınacaktır. Umulur ki Başkan Biden, siyasi liderliğini kanıtlasın ve ABD-Çin ilişkilerini mantık ve pragmatizm temeline geri döndürsün.”

BIDEN’DAN Xİ’YE ÜÇ SÖZ

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile başkanlık süresince 2 kez telefonda görüşen ABD Başkanı Joe Biden da görüntülü zirvede ilişkileri samimi bir şekilde ilerletmek istediği öne sürdü. İki liderin sorunları krize çevirmeyecek kadar sorumlu olduğuna işaret eden Biden “Özellikle iklim değişikliği gibi tüm dünyayı ilgilendiren ana konularda iş birliği” yapmak istediğini vurguladı. Biden “İki ülke arasındaki ilişkiler sadece bizim değil tüm dünya üzerinde devasa bir etki bırakıyor.” tespitinde bulundu.

Yeni bir Soğuk Savaş peşinde olmadıklarını savunan ABD lideri ayrıca Çin’in siyasi sistemini değiştirme girişiminde bulunmayacakları, Çin karşıtı ittifakları canlandırmayacakları ve Çin ile çatışmaya girme niyetleri olmayacağı yönünde üç söz verdi. Joe Biden ayrıca Taiwan’ın bağımsızlığını desteklemediklerini ve “Tek Çin” ilkesine bağlı kalmayı sürdüklerini yineledi.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, konuşmasında “Sabrımız var ve barışçıl biçimde yeniden birleşme için çaba göstereceğiz. Buna karşın ‘Taiwan bağımsızlığı’ için hareket eden güçler bizi kışkırtırlarsa, elimizi zorlarlarsa ve hatta kırmızı çizgileri geçerlerse kararlı önlemler almak zorunda kalacağız.” sözleri ile uyarıda bulunmuştu.

“ABD İLİŞKİLERİ TEK TARAFLI TANIMLAYAMIYOR”

Çin ve ABD arasında sona eren zirveyi uluslararası ilişkiler uzmanları da yakından takip etti. Fudan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Dekanı Wu Xinbo, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada iki liderin kişisel olarak yakın ilişkiler içinde olmasının görüşmeye yansıdığı aktardı. Zirvenin ilişkilerin geleceğine yansıyacağını vurgulayan Wu “Gerçek şu ki, Çin ve ABD rekabetlerini yönetmeye çalışması kendi başına dünyaya olumlu bir mesajdır.” dedi.  Peking Üniversitesi’nden Çin-ABD ilişkileri uzmanı Wang Dong ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“ Sanal zirvenin saati Çin’de mesai süresi içindeyken, Amerika’da gece geç saatlere denk geldi. Bu da hangi tarafından daha istekli olduğunu açıkça gösteriyor. Mart ayıunda Alaska’da, temmuzda Tianjin kentinde ve ekimde İsviçre’nin Zürih kentindeki temaslardan bu yana Çin, ikili ilişkilerde inisiyatif alıyor. ABD’nin ikili ilişkileri tek taraflı biçimde tanımlama dönemi sona erdi. İki ülke eşit ve adil bir diyalog dönemine giriş yaptı.”